XIX. Yüzyılın İkinci Yarısında Türk-Makedon İlişkileri
18 Şubat 1856 yılında ilân edilen Hatt-ı Hümâyûn'da, Gülhâne Hatt-ı Şerifi'nde üstlenilen yenilikler de vardı. Karma mahkemelerin kurulması, taşradaki idarenin yeniden teşkilâtlandırılması, devlet gelir, giderlerinin kontrol edilmesi, hattâ 1839 yılında olduğu gibi sadece güvencesine değil, ırk ve din ayrılığına bakmadan hürriyet ve kanun önünde eşitlik ilkesi benimseniyordu. Müslümanlarla Hristiyanlar arasındaki her türlü kanun ayrıcalığı kaldırılmış, hattâ onlar her türlü rütbede hizmet edebilmek üzere orduya da alınarak, her göreve atanabileceklerdi. İl meclislerinde ve kurulacak olan Danıştay'da temsil edileceklerdi. 1856 Hatt-ı Hümâyûn'u Makedonya Slavları'na kendi ana dilinde okullar açma imkânını da sağlamıştı. Bu imkândan faydalanan Slavlar, Makedonya'nın bazı şehirlerinde öğretmen, ticaret ve kız okulları, bazılarında ise liseler açmışlardı. Tanzimat'tan sonra Makedon kilise belediye okulları da kurulmuştu. Mihaylo Georgievski'ye göre Tanzimat ve Hatt-ı Hümâyûn ıslâhatları "Makedonya Slav burjuvazisinin kendi kültürlerini meydana getirmesini sağlamıştı". Söz konusu ıslâhatlar XIX. yüzyılın başında ilk kitapların çıkmasına ve matbaanın kurulmasına, Makedonya'nın hemen her yerinde Makedon kitaplıklarının ve okullarının açılmasına imkânlar sağlamıştı. Bulgar Eksarh'ı Antim'in "Hatt-ı Hümâyûn, Bulgarlar'ın hürriyetini kağıtta bile olsa oldukça genişletmiştir" ifadesi dikkate değerdir.
Tanzimat ve Hatt-ı Hümâyûn ıslâhatları, Makedonya Slavları'nın millî şuurunun belirivermesinde önemli rol oynamışlardı. Çünkü söz konusu ıslâhatların sağladıkları imkânlarda millî şuuru uyandırılan Makedonya Slav halkı bu dönemde kendi din bağımsızlığı için Rum ve Bulgar kiliselerine karşı mücadelesine devam etmişti. Bu halkı, yürüttüğü mücadelede Yeni Osmanlılar'ın ideolog ve liderleri, hattâ Bâb-ı Ali bile desteklemişti.
1858-1860 yılları arasında, Avrupa devletlerinin maddî ve manevî desteğiyle, Güney Makedonya'nın bazı yerlerinde katolik okulları açılmıştı. Bu okulların amacı Balkan Yarımadası'nda Rus ve Panslavizm hareketinin yayılmasını durdurmaktı. Makedonya Slavlar'ı, Katolik okullarını ve propagandasını, İstanbul Rum Patrikliği'ne karşı yürüttükleri din, eğitim, kültür ve ekonomik bağımsızlığı mücadelesinde güçlü bir silâh olarak kullanmışlardı. Bâb-ı Ali ise Panslavizm hareketini durdurmak için Makedonya Slavları'nın yürüttükleri mücadeleyi desteklemişti. Devlet Sadrazamı'nın, Selanik Valisi'ne, Kılkışlılar'ın Katolik Mezhebi'ne geçme isteğiyle ilgili 5 Ekim 1859 yılında verdiği emrinde şöyle denilmektedir: "Devletimiz'in kanunlarına göre vatandaşlarımız kendi inanışlarında hürdürler, Devletimiz o konuda kimseye karışmıyor". Bulgar Eksarh'ı Antim'e göre ise Makedonya Slavları'nın mücadelesini hattâ ünlü Tanzimat ıslahatçıları Mehmet Ali ve Fuat Paşalar bile desteklemişlerdir."
