Hüseyinzade Ali Turan (1864-1940), Türk ve Azerbaycan milliyetçiliğinin kurucu isimlerinden biri olarak kabul edilen hekim, düşünür, gazeteci ve ressamdır. 7 Mart 1864'te Rusya İmparatorluğu'na bağlı Bakü Guberniyası'nın Salyan kasabasında doğmuş, 17 Mart 1940'ta İstanbul'da 76 yaşında vefat etmiştir. Karacaahmet Mezarlığı'na defnedilmiştir. Yaşamı boyunca sırasıyla Rusya, Osmanlı ve Türkiye vatandaşlığında bulunmuştur.
Altı yaşında anne ve babasını kaybeden Hüseyinzade, Kafkasyalı bir şeyh olan dedesi tarafından yetiştirildi. Orta öğrenimini Tiflis'te tamamlayarak Rusça, Arapça ve Farsça edebiyata vâkıf oldu. 1885'te Petersburg Üniversitesi'nde fizik ve matematik öğrenimine başladı; aynı dönemde Türkoloji derslerini ve Petersburg Resim Akademisi'ni de takip etti. Bu yıllar onun Türk milli bilincinin uyanmasında belirleyici oldu.
1889'da mezun olduktan sonra İstanbul'a gelerek Askeri Tıbbiye'ye girdi ve 1894'te askeri hekim olarak mezun oldu; Haydarpaşa Askeri Hastanesi'nde görev yaptı. 1896 dolaylarında genç Ziya Gökalp'e Türkçülük fikirlerini aşılayarak modern Türk milliyetçiliğinin düşünce zeminini etkiledi. 1897 Osmanlı-Yunan Savaşı'nda hem hekim hem ressam olarak cepheye katıldı. Osmanlı yönetiminin milliyetçi faaliyetlerinden kuşkulanması üzerine 1903'te Azerbaycan'a döndü.
Bakü'de geçirdiği yıllarda (1903-1910) etkili bir gazeteci ve fikir önderi oldu. Ahmet Ağaoğlu ile birlikte 'Hayat' gazetesini çıkardı; 'Türkler Kimdir ve Kimlerden İbarettir?' ve 'Bize Hangi İlimler Lazımdır?' gibi etkili yazılar yayımladı. Daha sonra 'Füyuzat' dergisini yöneterek Azerbaycan edebiyatında 'Füyuzat edebî mektebi' olarak anılan akımı oluşturdu. 1910'da Jön Türk Devrimi'nin ardından yeniden İstanbul'a döndü ve zamanla cildiye profesörü oldu.
Hüseyinzade'nin en önemli düşünsel katkısı 'Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak' üçlü ilkesini formüle etmesidir. Bu ilkeler sonradan Azerbaycan bayrağındaki mavi, yeşil ve kırmızı renklerle simgelenmiştir. Türk birliğinin nihai hedefinin 'Turan' olması gerektiğini Türkiye'de ilk dile getiren kişi olarak anılır. Türk Derneği, Türk Yurdu Cemiyeti ve Türk Ocakları gibi milliyetçi kuruluşlarda etkin rol aldı; Ziya Gökalp'le birlikte Türkçü hareketin öncülüğünü üstlendi.
İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne erken dönemde katıldı ve 1911-1918 arasında merkez komite üyeliği yaptı; Birinci Dünya Savaşı sırasında 1918 Batum Konferansı'nda Azerbaycan'ın bağımsızlığını destekleyen Osmanlı heyetlerine danışmanlık etti. Soyadı Kanunu çıktığında 'Turan' soyadını aldı. Başlıca eserleri arasında 'Veba ve Mikrobu' (1890), 'Türkler Kimdir ve Kimlerden İbarettir?' (1905) ile saf Türkçeyi öne çıkaran şiirleri ve Goethe'nin 'Faust'u gibi Batı klasiklerinden çevirileri bulunur.
Türk tarihi ve Türkçülük düşüncesi bakımından Hüseyinzade Ali Turan, hem Türkiye hem Azerbaycan milliyetçiliğinin temel taşlarından biridir. Ziya Gökalp'i etkilemesiyle fikirlerinin Türk milliyetçiliğinin sonraki kuşaklarına ulaşmasını sağlamış, ortaya koyduğu üçlü ilke ve Turan ideali ile Türkçü düşüncenin kavramsal çerçevesini biçimlendiren öncü bir fikir adamı olarak mirasını bırakmıştır.
