İmparatorluklar Oyun Sahasında
Kafkas hadiseleri senelerden beri büyük bir ihtiras ve dikkatle takip etmiş olan ve hürriyet ve gaza diyârının belli başlı şahısları ve âdetleri hakkında esaslı fikirler edinmiş bulunan Çar Birinci Nikola Vorontsof'u gökyüzüne mektubun bir kenarına da son derece dikkate şayan olan bu cümleleri yazmaktan ve başkumandanın dikkatini uyandırmaktan kendini alamamıştır. Çar Birinci Nikolanın o meşhur ve tarihi derkenarı şudur;
" Allaha çok şükür. Bunu iyi bir başlangıç olarak karşılayabiliriz. Ancak bütün bu memnuniyetimizin yanı başında çok dikkatli ve tedbirli bulunmamızı emreden bir noktayı hiçbir zaman hatırdan çıkarmamalıyız. Hacı Murad'ın vaktile de bize iltica ettiğini ve sonra sözünden dönerek Şâmil'e el verdiğini hatırlatırım. Bir kere hiyanet etmiş olan bir adamın tekrar hiyanete sapması çok muhtemeldir. Bütün bu muhtemel âkıbetleri işaret ettikten sonra Hacı Murad'ın karargâhınızda ve sizin emir ve nezaretiniz altında kalması hususundaki arzunuza muvafakatimi bildiriyorum. Bundan doğacak bütün mesuliyetleri sana havale ettiğimi ayrıca tekrara lüzum var mı?"
Bütün mesuliyetler yüklenmiş ve arkasında geniş bir şöhret yapmış bir kumandan bulunan Vorontsof Çarın, bütün üstü kapalı tehditlerine rağmen Hacı Murad'ın Kafkasya'da kalmasına müsaade etmesinden dolayı pek memnun olmuştu. Çünkü başkumandan, Hacı Murad'ın Şâmil'e karşı isyan ederek kendilerine iltica ettiğine zerre kadar şüphe etmiyor ve bu korkunç mahlûkun günün birinde Şâmil'i arkadan vurabileceğine kani bulunuyordu. Hacı Murad'ın istediği de zaten bu kanıyı uyandırmaktı.
Tiflis'te , başkumandanlık dairesi civarında kendisine pek mükellef ve müstakil bir bina tahsis edilen Hacı Murad, bu binada prenslerle rekâbet edecek bir hayat yaşıyor ve kendisi ile birlikte Ruslar'a iltica eden on iki kişiden mürekkep maiyet efradı da bütün silahlarını , cephanelerini muhafaza ederek parlak birer Rus muhafız zabiti muamelesi görüyorlardı.
Hacı Murad, bu çok cüretli girişiminde bu derece muvaffakiyetle başardıktan sonra, derhal faaliyete geçmiş ve güya Şâmil'in Dağıstan'ın , Çelmes Avulunda bütün ailesini rehine olarak hapsettiğini ve bunlara pek ağır işkenceler tatbikine başladığını ileri sürerek bir an evvel harekete geçerek evlât ve ayâlini kılıç kuvveti ile imamın elinden kurtarmak istemiştir. Hatta bu endişesinin doğruluğunun ve samimiyetine Rusları tamamiyle inandırmak istiyen Hacı Murad, Tiflis'te kendi şerefine yapılan parlak ziyafetlerde, en seçme Rus ve Gürcü dilberlerinin iştirakları ile tertip edilen göz kamaştırıcı balolarda ağzını bıçak açmıyor ve günden güne neşe ve sıhhatini kaybeder gibi görünüyordu.
Hacı Murat'ta görülen bu hallerin ciddi bir ruh ve sıhhat ârızasından ileri geldiğine kanaat getiren Rus başkumandanı, onu kurtarmak ve tedavi ettirmek maksadıyla Tiflis'ten kaldırıp kendi doğup büyüdüğü Dağıstan'a hava tedbiline göndermeyi münasip buldu ve Rusların Dağıstanla Çeçenistan arasındaki en kuvvetli tahkimatlı kalesi olan Grozniye, gayet gizli olarak ve pek büyük emniyet tertibatı altında sevketti. Hacı Murad orada hem esaslı bir tedavi ve tebdilihava geçirerek, hem de ilk imkânı bulduğu anda ansızın Dağıstan'a dalarak Şâmil'e hücum edecek ve bu esnada ailesini kurtarıp Rus işgal bölgelerine getirecekti. Hacı Murad'dan Grozni'de azami derecede istifade edebilmek için kumandan Vorontsof bu kanatları düşük kartalın yardımına, Kafkasya'daki en şöhretli Rus kumandanlarından general Argutinski Dolgorukof'u memur etmişti.
