1877-1878 Osmanlı-Rus savaşından sonra, iki toplum arasındaki kültürel işbirliği belirgin bir aşama gösterme; ancak bir ara gelişen kültürel ilişkiler birkaç edebî eserin çevrisi üzerinde yoğunlaşır. Yirminci yüzyılın ilk 20-30'lu yılları Türk toplumunun tarihî evriminin en çalkantılı dönemidir. Eskimiş doğmalar, köhnemiş gelenekler yok olmuş, yeni bir sosyal düzen, yeni bir kültür, yeni bir ideoloji doğmuştur. Türkiye Cumhuriyeti dünya tarihi sahnesindeki yerini almıştır. Bu dönemde Bulgar-Türk kültürel ilişkileri belirli bir aşama göstermektedir.

1924 yılının sonlarına doğru, bir grup Bulgar aydının girişimiyle Sofya'da bir Bulgar-Türk Cemiyeti kuruldu, temel ilkeler saptandı. Süresiz başkanlığa Sofya Üniversitesi'nde Mali Bilimler profesörü Petko Stojanov getirildi. Dernem yönetim kurul Trajko Popov (sekreter), Panco Dorev (ikinci başkan), Petar Mutafciev (üye) ve diğerlerinden oluşuyordu. Daha sonra yönetim kuruluna Dimitar Pandov, Pavel Satev, Boris Ackov, Galab D. Galabov vb. getirildi. Bulgar-Türk Cemiyeti'nin amacı, iki komşu millet arasında ekonomik, siyasi, kültürel bağları sağlamlaştırmaya katkıda bulunmaktı. Karşılıklı ziyaretler, konferanslar, geceler vb. düzenlendi. Uzunca bir süre sonra 1931'de, Ankara'da Meclis üyesi ve siyaset adamı Fazıl Ahmet Bey başkanlığında Türk-bulgar Cemiyeti kuruldu. Türk-Bulgar Cemiyeti de aynı amaca yönelikti.

Ünlü Bulgar kültür elçilerinden iki yazar Dora Gabe ve Jordan Stubel ve bir sanatçı Vela Useva-Karalijceva, Cumhuriyetin ilanından sonra Türkiye'yi ziyaret eden ilk kişi oldular. İstanbul'da Eylül 1924'te düzenlenen büyük bir Polonya Sanayi Sergisi'nin açılışına katıldılar. Bu fırsattan yararlanarak eski Osmanlı başkentinin görülmeye değer yerlerini gezdiler ve yeni cumhuriyetin aydın kesimiyle temas kurdular.1924 yılında Bulgaristan'ın eğitimi ile ilgili yayın organlarında Türk eğitim sistemi ve Türk eğitimcilerinin faaliyetleri konusunda yazılar yer aldı. İki ülkenin eğitim örgütleri arasında ilişki kurulması yolunda girişimlerde bulunuldu. Edirne Lisesi ilk ve orta bölüm öğretmenlerinden kalabalık bir grup, Milli Eğitim Bakanlığı baş müfettişi başkanlığında 1925 Eylülünde Bulgar eğitim sistemi ve ders programı konusunda bilgi almak üzere Bulgaristan'a gitti. Kısa süreli bu ziyaretleri sırasında Sofya'daki Etnografya Müzesi'ni, hayvanat bahçesini, Parlamentoyu ve diğer kuruluşları gezdiler. Başkent dışında, Bulgaristan Türklerinin kültürel gelişimini ve yaşam biçimini görme fırsatını buldukları Ruse, Sumen, Razgrad ve diğer yerleşim bölgelerini ziyaret ettiler.

