Ziya Gökalp (asıl adı Mehmed Ziya; 23 Mart 1876, Çermik, Diyarbakır – 25 Ekim 1924, İstanbul), Türk sosyolog, yazar, şair ve siyaset adamıdır. Osmanlı Devleti'nin çöküş döneminde Türk milliyetçiliği düşüncesine kuramsal bir çerçeve kazandıran isim olarak öne çıkar ve çoğunlukla 'Türkçülüğün babası' sıfatıyla anılır. Babası Tevfik Efendi bir devlet memuru, annesi ise köklü Pirinççizade ailesine mensuptu.
İlk ve orta öğrenimini Diyarbakır'da gördü; gençlik yıllarında yaşadığı düşünsel bunalım ve ailesinin dinî beklentileriyle felsefeye olan ilgisi arasındaki çatışma, onu bir intihar girişimine kadar sürükledi. İstanbul'da baytar mektebinde okurken Jön Türk çevreleriyle tanıştı ve İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne katıldı; bu nedenle 1898'de tutuklandı ve ardından Diyarbakır'a sürgüne gönderildi. 1908 Jön Türk Devrimi'ne kadar burada kaldı ve yerel düzeyde siyasi faaliyetlerde bulundu.
1908'den sonra etkisi hızla arttı. İttihat ve Terakki içinde önemli bir fikir adamı hâline geldi, bir dönem mebusluk yaptı ve 1915'te İstanbul Darülfünunu'nda Türkiye'nin ilk sosyoloji profesörü oldu. Türk Ocağı'nın kuruluşunda yer aldı ve Türk Yurdu gibi yayınlarda yazdığı yazılarla milliyetçi düşüncenin yaygınlaşmasına katkıda bulundu. Fransız sosyolog Émile Durkheim'ın görüşlerinden etkilenerek, toplumu meslek grupları temelinde dayanışma içinde gören bir anlayışı benimsedi; hem liberal kapitalizme hem de sınıf çatışmasına dayalı sosyalizme mesafeli durdu.
Düşünce sisteminde Türk milliyetçiliğini, İslam kimliğini ve Batılı anlamda çağdaşlaşmayı birleştirmeye çalıştı; bu sentezi 'Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak' formülüyle özetledi. Kültür (hars) ile medeniyet arasında ayrım yaptı; milletlerin kendi millî kültürlerini korurken evrensel medeniyete katkı sağlamaları gerektiğini savundu. Halk kültürünü, Osmanlı saray geleneğinin karşısında bir değer kaynağı olarak öne çıkardı.
Mondros Mütarekesi'nin ardından İstanbul'un işgali döneminde İngilizler tarafından tutuklanarak Malta'ya sürüldü; burada geçirdiği yaklaşık iki yıl boyunca yazdığı mektuplar sonradan kitaplaştırıldı. Yurda döndükten sonra 1923-1924 arasında Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde milletvekili olarak görev yaptı ve Maarif Vekâleti'ndeki telif-tercüme çalışmalarına katkıda bulundu. Başlıca eserleri arasında Kızıl Elma (1914), Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak (1918), en tanınmış kitabı olan Türkçülüğün Esasları (1923) ve şiirlerini topladığı Yeni Hayat sayılabilir.
25 Ekim 1924'te İstanbul'da vefat etti ve II. Mahmud Türbesi haziresine defnedildi. Fikirleri, Cumhuriyet Türkiyesi'nin milliyetçilik anlayışını ve eğitim politikalarını derinden etkiledi. Mustafa Kemal Atatürk üzerindeki düşünsel etkisi de sıkça vurgulanır. Türkçülük düşüncesini dağınık bir duygudan tutarlı bir kurama dönüştüren kuramcı olarak Türk fikir tarihinin en önemli isimlerinden biri kabul edilir.
