1875-1878 Büyük Doğu Buhranında Rumeli ve Makedonya

1875-1878 "Büyük Doğu Bunalımı" yıllarında ve Berlin Kongresi'nin kararlarıyla, Osmanlı Devleti'nden alınan bölgelerde yaşayan Hristiyanlar, o bölgelerde kalan Türk ve Müslüman halkını tamamen imha etmeye başladılar. Onlar yüzbinlerce masum Türk'ü ve Müslüman'ı öldürdüler, mallarını yağma ettiler, evlerini, köylerini, camilerini yakıp yıktılar. Korkunç bir Türk-Müslüman katliamı ve soykırımı yaptılar. Yaptıkları insanlık dışı baskılarla yüzbinlerce Türk'ü ve Müslüman'ı yüzyıllarca yaşadıkları vatanlarından kovdular. Kovulan Türkler ve Müslümanlar Osmanlı Devleti'ne göç ettiler. Yılmaz Öztuna ve Enver Ziya Karal'a göre sözü edilen dönemde Osmanlı Devleti'ne göç eden Türkler'in ve Müslümanlar'in sayısı bir milyondan fazlaymış. Rus tarihçisi D.E. Eremeev ise "Sadece 1875 ve 1876 yılında yaklaşık bir milyon Türk ve Müslüman Osmanlı Devleti'ne göç etmişti" demektedir. Osmanlı Devleti'ne en çok Türk-Müslüman göçmen Bulgaristan, Sırbistan, Karadağ, Bosna ve Hersek, Dobruca ve başka yerlerden geldi. Gelen göçmenler Anadolu, Suriye, Lübnan, Filistin, Kıbrıs, Trablusgarb, Makedonya, Epir, Tesalya, Doğu Rumeli, Rodoplar ve Trakya'da yerleştirildi.

Makedonya'ya gelen göçmenlerin çoğu Niş, Leskofça, Karadağ, Dobruca ve Rumeli'nin diğer bölgelerinden gelenlerdi. Fransa'nın Sofya Konsolosu J. Chepher'in Fransa Dışişleri Bakanı V. Vadington'a 3 Ocak 1879'da gönderdiği raporda "Makedonya'ya gelen göçmenlerin sayısı 50 ile 60 bin ailedir" derken, Doğu Rumeli Avrupa Komisyonu Fransa temsilcisi Maximilian Napoleon Theodore de Ring, V. Vadington'a 4 Ekim 1879'da gönderdiği raporda ise "Sadece Selanik Vilâyeti'nde 60 bin Müslüman-Türk göçmen bulunuyor" demektedir.

Bilâl Şimşir ise Makedonya Bölgesi'ne akın yapan Türk göçmenleriyle ilgili şöyle demektedir: "Makedonya, 1877-1878 göçmenlerinin yığıldığı bölgelerden biriydi. Rus işgali altına giren Tuna ve Edirne vilâyetleri Türk halkının bir kısmı ile Sırp işgaline düşen Niş ve Leskofça bölgesi Türkleri'nin çoğu, Selanik ve Kosova vilâyetlerinde toplanmıştı. 1877/78 kışında iki vilâyette toplanan göçmenlerin sayısı 300 bin kadar tahmin ediliyordu. Selanik taraflarından bir kısım göçmenler 1878 yılı içinde Anadolu'ya ve Suriye'ye sevkedilmişlerdi. Buna karşılık Karadağ'ın ilhak ettiği topraklardan göç eden Türkler, göçmenlerin sayısını yine arttırmıştı... 1878/79 kışına girilirken Makedonya'da hâlâ 60 bin aile Türk göçmeni bulunmaktadır. Bu, 250 bin kişilik kitle demektir..."

1875-1878 "Büyük Doğu Buhranının Berlin Kongresi kararlarıyla sona ermesinden sonra da kaybolan Osmanlı topraklarından Türk ve Müslüman göçleri devam etti. Bu dönemde, Osmanlı Devleti'ne gelen göçmenlerin çoğu Bulgaristan, Rusya, Sırbistan, Bosna ve Hersek, Tesalya, Girit ve başka yerlerden baskılara dayanamıyarak kaçan veya kovulan Türkler ve Müslümanlardı. Ekim 1908'de Bosna ve Hersek'in Avusturya-Macaristan tarafından ilhak edilmesi, Bulgaristan'ın kendi bağımsızlığını ilân etmesi, Girit'in Osmanlı Devleti'nden ayrılması ve Yunanistan'a bağlanması olayları, bu bölgelerden Türk-Müslüman halkının Osmanlı Devleti'ne göç etmesini hızlandırdı.

