Hüseyin Hüsnü Emir Erkilet (1883 - 2 Nisan 1958), Osmanlı'dan Cumhuriyet'e uzanan dönemde görev yapmış bir Türk askeri, kurmay subay ve emekliliğinin ardından kamuoyunda tanınan bir yazar ve fikir adamıdır. Resmî kayıtlarda İstanbul doğumlu görünse de Gazze'de dünyaya geldiği belirtilir. Babası Kayseri'nin Erkilet bucağından, Gazze Redif Taburu komutanı Binbaşı Halil Bey; annesi ise Şuşalı Azerbaycanlı Şefika Hanım'dı.

Askerî eğitimini Bursa Askerî İdadisi, Harbiye ve Erkân-ı Harbiye'de tamamlayan Erkilet, 1904'te Harp Okulu'ndan sınıfının beşincisi olarak teğmen rütbesiyle mezun oldu ve kısa sürede kurmay yüzbaşılığa yükseldi. 1910-1912 yılları arasında Almanya'da bulunarak askerî birikimini derinleştirdi. Çeşitli kurmay görevlerinin ardından I. Dünya Savaşı'nda Çanakkale'nin Seddülbahir cephesi, Mackensen komutasındaki Makedonya harekâtı ve diğer cephelerde görev aldı; 1917'de albaylığa terfi etti ve kolordu kurmay başkanlığı, Yıldırım Orduları Grubu kurmay başkan yardımcılığı gibi önemli görevler üstlendi.

Bern'deki askerî ataşelik görevinden çağrılarak 1921 Eylülünde Millî Mücadele'ye katıldı; Sakarya Meydan Muharebesi ve Büyük Taarruz'da tümen komutanlığı ve ordu kurmay başkanlığı yaptı ve kırmızı şeritli İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi. Cumhuriyet döneminde mirlivalık ve ferikliğe yükseldikten sonra 1932'de emekliye ayrıldı.

Emekliliğinin ardından Erkilet, milliyetçi ve antikomünist yazılarıyla tanınan bir kamu entelektüeline dönüştü; Cumhuriyet gazetesi ve Çınaraltı dergisinde yayımlanan yazılarında 'esir Türkler'in kurtuluşunu savundu ve Türk milliyetçiliğini Turancılıkla iç içe ele aldı. II. Dünya Savaşı sırasında Türkiye'nin Almanya yanında savaşa girmesi tartışmaları çerçevesinde Alman Büyükelçisi Franz von Papen ile görüşmeler yaptığı belirtilir.

1941'de Mareşal Fedor von Bock'un davetiyle Kırım'a giden ve Hitler ile görüşen Erkilet, bu izlenimlerini 'Şark Cephesinde Gördüklerim' (1943) adlı kitabında anlattı. Askerî strateji, kurmaylık, tank harbi, askerî tarih ve II. Dünya Savaşı analizleri üzerine yaklaşık on kadar eser kaleme aldı. Askerî profesyonellikle etno-milliyetçi ideolojiyi birleştiren çizgisi ve savaş dönemindeki tutumları nedeniyle tartışmalı bir figür olarak değerlendirilir. 1958'de Ankara'da vefat etmiş ve Cebeci Asri Mezarlığı'na defnedilmiştir.