Ali Suavi, 8 Aralık 1839'da İstanbul'da doğmuş, 20 Mayıs 1878'de yine İstanbul'da hayatını kaybetmiş Osmanlı gazeteci, düşünür ve eylem adamıdır. Yenilikçi fikirleri ile dinî görünüşünü bir arada taşıması nedeniyle "Sarıklı İhtilalci" olarak anılmış; Türkçülük düşüncesinin ilk eylemci temsilcilerinden biri kabul edilmiştir.

İlk öğrenimini Davutpaşa Mektebi'nde almış, ardından Şehzadebaşı Camii çevresindeki medrese ortamında dinî ve genel öğrenim görmüştür. On yedi yaşında babasıyla hacca gitmiş, meslek hayatına askerî bir kalemde kâtiplikle başlamış, sonra girdiği sınavları kazanarak öğretmenliğe geçmiştir. Simav, Bursa ve Filibe'deki okullarda ders vermiş; modern eğitim görevlerine rağmen geleneksel kıyafetini sürdürmesiyle dikkat çekmiştir.

Şehzadebaşı Camii'ndeki vaazları ve Ocak 1867'den itibaren Muhbir gazetesinde yayımlanan yazılarıyla kamuoyunda tanınır hâle gelmiştir. Siyasi içerikli yazıları yüzünden tutuklanıp Kastamonu'ya sürülmüş, buradan kaçarak 1867'de Paris'te Namık Kemal ve Ziya Paşa gibi Yeni Osmanlılarla bir araya gelmiş, ardından Londra'ya geçmiştir. Yurt dışında Muhbir'i yeniden çıkarmış ve Fransa'da Ulûm gazetesini kurmuştur. Bu yayın faaliyetleriyle Türkçülük fikrinin erken bir savunucusu hâline gelmiş; Türkçülük düşüncesi ilk pratik temsilcisini onun gazeteciliğinde bulmuştur.

1876'da II. Abdülhamid'in tahta çıkmasının ardından İstanbul'a dönmüştür. Dönüşünde Yıldız Sarayı Kütüphanesi müdürlüğü yapmış, kısa bir süre Galatasaray Sultanisi'nin başında bulunmuştur (1877). Bu dönemde daha önceki liberal çizgisinden uzaklaşarak daha muhafazakâr tutumlar sergilemesiyle dikkat çekmiştir. Siyasal düşüncesinde İngiliz kurumlarını örnek alan bir parlamentarizm anlayışı öne çıkmış, Fransız felsefesinden de önemli ölçüde beslenmiştir.

Yaklaşık yüz yirmi yediye varan eser kaleme aldığı belirtilse de bunların çoğu yayımlanmamış veya kaybolmuştur. Vaazların halkın anlayacağı dilde verilmesi gibi dinî reform fikirleri, sonradan Cemaleddin Afgânî gibi düşünürlerce geliştirilmiştir. Hayatı, 20 Mayıs 1878'de yaklaşık yüz elli Rumeli göçmeniyle giriştiği Çırağan Sarayı Baskını'nda son bulmuştur; tahttan indirilmiş olan V. Murad'ı yeniden tahta çıkarmayı amaçlayan bu eylemde Beşiktaş muhafızı Yedi Sekiz Hasan Paşa tarafından öldürülmüştür.

Türkçülük ve Türk tarihi açısından Ali Suavi, fikirlerini yazı ve eylem düzleminde birleştiren, Türkçülük düşüncesinin ilk aktivisti olarak nitelendirilen öncü bir isimdir. Türkçenin ve Türk kimliğinin savunusunu Osmanlı aydınları arasında erken bir dönemde dile getirmesi, onu Türk milliyetçiliği tarihinin başlangıç kuşağına yerleştirmiştir.