Anadolu'nun Adım Adım Fethi
Böylece Türkler İzmit başta olmak üzere Btihynia kıt'asını işgalleri altına aldılar. Bizans tarihçisi -I. Komnenos'un kızı- Anna Komnena'ya göre bu sırada Karadeniz ile Çanakkale Boğazı, Ege denizi, Akdeniz, Antalya Körfezi ve Adana arasındaki bütün Anadolu, Selçuklu hâkimiyetine girmiş bulunuyordu. Türk kuvvetlerinin bir kısmı garnizonlar kurarak yerleşmişlerdi. İstanbul'da yeni imparatorun tâç giymesiyle Bizans'ın dertleri sona ermedi. 1077'de kendini imparator ilân edip Balkanlar'ın altını üstüne getirmekle meşgul general N. Bryennios ile uğraşmak lâzım geldi. Gariptir ki, Anadolu'da Botaniates'e yardım eden Selçuklu Türkleri'ne karşılık, Rumeli'de Bryennios'un dayandığı başlıca kuvvetler de Peçenek Türkleri olmuştu. 1050'de Edirne'yi kuşatıp Trakya'da baskılarını arttırmış olan Peçenekler, Anadolu'daki soydaşları gibi, Bizans'ın durumundan faydalanıyorlar ve bu devletin iç işlerine karışıyorlardı. N. Bryennios'un ordusunda mühim miktarda Peçenek savaşçısından başka, "Türkler" (Türkmenler) de vardı.
Âsiye karşı İstanbul'dan Aleksios gönderildi. Fakat Bizans askerlerine güvenmeyen imparator Botaniates, koruyucusu Kutalmışoğullarından icabında yeni yardımlar sağlamaya muvaffak olmuştu. Aleksios ile Bryennios arasındaki Calabria savaşında Bizanslılar bozuldu ise de tam zamanında yetişen Süleymanşah kuvvetleri harp tâlihini değiştirdi. Selçuklu süvarileri üç koldan ileri atılarak Bryennios'u esir ettiler.
Görüldüğü üzere, Anadolu'dan ve Balkanlar'dan ayrı ayrı ağır Türk baskısına maruz kalmış olan Bizans âdeta ihtilâç içinde sarsılıyordu. Halbuki Avrupa, Bizans'ın bu hâle uğrayacağını çoktan sezmişti. Daha Malazgirt savaşını müteakip Türkler'in engelsiz bir şekilde Anadolu'ya girmelerinin Hıristiyanlık bakımından neticelerini hassasiyetle kavrayan VII. Papa Gregorius 9 temmuz 1073'de Bizans imparatoruna yazdığı bir mektupta Ortodoks ve Katolik kiliselerinin anlaşması zamanının geldiğini bildiriyor ve Mikhael'in müsait davranması üzerine bütün hıristiyanlara hitaben 2 şubat ve 1 mart 1074 tarihli meşhur mektuplarını neşrediyordu.
Gregorius, Haçlı seferlerinin ilk alârmı sayılan bu dâvetinde Türkler'in "tehlikeli" ilerleyişini açıkladıktan ve İslâmların hıristiyanları "koyun sürüleri gibi boğazladıklarını" şiddetli bir dille iddia ettikten sonra, din kardeşlerini kurtarmak üzere, Türkler'e karşı Grek imparatorluğunun yardımına koşmak lüzumunu ilân ediyordu. Bu alârm Papa ile Roma-Germen imparatoru IV. Henri arasındaki anlaşmazlık yüzünden o sırada bir tesir yaratamamıştı.
Bryennios meselesi cereyan ettiği sıralarda Süleymanşah ve dâimâ beraber çalıştıkları kardeşi Mansur artık kendilerini Boğaziçi'ne kadar Anadolu'nun sahibi sayıyorlar ve fütûhatı tamamlamak üzere maiyetlerindeki Türkmen bey ve reislerini, karargâh yaptıkları Kütahya civarından, batı ve kuzey Anadolu'ya gönderiyorlardı. Bu esnada Sultan Melikşah'ın müdahalesini gerektiren bir hâdise oldu: Başkanlık dâvası yüzünden Kutalmış-oğulları'nın birbirleriyle arası açıldı. Mağlûp olan Mansur İstanbul'a kaçtı.
Süleymanşah'dan durumu öğrenen Melikşah Bizans'a bir elçi göndererek kaçağın teslimini istedi. Fakat o günlerde Mansur Anadolu'ya dönmüş, kardeşi ile yeniden mücadeleye başlamıştı. Sultan, kardeş nizalarına son vermek üzere, meşhur kumandanlarından Porsuk'u Anadolu'ya yolladı ve savaşta Mansur öldü. Münazaa bittiği zaman, Suriye meliki Tutuş'un maiyetine katılan Türkmen beyleri müstesna, Anadolu'daki Türkmen boyları Süleymanşah'ın emrine girmiş ve o, bilhassa Melikşah tarafından kendisine Anadolu "emirliği" menşuru verildikten sonra, Anadolu'nun tek hâkimi olmuştur. Abbasî halifesi de Süleymanşah'a sancak ve hil'at göndermiş, ona "Nâsır'üd-devle Ebu'l-fevâris" lâkabını vermişti. Süleymanşah müslüman olmayan yerlerde fütûhat yaptığından dolayı Gazi ünvanını da almıştı.
Devamı Var
İleri