İmparatorluklar Oyun Sahasında
Rusların büyük bir kuvvet ve müttefik olarak bel bağladıkları ve Kafkas milli mücadelesi önünde siper olarak kullandıkları bu Han ailesi bir müddet sonra yüksek bir fidye mukabilinde azât edilmiştir. Bu kanlı vak'a da çok kuvvetli ve süratli Rus süvari tümenleri tarafından şiddetle takip edilen Hacı Murad ile arkadaşları otuz saatten az bir zamanda yüz elli kilometre yol almışlar ve her taraftan yapılan süratli takiplere rağmen hiçbir kayıp vermeden karargâhlarına dönmüşlerdi. Gerek Rus ordusu, gerekse bütün Dağıstan ve Çerkezistan halkı tarafından kabul ve itiraf edilen bir hakikat vardı ki, Hacı Murad'ın cesaret ve atılganlığına nihayet yoktu. Hacı Murad, yalnız Rusların hizmetine giren ve düşmana el uzatan günâhkârların vicdanlarını titretmekle kalmamış, bizzat Rus ordusunu dehşete salmıştı. Hatta Rus general ve subaylarının kumandası altında bir vazifeye giden 1500 kişilik yerli askerlerden mürekkep bir müfrezeyi pusuya düşüren yirmi kadar dağlı, bu kalenin üstünde; "Hacı Murad, Hacı Murad!" diye bağırarak saldırmaları üzerine koca müfrezenin müthiş bir paniğe düştüğü meşhurdur. Şâmil'in en sadık ve mümtâz naiplerinden biri olan ve imamın parmağının bir işareti ile kendisini ölüme ve ateşe atmaktan çekinmediğini daima ispat eden Hacı Murad'ı başbuğ ve imama rakip ve düşman gibi göstermeye çalışan Rus ve yabancı tarihlerin bu husustaki ısrarlarına rağmen gerçeğin farklı olduğu belgelerle kesinleşmiştir..
İnsan tâkat ve cesaretinin erişemeyeceği yerlere ve kuvvetlere bütün hayatında doludizgin atılmış ve daima yüzünün akı ile çıkmış olan Hacı Murad, nefsine topladığı bütün bu mümtaz ve savaşcı vasıflara rağmen hiçbir zaman Şâmil gibi cesim kıtalara kumanda etmek kabiliyetini gösterememiş ve sadece beşyüz kişiyi geçemeyen büyük çetelere emsalsiz bir muvaffakiyetle kumanda eden ve Şâmil'in elinde şahane bir silah olarak işleyen bir Gerilla hârikası olmaktan öteye gidememiştir. Hal böyle iken, imamın rekabet kabul etmez kudret ve şöhretini, halk üzerindeki peygamberlere has nüfuz ve hâkimiyetini lâyıkıyla anlayamayan yabancı tarihçiler mugalatada alabildiğine ileri giderek Şâmil'in, Hacı Murad'ın şöhret ve kudretinden endişeye düştüğünü ve bu adamdan kurtulmak için bir takım tedbirlere başvurduğunu yazacak kadar işi masalcılığa dökmüşlerdi.
Rus siyasi makamları ile askeri mercileri, Şâmil tarafından tertip edildiğinde şüphe olmayan mükemmel bir harp hilesiyle kandırarak, Kafkas milli mücadelesi için ekmek ve su kadar mühim ve hayati olan ser'i ateşli ve modern Rus silahları elde ederek imama getirip teslim etmek gibi, her babayiğidin kârı olmayan zor ve tehlikeli vazifeyi ancak Hacı Murad'ın kartal pençelerine vermeğe gönlü razı imamın, Rusların en küçük bir şüphelerini bile uyandırmamak için kendine has büyük bir tedbir almış olacağı muhakkaktı. Bu tedbirin ilk mahsullerinden olduğunu pek kolayca tahmin edebileceğimiz bir içtimada Hacı Murad'ın gıyaben idama mahkum edildiğini görüyoruz.
Çeçenistan'ın Avturi mevkiinde kurulan ve Şâmilin büyük naipleri'nin iştirakiyle yapılan bu yüksek kumandanlar mahkemesi Hacı Murad hakkındaki bu müthiş kararı derhal tasdik eden ve casuslar vasıtasıyle bu haberi Ruslara ulaştıran Şâmil'in , bu vak'adan bir müddet evvel yine Hacı Murad hakkında böyle bir ölüm kararı veren nâiplerinin yanına geldiği zaman haklarında büyük iltifat ve takdirlerini izhar ettiği bu değerli ve emekdar nâiplerinin o gün ellerini sıkmağa lüzum görmediği halk türkülerine ve hikâyelerine kadar girmiş bir hakikattir. Hattâ bu nâiplerden bazıları Şâmil'in elini öpmek yahut sıkmak üzere yanına sokuldukları vakit imam hiç âdeti olmadığı halde bunlara sol elini uzatmış ve hepsini derin bir hayret ve teessüre düşürmüş idi. Şamile bu halin sebebini sordukları vakit , hicranlı bir sesle:
-Çünkü siz benim sağ elimi kestiniz! diye cevap vermiş ve Hacı Murad hakkında verilen idam kararına karşı hoşnutsuzluğunu , göstermişti.