Kafkasya muharebelerinin eski bir kurdu ve tecrübeli bir kumandanı olan general Argutinski'nin Şamil'e karşı Hacı Murad'la işbirliği yapmak üzere Grozni kalesine gönderilmesi Hacı Murad'ın son derece keyfini kaçırmıştı. Burada iki cambaz bir ipte oynamağa çalışacaktı. Ömrü at sırtında geçen Hacı Murad başkumandan prens Vorontsof'a bir mektup yazarak hiç olmazsa günde birkaç saat kendisinin at gezintileri yapmasına müsaade etmesini rica etmiş, prens de bu ricayı derhal kabul ederek kaleden fazla uzaklaşmamak şartıyla gezintiler yapmasını muvafık bulduğunu alâkadar Rus makamlarına bildirmişti.
Hacı Murad, bu müsaade verildikten sonra, her akşam muayyen saatte atlarını hazırlatıyor ve maiyetindeki adamlarını da beraberine alarak kale civarında heybetli bir kafile halinde at koşturuyorlar ve silah tecrübeleri yapıyorlardı. Hacı Murad'ın her türlü istirahatini temin etmek, bütün arzularını yerine getirmek hususunda hiçbir fedakârlıktan kaçmıyan Rus başkumandanlığı Çar Nikolaya karşı büyük bir mahcubiyet ve mesuliyet altında kalmak korkusu ile alttan alta her türlü tedbirlerini almakta kusur etmiyor ve bu atlı gezmelerde Hacı Murad'ın ve adamlarının yanında bire karşı iki nisbetinde muhafızlar bulundurulmasını ihmal etmiyordu.
Hacı Murad'ın bütün tasavvurları yavaş yavaş tatbik imkânlarını kaybediyor ve Şâmile'e karşı mükemmel bir sefer ve intikam kuvveti hazırlamak hususunda Ruslara'a kabul ettirir gibi olduğu muazzam proje Çarla prens Vorontsof arasında uzayıp giden neticesiz muhaberelerle âdeta felce uğratılıyordu. Vaziyetin gittikçe fenalaştığını keşfetmekte gecikmeyen Hacı Murad Rus karargâhında itibarlı bir esir gibi beyhude ve sıkıntılı bir hayata katlanıp beklemekte bir fayda, kalmadığını görünce kendine has ve pek müthiş kararlarından birini vermiş ve neye mal olursa olsun bu düşman yatağından kaçarak vatanına dönmeği tasarlamıştı. 1840 senesinde cüret ve kahramanlıkla parçalayıp kaçmağa muvaffak olduğu Demir kafesini bir kere daha kırmağa karar veren yırtıcı kartal, bu akıllara sığmayacak teşebbüsü kolaylaştırmak için Rus muhafızlarını kaleden biraz uzaklaştırmağa alıştırmak istemiş ve at gezmelerini yavaş yavaş biraz uzatmıştı.
Nihayet müthiş kararın tatbik edileceği gün gelip çattığı vakit Hacı Murad'ın gözlerinde yanıp sönen o meşhur şimşekler, emektar ve kahraman arkadaşlarına korkunç bir fırtına'nın kopacağını haber vermeğe kâfi gelmişti. Her biri binbir şanlı hâtırasını omuzunda taşıyan bu yırtıcı savaş kartalları tek kelime söylemeden atlarına sıçramışlar ve Hacı Murad'ın arkasında tek kol nizamında ve birbirlerinin ikişer adım ardı sıra yola dizilmişlerdi. Hacı Murad'la beraber on iki kişi olan Avar atlılarının sağlarında ve sollarında birer Kazak muhafızı bunlarla özengi özengiye ilerliyorlardı. Bugün kaleden her zamankinden çok fazla açılmışlardı. Bütün Avarların gözleri olanca dikkatleriyle Hacı Murad'ın üstüne dikilmişti. Eğerlerin üzerinde hırçın ve titiz bir sabırsızlıkla yaylanan bu savaşa susamış dövüşçü mahluklar bir müddet daha böyle tetik üstünde ilerledikten sonra Hacı Murad'ın dinlenen müthiş bir yanardağ gibi ateşler püskürmeğe başladığını görünce hareketlerini ona uydurdular .
Devamı Var
İleri