Türk eğitimciler Bulgaristan gezisinden çok memnun kaldılar. İstanbul gazetesi Sabah'ın bir yorumuna göre Tür öğretmenlerinin Bulgaristan'daki sıcak karşılanmaları, iki toplum arasındaki dostluğun kutlanmasıydı. Altı yıl sonra 9 nisan 1931'de Sofya II. Erkek Lisesi öğretmenlerinden bir grup Edirne'ye geldi. Edirne'deki meslektaşları kendilerin büyük bir içtenlikle karşıladılar. Bulgar konuklar şehir müzesini, Sultan Selim ve Sultan Murat camilerini ve diğer ilginç yerleri ziyaret ettiler. Şehrin kız lisesinde konuklar şerefine özel bir konser düzenlendi. İki ülkenin lise hocaları, kendilerin ilgilendiren konularda -öğrenim sistemi, öğretim programı, öğretim metotları - uzun uzun görüşme fırsatı buldular. Bu vesileyle Edirne'de basılan Milli Gazete'de Kadri Oğuz tarafından Türk-Bulgar Dostluğu başlıklı bir baş makale yayımlandı. Yazıda içten ve dostane bir ifadeyle şunlar yazılıydı: "Sofya'dan gelen 24 lise öğretmeni ve 3 eğitmenin Edirne'yi ziyaretleri sırasında iki toplumun eğitimcilerinin nasıl karşılaştıklarına tanık olduk, bir gün, hatta bir saat içinde birbirleriyle kaynaştılar... bu şekilde kurulan karşılıklı samimi bağların, günden güne sağlamlaşacağını umuyoruz".

1926 Kasımında, Türkiye maliye Bakanlığı adına altı üyeden oluşan bir heyet Sofya'ya gitti. Türk uzmanlar Bulgar vergi mevzuatı ve Bulgaristan'da uygulanan dolaysız vergi sistemiyle ilgili incelemelerde bulundular. Heyetin başkanı, Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğü müdür yardımcısı Şefik Bey'di. Konuklar Sofya'yı, Dupnica'yı, Pernik'i ve dolaylı ve dolaysız vergi uygulamalarını yerinde inceleme imkanını buldukları diğer yakın yerleşim bölgelerini gezdiler.

Bu dönemde Bulgaristan'da özellikle Türk edebiyatı eserleri tanınmaktaydı. En ünlü Türk yazarlarının eserleri Bulgarca'ya çevrilmişti. Bunlar arasında çok beğenilen eserleri önemli yer tutuyordu (Halide Edip'in "Ateşten Gömlek", "Vurun Kahpeye" vb.) Sofya'da çıkan SVOBODNO REC gazetesi, tanınmış Bulgar kadın yazarı Anna Kamenova'nın hazırladığı Edebiyatlar ve Sanatlar sütununda halide Edip'in edebi kişiliği konusunda geniş bir makale yayınladı. Makalenin başlığı "Türk Georg Sand'ı" idi. Devamında şunlar yazılıydı: "Genç Türkiye'nin kurucuları arasında bir kadın uzun süreden beri seçkin bir yere sahip bulunmaktadır. Bu enerjik ve spirituelle kadına George Sand adını vermek yerinde olur. Yeni Türk edebiyatını çok sayıda okuyucusu olan ve beğeni kazanmış sayısız romanla zenginleştirmiştir. Halide Edip. Türk kadının kültürel bağımsızlığını kazanması yolunda gönülden mücadele verenlerin başında gelir. Halide Edip'le ilgili bir başka makale de Varna'da basılan edebiyat ve sanat dergisi ZENSKO OGLEDALQ'da yayımlandı. Makalede şöyle deniliyordu: "Halide Edip, en ünlü kadın yazarlardan biridir. İlk yapıtları savaşın ilanından sonraya rastlar. Ününü borçlu olduğu "Ateşten Gömlek" romanında, savaşta gördüklerini kendine özgü ve büyüleyici bir tarzda kaleme almıştır. Savaşla geçen yılların etkisiyle yazdığı ikinci romanı, psikolojik bir tahlil olduğu kadar çok da ilginçtir". (Vurun Kahpeye"den söz edilmektedir).

İlerici siyasi fikirlerin odak noktası, edebiyat ve bilim dergisi NAKOVALNİA,1926'da çıkan sayılarından birinde, tanınmış yazar Dimitar Poljanov'un kaleminden, Tevfik Fikret'in şiiri Victor Hugo'yu anımsatır. Şiir, büyük bir insan sevgisinin ve merhametin izlerini taşımaktadır. Mısralar zengin ve ahenklidir... Tevfik Fikret Türk şairleri arasında şüphesiz ilk sırayı alır". Derginin aynı sayısında Fikret7in, D. Poljanov ve M. Ayvazov tarafından çevrileri yapılmış iki şiiri yayımlandı: Gelecek ve Kutsal Savaş.

Devamı Var

İleri