Makedonya Slavlan'ın söz konusu mücadelede en çok destekleyen ünlü ıslahatçı ve devlet adamı Mithat Paşa olmuştu. Niş ve Tuna Valisi iken Hristiyan halkına yaptığı ıslâhatlarla Avrupa'da ün kazanan Mithat Paşa'nın 15 Ekim 1873 yılında Selanik Valiliği'ne atanması, İrina Evgenievna Fadeeva'ya göre "Selanik Slavları arasında sevinç, Türk bürokrasisi arasında ise hoşnutsuzluk yaratmıştı." Mithat Paşa, valilik görevi sırasında, Selanik Slav halkının hayatı ve karşılaştığı sorunlarla yakından ilgilenmiş, hattâ çoğunun halledilmesi için katkıda bulunmuştu. O, Selanik'te bulunduğu sırada "Makedonya Slav halkının millî şuurunun güçlenmesi için sunduğu yardımla" Makedonya Slavları'nın sempatisini kazanmıştı. Selanik'e gelen Köprülü keşişi Damaskin'in dinî âyinini kendi ana dilinde yapması Rum din adamlarını çileden çıkarmış, fakat Mithat Paşa'nın "Herkesin kendi ana dilinde âyin yapma hakkı vardır" cevabı Rumlar'ı susturmuştu. O arada fakir bir Makedon okulunu ziyaret eden Mithat Paşa, okula kendi portrelerini (üç portre) hediye etmiş ve okul yapısının inşa edilmesi için arsa sağlayacağına söz vermişti. Mithat Paşa'nın bu tavrı Makedonlar'ı çok sevindirmişti. O, aynı zamanda, Selanik'te Türk-Makedon karma okullarının açılması girişiminde de bulunmuştu. Karma okullar, Mithat Paşa'ya göre Türkler'in ve Makedonya Slavları'nın yakınlaşması açısından önemli imiş. Onun, din ve ırk farkı yapılmadan "herkes okumalı"dır sözü de dikkate değerdir.
Mithat Paşa, 1873 yılının sonunda Selanik'te karşılaştığı Makedonya Slavları'nın din adamlarına "Makedonya Slavları Bulgar değil, onlar ayrı bir millettir, onların da kendi kiliseleri olmalıdır" demişti. Aynı yılda, Bulgar Eksarhlığı, Mithat Paşa'yı kendine bağlamak için Selânik'e keşiş Nil İzvorski'yi göndermişti. Ancak, Mithat Paşa, Nil İzvorski'ye, Makedonya Slavları'nın yabancı baskı ve propagandalarına karşı yürüttükleri din mücadelesinde haklı olduklarını öne sürerek, onu da adı geçen milletin mücadelesine katılmasını sağlamıştı. Böylece çağdaş Makedon tarihinde, Makedon milletinin varlığını tanıyan ilk şahıs Mithat Paşa olmuştu. Bu yüzden, Mithat Paşa'yı Makedonya Slavlar'ı desteklemiş, Rum ve Bulgar kiliseleri ise ona karşı düşman kesilmişlerdi. Rus desteğini alan Rum Patrikliği ve Bulgar Eksarhlığı'nın baskısına uğrayan Bâb-ı Âli, Ocak 1874'te Mithat Paşa'yı görevinden almıştı. Böylece Makedonya Slavlar'ı kendi din, eğitim, kültür ve ekonomik bağımsızlığı için Yunan, Bulgar, Sırp ve diğer baskı ve propagandalara karşı yürüttükleri mücadelede Mithat Paşa gibi dostlarının desteğinden yoksun kalmışlardı.
XIX. yüzyılın ikinci yarısında Yeni Osmanlılar'ın çabalarıyla yapılan en büyük ıslâhatlardan biri mutlaka 26 Aralık 1876'da ilân edilen I. Meşrutiyet'ti. 119 maddeli 1876 Anayasası'nın sağladığı haklardan faydalanan Makedonya Slavlar'ı, Birinci Osmanlı Millet Meclisi'ne Manastırlı Dimitar Robev'i milletvekili, Senatosu'na ise Ustrugalı Georgi Çakarov'u senatör olarak seçmişlerdi. Böylece, bu dönemde, Kliment Cambazovski'nin izah ettiğine göre "Osmanlı Devleti'nin sosyal ve siyasî yaşamına ilk kez Makedonlar da katılmış ve daha sonra gelişecek siyasî olaylarda kendi yerlerini belirlemişlerdi".
1878 Berlin Kongresi'nden sonra Osmanlı Devleti'nin sınırları dahilinde kalan ve kendi toprak bütünlüğünü koruyabilen Makedonya'da, özellikle onun Manastır Vilâyeti'nde Hristiyan eşkiya çetelerinin yağmaları neticesinde, Vilâyet'te can ve mal güvenliği kalmamıştı. Mahallî idare gereken tedbirleri almadığından, eşkiyayla işbirliği yaptığından ötürü durumu giderek kötüleşmişti.1887'de Manastır valilik görevine atanan ünlü devlet adamı ve ıslahatçı Halil Rifat Paşa, Vilâyet'teki düzensizliğe son vermek amacıyla, Bâb-ı Âli'nin desteğini alarak, aynı yılda "Manastır Vilâyeti'nin Güvenlik Tüzüğü"nü getirmiştir.
SON
Menüye Dön