Hacı Murad'ın nâipler arasında şiddetli rakipleri bulunduğu gibi kanlı ve şiddetli icraatından dolayı da Ruslara meyletmiş, yahut Şâmil'in kanunlarına karşı itaatsizlik göstermiş olan birçok şahıs ve kabileler bu kahramanı imamın gözünden düşürmek için her fırsattan istifade ederek alttan alta şikayet ve fesatlara devam ederlerdi. Buna rağmen Şâmil, büyük vatan davasının bir numaralı kahramanları arasında vücudunu elzem gördüğü Hacı Murad aleyhindeki tahrikâta aslâ ehemmiyet vermemişti. Sonra da müthiş kılıcı, şaşırtıcı tâbiyesi kadar , istihbaratının ve harp hilelerinin Rus orduları kurmaylarına karşı bile daima üstünlüğünü ispat etmiş olan Şâmil gibi bir harp ve ihtilal pirinin Hacı Murad'ı elinden kaçırmasına nasıl ihtimal verilebilirdi. İmamın Hacı Murad'a karşı hakikaten bir kastı mevcut olsaydı, daima emrine hazır bir halde ve elinin altında bulunan bu kartalı hiç kuşkulandırmadan müthiş ağının içine düşürebilirdi.
Şimdi, Şâmil tarafından gıyaben idama mahkum olduğunu ileri sürerek Tmerkan Şûra'da bulunan Rus ordu karargâhına gidip kendini teslim eden Hacı Murad'ı takip edelim.
Daha bir sene evvel beşyüz atlı ile basıp yağma ettiği ve karmakarışık bir halde burnu kanamadan gittiği bu otuz bin kişilik mühim Rus askerî merkezine bu sefer bir mülteci sıfatı ile ve sekiz on kişiden ibaret küçük bir maiyet müfrezesiyle giren Hacı Murad, doğruca şehrin mevki kumandanına gidip, Şâmil tarafından idama mahkum edildiğini, kaçıp kurtulduğunu ve Rus imparatorunun himayesine sığındığını bildirdi.
Mevki kumandanı albay Vorontsof genç bir albaydı. Genç yaşında albaylığa kadar yükselen ve Rus Çarı ile Rus ordusunu gözünde Kafkasya'daki Rus subaylarının en asil ve cesurlarından biri olarak tanınan genç Vorontsof Hacı Murad ismini duyunca , iliklerine kadar titremişti. İsmi Rus muharebe destanlarına geçen ve kahramanlığı Rus romancılarına ilham veren bu efsane kahramanı, karşısında uysal ve munis bir varlık gibi sessiz sedasız gören Vorontsof'un gözünün önünde birdenbire parlak bir istikbâl ve şeref ufku açılmıştı. Hacı Murad'ı teslim almak ve Rus Çarına takdim etmek şerefi ayaklarına kadar gelmişti
Demirkan Şûra'nın genç ve kibar mevki kumandanı Hacı Murad'ı, kahramanlara lâyık bir hürmet ve itibarla ağırlamış onu kendi kızağına ve yanıbaşına alarak büyük bir süratle Tiflise yollanmıştı.
Kafkasya'da umum Rus orduları başkumandanlığının ve Kafkasya umumi valiliğinin merkezi olan Tiflis bu muvaffakiyetten dolayı adeta düğün, bayram sevinci içinde yüzüyorlardı. Başkumandan, Kafkasya'da birkaç müstahkem kale fethetmekten mühim bir zafer müjdesi olan bu hadiseyi derhal Çar Birinci Nikolaya bildirmiş ve Hacı Murad 'ın Rus ordusunun elinde Şamil'e karşı keskin bir kılıç gibi kullanılabilmesi Kafkasya 'da ve kendi emir ve nezareti altında bırakılmasını bilhassa imparatordan rica etmişti.
Bütün ömrünü Kafkasya'nın baştan başa fethine hasreden, fakat bu tatlı rüyanın hakikat olabilmesi için ortadan kaldırılması zaruri olan Şamil'in kılına bile zarar getiremeyen Rus Çarı, Dağıstan arslanının sağ elinin kırılması ile bir olan bu hadiseden dolayı prens Vorontsof'a çok heyecanlı ve takdirlerle dolu bir cevap vererek başkumandanı göklere çıkarmış ve tebriklere boğmuştu.
Devamı Var
İleri