Ahmed Vefik Paşa, 3 Temmuz 1823'te İstanbul'da doğmuş, 2 Nisan 1891'de yine İstanbul'da vefat etmiş Osmanlı devlet adamı, diplomat, çevirmen, tarihçi ve dilbilimcidir. Osmanlı'nın son döneminde sadrazamlık, meclis başkanlığı ve valilik gibi üst düzey görevlerde bulunmuş; aynı zamanda Türkçülük ve Türkoloji çalışmalarının erken öncülerinden biri sayılmıştır. Aşiyan Mezarlığı'nda toprağa verilmiştir.
Tercüman bir aileden gelmektedir; babası Hariciye'de görevli ve tercüman olan Ruhittin Efendi, dedesi ise Tercüme Odası'nın ilk Müslüman mütercimi kabul edilen Yahya Naci Efendi'dir. Öğrenimine İstanbul'da başlamış, babasının Paris'te büyükelçi Mustafa Reşit Paşa'nın yanında tercümanlık yaptığı dönemde ünlü Saint Louis le Grand Lisesi'nde okumuştur. Fransızcanın yanı sıra İtalyanca, Rumca, Latince, Farsça ve İngilizce dâhil çok sayıda dil öğrenmiş, toplamda on altıya varan dile hâkim olduğu belirtilir.
Resmî hayatına 1837'de Tercüme Odası'nda başlamış, kademe kademe yükselerek 1847'de başmütercimliğe kadar ulaşmıştır. Londra ve Paris'te diplomatik görevlerde bulunmuş; 1851-1855 yılları arasında Tahran elçiliği yapmıştır. Darülfünun'da tarih felsefesi dersleri vermiş, Evkaf Nazırlığı ve Divan-ı Muhasebat reisliği gibi görevler üstlenmiştir. 1877'de açılan ilk Osmanlı Meclis-i Mebusanı'nda İstanbul mebusu seçilmiş ve meclisin ilk başkanlığını yürütmüştür.
İki kez, kısa süreli de olsa, hükûmetin başına geçmiştir: 1878'de yaklaşık iki buçuk ay, 1882'de ise yalnızca birkaç gün sadrazamlık/başvekillik yapmıştır. En kalıcı idari başarısını ise 1879-1882 yılları arasında yürüttüğü Bursa valiliğinde göstermiştir. Bursa'da İstanbul dışında Anadolu'nun ilk tiyatrosunu kurmuş; mimar Léon Parvillée'ye depremlerde zarar gören Osmanlı eserlerini onarttırmış, Paris'in imar anlayışından esinlenen modern bir şehir düzenlemesine girişerek hükûmet binaları, hastaneler ve belediye yapıları inşa ettirmiştir.
Edebî ve bilimsel katkıları da büyüktür. Molière'in on yedi oyununu Türkçeye uyarlamış, Victor Hugo ve Voltaire'den çeviriler yaparak Osmanlı seyircisini Avrupa tiyatrosuyla tanıştırmıştır. Türkçenin en erken sözlüklerinden biri olan "Lehçe-i Osmânî"yi hazırlamış; Türk atasözlerini derlediği "Müntehabât-ı Durûb-ı Emsâl" ve Osmanlı tarihini özetleyen "Fezleke-i Tarih-i Osmânî" adlı eserleri kaleme almış, ayrıca "Şecere-i Türkî"yi Türkçeye çevirerek Türklerin Osmanlı öncesine uzanan tarihine ilgi çekmiştir.
Türkçülük ve Türk tarihi açısından Ahmed Vefik Paşa, Türkçeyi Arapça ve Farsçanın aşırı etkisinden arındırmayı savunan ve Türk dilini bağımsız bir bilimsel inceleme konusu olarak ele alan ilk "bilimsel Türkçü" sayılır. Rumelihisarı'ndaki zengin kütüphanesiyle de tanınan Paşa, devlet adamlığı ile kültürel yenilikçiliği birleştiren geçiş dönemi bir aydın olarak, Osmanlı bürokratik geleneğini erken Cumhuriyet'e uzanan modernleşme ve milliyetçilik hareketlerine bağlayan köprü isimlerden biri olmuştur.
