KIZILELMA ÜLKÜSÜNDEN TURAN GERÇEĞİNE
Aynı sıralarda, önce Selanikte (1909) faaliyet gösteren ve 1910da İttihat ve Terakki Fırkasının merkez heyetine aza seçilen Ziya Gökalp, daha sonra çalışmasına İstanbulda devam etti (1912). Gökalp, Türklüğün kanında yatan hatıraları, bir seri manzum neşriyatı ile uyandırmağa çalıştı. O, esrarengiz Tûran memleketinin manevi varlığını temsil eden Türk idaelini şu yolda terennüm ediyordu: Oğuz Hanın oğulları Turan memleketini asla unutmadılar.
Turan, Attila, Farabî, Uluğ Bey, İbni Sina gibi büyüklerle birleştirildi: Türklerin vatanı ne Türkiyedir ne Türkistan, onların memleketi büyük ve ebedî Tûrandır.
Ziya Gökalp nazariyesi şu formülde tecelli ediyordu: (kültür Hars bakımından ) Türkleşmek, İslamlaşmak, (medeniyet bakımından) modernleşmek. Onun nazariyelerinin sistematik izahı Türkçülüğün esasları adlı kitabında bulunmaktadır. Bu kitap, müellifin ölümünden bir sene önce Ankarada (1339=1923) basılmıştır. Bu kitapta Turan mefhumu, tatbike de müsait manada değişikliğe tabi tutulmuştur.
Ziya Gökalp, milleti, müşterek dil, din, ahlak ve estetik müesseseleriyle birbirlerine bağlanan fertlerden mürekkep bir topluluk olarak tarif eder. Turan, Türk, Moğul, Tonguz, Fin ve Macar milletlerini içine alan bir halita değildir. (Ziya Gökalpe göre) Turan tabiri münhasıran Türk kabilelerini içine alan bir kelimedir. Türklerin birleşmeleri ancak merhale merhale gerçekleşecektir. Türkçülüğün ilk hedefi, Oğuz Türklerinin, yani Türkiye Türkleriyle, Azerbaycandaki, İran ve Harizmdeki Türkmenlerin harsî birliğidir. Bunların siyasî birlikleri şimdilik göz önünde tutulmamaktadır; fakat gelecek hakkında hiçbir şey söylenemez. Diğer taraftan Tatarlar, Özbekler ve Kırgızlar kendi harslarının yaratmak ve ayrı-ayrı teşkil etmek yolunda ilerleyecek olurlarsa, kendi adlarını muhafaza edecekler ve o zaman Turan kavmî bir camia teşkil eden bu saydığımız milletler hesabına birleştirici umumi bir tabir vazifesini görecektir.
Turan romantizmi, sırf edebî sahada türlü akisler bırakmıştır; bu cümleden olarak Ahmed Hikmetin Altın Ordu, Halide Edifin Yeni Turan 1913, Aka Gündüzün Muhterem katil, Müfide Feridin, Ay demiri zikredilebilir.
Birinci Cihan Harbi esnasında Osmanlı imparatorluğunu idare eden İttihat ve Terakki Fırkası hiç olmazsa Müslümanlara ait hususta resmen Osmanlılık siyasetini ilan ile Türkiyenin Türkleşmesini gerçekleştirdi.
Türkiye İçinde ve Dışında Türkçülükten Turana Doğru Süleyman Paşadan sonra, Necip Asım ve Veled Çelebi, Türkçülük fikrinin öncülerinden oldular. Ahmet Mithat Efendinin Beykozdaki yalısında, Cuma toplantılarında bu fikri geliştiriyorlardı. Yabancı ilim adamlarının, Türkoloji sahasındaki çalışmaları da, Türklüğün gelişmesinde rol oynamıştır.
Ondokuzuncu Yüzyılın ortalarında, Kırımın Bahçesarayının Gaspıra Köyünde, ileride Türk dünyasının büyük ideoloğu ve idealisti olacak bir çocuk dünyaya gelmişti. Orta tahsiline Rus askerî mekteplerinde devam eden bu çocuk, Rus milliyetçiliğinin ve Panislavizmin ortasında yarının Türkçülüğünün ilk damlalarını, özüne dolduruyordu.
Giritde Türklerin Rumlar tarafından öldürüldüklerini duymuş, bir arkadaşı ile birlikte gizlice Odesada vapura binmişti. Pasaportsuz olduğu anlaşılınca yakalanıp ailesine teslim edilmişti. Artık Rus mektebine dönmemiş, bir müddet Türk mekteplerinde Rusça öğretmenliği yapmış, sonra da Parise gitmiştir.
İsmail Beyin, Tercüman adlı gazetesi, 1883de, yarısı Rusça, yarısı Türkçe olarak çıkmağa başlamıştır. Gazetenin şiarı, Dilde, fikirde, işde birliktir. Bütün dünya Türklerinin aynı ağızla konuşmaları, Boğaziçinin sandalcısından, Kaşgarın devecisine kadar aynı kelimelerle anlaşmaları, ortak bir edebî dilin doğması, fikir birliği doğuracak ve ona dayanan İş, hareket, aksiyon, yani dünya Türklerinin birliği doğacaktır.
Devamı Var
İleri