Ahmet Nejdet Sançar (Çiftçioğlu), 1 Mayıs 1910'da İstanbul'da doğmuş, 22 Şubat 1975'te yine İstanbul'da vefat etmiş Türk milliyetçisi eğitimci ve yazardır. Türkçü düşüncenin önemli isimlerinden Nihal Atsız'ın kardeşidir. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nden mezun olmuş, askerlik hizmetinin ardından öğretmenlik mesleğine başlamıştır. Karacaahmet Mezarlığı'na defnedilmiştir.
Öğretmenlik kariyeri siyasi çalkantılarla geçmiştir. Sivas Öğretmen Okulu'na edebiyat öğretmeni olarak atanmış, ancak dönemin Millî Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel için düzenlenen bir törene katılmaması gerekçesiyle görevinden alınmıştır. Daha sonra Balıkesir Lisesi'ne tayin edilmiş ve yargılanmasına kadar burada görev yapmıştır. Mesleki yaşamı boyunca Türkçü görüşlerini açıkça savunmuş, bu da onu dönemin siyasi gerginliklerinin merkezine taşımıştır.
1944 Irkçılık-Turancılık Davası, Sançar'ın hayatındaki en önemli dönemeçlerden biridir. Mayıs 1944'te, aralarında kardeşi Nihal Atsız ve Alparslan Türkeş'in de bulunduğu önde gelen Türkçülerle birlikte tutuklanmıştır. Askerî Mahkeme tarafından 14 ay hapis cezasına çarptırılmış, ancak Askerî Yargıtay bu kararı bozmuştur. Yargılama 29 oturum sürmüş ve Sançar 31 Mart 1947'de beraat etmiştir. Mahkemedeki, vatanını ve ırkını sevdiği için 'Türk ırkçısı' olduğunu belirten savunması, onun düşüncelerini özetleyen bir ifade olarak anılmıştır.
Kendisini 'Türkçü' olarak tanımlayan Sançar, ırkçılık suçlamalarına karşı çıkarak, antropolojik incelemeleri modern Türkçülerin değil bizzat Atatürk'ün Antropoloji Enstitüsü'nü kurarak başlattığını öne sürmüştür. Din konusunda İslam ile Türklüğü birbirinden ayrılmaz gören bir anlayışa sahipti; kendisini 'Müslüman Türk' olarak tanımlar, Ramazan'da oruç tutar, dinî istismara ve yobazlığa karşı çıkardı.
Yaşamı kişisel acılarla da gölgelenmiştir. 1960'ta henüz 16 yaşındaki tek oğlu Afşin'i kaybetmiş, bu kayıbın ardından felç geçirmiştir. 1962'de 'Türk Gençliği Nasıl Olmalıdır?' adlı yıllık bir kompozisyon yarışması başlatmış; son yıllarını rehabilitasyon tedavisiyle ve Türkçü dergilere yazılar yazarak geçirmiştir. Askerî tarih çalışmasının genişletilmiş baskısını hazırlarken vefat etmiştir.
Başlıca eserleri arasında 'Tarihte Türk-İtalyan Savaşları' (1942), 'Irkımızın Kahramanları' (1943), 'Afşin'e Mektuplar' (1963), ölümünden sonra derlenen 'Türklük Sevgisi' ve Türk milliyetçiliği üzerine makaleleri yer alır; ırkçılık-Turancılık davasına ilişkin tuttuğu mahkeme notları ise 2018'de yayımlanmıştır. Cumhuriyet dönemi Türkçülüğünün savunucularından biri olarak, hem eğitimci kimliği hem de yazılarıyla milliyetçi düşüncenin aktarılmasına katkıda bulunmuştur.
