Anadolu'nun Adım Adım Fethi

Bu sıralarda Kutalmış oğlu Süleymanşah Kilikya (Adana havâlisi) bölgesini fetih ile meşguldü. Bizans imparatorluğunun her tarafında olduğu gibi, burada da karışıklık hüküm sürmekte idi. Doğu Roma imparatorluğunun İberia ve Mesopotamia temlerindeki Ermeniler yavaş yavaş Fırat'ın batısına geçmeğe başlamışlar ve buralarda koloniler vücuda getirmişlerdi. Malatya'dan Sivas'a kadar olan sahada da dağlarda çobanlıkla geçinen Pavlikyanlar mühim yer tutuyorlardı. Bir aralık hâkimiyet dâvasına girişen bir Pavlikan şefi bile zuhur etmiş ise de, işgal ettiği yerler eski Vaspuragan kralı Senekherim'in, sonra da eski Kars kralı Gagig'in idaresine geçmişti.

Ermeniler'in müdafaasını üzerine alan, fakat onları Gregoryen mezhebinde oldukları için, sıkı dinî tâkibata uğratan Bizans'ın Selçuklu hamleleri karşısında boyuna gerilemesi Ermeni sahalarının kolayca Türkler'e intikalini mümkün kılmış, hele Grek müdafaasının Malazgirt savaşından sonra tamamiyle çözülüşü, Kilikia ovasına, Maraş, Tarsus, Delûk (Ayıntab) ve Urfa'ya kaçan Ermeniler'in büsbütün kendi başlarına bırakılmasına sebep olmuştu. Türk akınları neticesinde bu bölge Bizans'tan ayrıldığı zaman Ermeniler'in yer yer kümelenerek küçük prenslikler kurdukları görülüyor ki, Ruben sülâlesinin kurucusu Ruben; Hetum hânedanının atası Oşin gibi şefler arasında en mühimi olan Philaretos Brakhamios bizi yakından ilgilendirmektedir.

Philaretos Bizans hizmetinde bulunmuş ve Malazgirt savaşı esnasında Palu (Romanapolis)'daki Bizans kuvvetlerine kumanda etmişti. Diogenes'in düşmesi üzerine yeni imparatoru tanımıyarak Maraş bölgesinde bir prenslik kurmağa girişti. Başıboş, haydut, mâceracı Ermeniler'i etrafına topladıktan başka sekiz bin kadar ücretli Frank'ı da hizmetine aldı ve 20 bin kişilik bir kuvvetle Maraş havâlisine yerleşti. Ahalisinin çoğu Ermeni olan Antakya şehrine el uzatmaya başladı. Antakya Dükü İosep ölünce Philaretos bu şehri işgal için, oradaki taraftarlariyle, halkı tahrike girişti (1073).

Vaziyetin ciddileşmesi üzerine İmparator Mikhael, İzak Komnenos'u vâlilikle Antakya'ya gönderdi. İzak, karışıklıklarda eli olduğundan şüphelendiği patrik Aemilianus'u İstanbul'a yollamakla duruma kısmen hâkim oldu ise de, galeyanı tamamiyle söndürememişti. Şehrin muhafızları, yeniden ayaklanan ahali tarafından öldürüldüler. İşte o zaman Süleymanşah'ın, karargâhı Birecik'ten hareketle Antakya istikametinde yürüdüğü görülüyor. İzak Süleymanşah'ı durdurmak için, eniştesi Konstantinos ile birlikte karşı çıktı. Muharebede Konstantinos telef oldu, İzak yaralı olarak esir edildi ve sonra Antakyalı'ların verdiği yirmi bin altın fidye karşılığında serbest bırakıldı.

Süleymanşah bu münasebetle daha güneye inmiş, Mirdâsî Nasr b. Mahmûd'un hâkimiyetindeki Haleb'i kuşatmış, fakar Nasr esasen Sultan Melikşah'ın tâbilerinden olduğunu bildirerek muhasarayı kaldırtmağa muvaffak olmuştu (1074).

Bu yıllardan itibaren Bizans bütün dikkatini Balkanlar'a çevirmeğe mecbur kaldı. İmparatorluğun Avrupa parçasına arka arkaya patlak veren isyan ve ihtilâller: 1074'de Bulgar ayaklanması, 1075'de Nestor isyanı, 1076'da salgın hastalık ve büyük açlık, 1077'de Nikephoros Bryennios'un isyan ederek birçok yerleri ele geçirmesi ve imparator ilân edilerek İstanbul kapılarına dayanması, devletin bekasını tehdit edecek kadar ağırlık göstermişti.

Devamı Var

İleri