Yusuf Akçura (2 Aralık 1876, Simbirsk - 11 Mart 1935, İstanbul), Türkçülük düşüncesinin kurucu isimlerinden biri olan düşünür, tarihçi ve siyaset adamıdır. Rusya İmparatorluğu'ndaki Simbirsk'te (bugünkü Ulyanovsk) soylu bir Kazan Tatarı ailesinin çocuğu olarak doğmuştur. Babası Hasan Bey bir kumaş fabrikası sahibiydi. İki yaşında babasını kaybetmiş, 1883'te annesiyle İstanbul'a göç etmiş; annesinin yeniden evlendiği Osman Bey, onu askerî eğitime yönlendirmiştir.
Eğitimini Kuleli Askerî Lisesi'nde ve Harp Okulu'nda sürdürmüştür. Harp Okulu'nun Erkân-ı Harbiye (kurmay) bölümündeyken Türkçü hareketlere katıldığı gerekçesiyle divanıharbe verilmiş ve Trablusgarp'a (Fizan) sürülmüştür. 1899'da buradan kaçarak Fransa'ya gitmiş, Paris'te Siyasal Bilgiler Okulu'nda (Serbest Siyasi İlimler Mektebi) üç yıl okuyup sınıfını üçüncülükle bitirmiştir; bitirme tezini Osmanlı devlet kurumları üzerine yazmıştır.
Paris dönüşünde İstanbul'a girmesine izin verilmediği için Kazan'a dönmüş ve 1903-1908 yılları arasında burada tarih, coğrafya ve Osmanlı Türkçesi edebiyatı okutmuştur. Bu dönemde en ünlü eseri olan 'Üç Tarz-ı Siyaset'i kaleme almıştır. 1904'te yazdığı, 1905'te Kahire'de yayımlanan 'Türk' gazetesinde yayımlanan bu metin, Türkçülük hareketinin manifestosu kabul edilir. Ayrıca 'Kazan Muhbiri' gazetesini kurmuş ve Rusya Müslümanlarının siyasi örgütlenmesine katkıda bulunmuştur.
'Üç Tarz-ı Siyaset'te Akçura, Osmanlı Devleti'nin kurtuluşu için üç siyasi yol arasında bir tercih yapılması gerektiğini tartışır: Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülük. Osmanlıcılığı artık işlevini yitirmiş ve uygulanamaz bulmuş; İslamcılığı örgütleyici gücü bakımından değerli saymakla birlikte milliyet gelişimini engellediğini öne sürmüş; Türkçülüğü ise en gerçekçi ve uygulanabilir yol olarak görmüştür. Bu metin, Türk milliyetçiliğinin sistematik bir siyasi program olarak ortaya konulduğu temel eserlerden biridir.
1908'de İstanbul'a dönerek Darülfünun ve Mülkiye'de tarih dersleri vermiştir. Aynı yıl Türk Derneği'nin, 1911'de Türk Yurdu Cemiyeti'nin kurulmasına katılmış ve derneğin yayın organı olan 'Türk Yurdu' dergisini on yedi yıl boyunca yönetmiştir. 1912'de Türk Ocağı'nın kuruluşunda etkin rol oynamıştır. Ziya Gökalp'in daha devletçi milliyetçiliğinden farklı olarak, toplumsal bütünleşmeyi önemseyen bir milliyetçilik anlayışını savunmuştur.
Millî Mücadele döneminde Anadolu'ya geçmiş, Hariciye Vekâleti Umûr-ı Şarkiye Müdürlüğü gibi görevlerde bulunmuştur. 1923'te İstanbul milletvekili seçilmiş ve İstanbul'un İtilaf Devletleri temsilcilerinden TBMM adına teslim alınmasında rol oynamıştır. 1925'ten itibaren Ankara Hukuk Mektebi'nde siyasi tarih dersleri vermiş, Mustafa Kemal'in kültürel ve siyasi danışmanlarından biri olmuştur.
1931'de Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti'nin (Türk Tarih Kurumu) kurulmasıyla görevlendirilmiş, 1932'de kurumun başkanı olmuş ve bu görevi ölümüne dek sürdürmüştür. Birinci Türk Tarih Kongresi'nin yönetimini üstlenmiş, 1933 üniversite reformunun ardından İstanbul Üniversitesi'nde siyasi tarih profesörü olmuştur. 'Üç Tarz-ı Siyaset'in yanı sıra 'Mevkufiyet Hatıraları', Osmanlı'nın dağılma dönemine ilişkin çalışmalar ve Türk milliyetçiliğinin kökenleri üzerine eserler bırakmıştır.
11 Mart 1935'te İstanbul'da geçirdiği kalp krizi sonucu vefat etmiş, Edirnekapı Şehitliği'ne defnedilmiştir. Yusuf Akçura, Ziya Gökalp'le birlikte Türkçülüğün kurucu düşünürlerinden kabul edilir. Hem Rusya Türklerinin hem de Osmanlı-Türk aydınlarının dünyasını birleştiren konumu, Türk milliyetçiliğine getirdiği teorik çerçeve ve Türk tarih yazımına yaptığı katkılarla 20. yüzyıl Türk düşünce tarihinde kalıcı bir iz bırakmıştır.