Osmanlı Devleti'nin Avrupa kesiminde yaşayan Türkler ve Müslümanlar esas vahşete, Birinci Balkan Savaşı'nın başlamasından sonra uğradılar. Bu Savaş sırasında Bulgarlar, Sırplar, Karadağlılar vb. Hristiyanları, Balkan Yarımadası'nda yaşayan Türkleri tamamen imha etme hareketine giriştiler. Türkleri mezbahanelerde koyun boğazlar gibi kestiler. Onlar Poroy'da 200, Serez'de 500, Ustrumca-Radoviş yolunda aynı günde 5 bin, Üsküp-Kumanova arasında 3 bin Türk'ü bıçaktan geçirdiler. Kılkış'ta ve civarındaki köylerde Bulgarlar Türk erkeklerini camilerde, Türk kadınlarını ve kızlarını ise köy meydanlarında yaktılar.

Balkan Savaşları ve Birinci Dünya Savaşı yıllarında Balkan Hristiyanları'nın vahşetine uğrayan Rumeli Türkleri İstanbul'a ve Anadolu'ya sığınmak zorunda kaldılar. İngiliz tarihçisi Arnold Toynbee'nin Osmanlı kaynaklarına dayanarak verdiği bilgilere göre ise 1912-1920 yılları arasında Türkiye'ye toplam 413.922 Türk göç etmiştir. Osmanlı Devleti'nden alınan topraklarda kalan Türkler'e Balkan Savaşları ve Birinci Dünya Savaşı sırasında soykırımı yapıldı. Aynı şeyler son yıllarda Bulgaristan'da yapıldı.

Türk olmayan Balkan ve Yakın Doğu milletleri sözü edilen dönemde, Türk milletine, İspanya ve Portekiz'in Güney ve Orta Amerika; İngiltere, Fransa, Belçika, Hollanda vb. Avrupa devletlerinin bâzı Asya ve Afrika milletlerine yaptıklarını yaptılar. İspanya ve Portekiz Güney ve Orta Amerika milletlerine zorla kendi dillerini ve dinlerini kabul ettirdiler. Onları "Lâtinleştirdiler". Öteki Avrupa devletleri ise bazı Asya ve Afrika milletlerine aynısını yaptılar.

Osmanlılar ise Osmanlı Devleti sınırları dahilinde yaşayan Türk olmayan milletleri kardeş saydılar. Onların millî nitelik ve değerlerine dokunmadılar. Osmanlı Devleti sınırları dahilinde yaşayan Hristiyan ve Türk olmayan Müslüman milletler Osmanlı Devleti'nin ve Türk milletinin sayesinde millî varlıklarını ve bütünlüklerini korudular ve onlardan bazıları XIX. bazıları ise XX. yüzyılın başında kendi devletlerini kurdular. Ancak, eski Osmanlı milletleri bugün bu gerçeği kabul etmiyorlar. Halbuki, Osmanlı Devleti 550 yıl zarfında hepsini Türkleştirir, İslâmlaştırır, eritir ve tamamen yok edebilirdi. Hattâ taşı ve toprağı bile "Türkleştirir" ve "İslâmlaştırabilirdi". Çünkü Avrupa'da Osmanlı Devleti'ne "dur" diyebilecek kuvvet yoktu. Sözünü ettiğimiz dönemde Osmanlı Devleti dünyanın en adaletli devleti ve en büyük askeri gücüydü. Onun adaleti ve askerî gücü karşısında "medenî" Avrupa boyun eğmek zorunda kaldı.

Öyle olmasına rağmen, Osmanlı Devleti kimseye kötülük etmedi. İspanya'nın, Portekiz'in, ırkçı Balkan ve Avrupa devletlerinin ve milletlerinin yaptıklarını yapmadı. Yapmış olsaydı, bugün Balkan Yarımadası'nın ve Yakın Doğu'nun bambaşka coğrafi hudutları olacaktı. Adriyatik Denizi'nden Hazar Denizi'ne ve Kırım'dan Hind Okyanusu'na kadar uzanan 300 milyon Türk'ten oluşan bir Türk Devleti olacaktı. Bunun dışında bugün ne Balkan Yarımadası'nda bir Türk göçü ve sorunu, ne Yakın Doğu'da bir Filistin (Arap)-Yahudi boğuşması ve Irak-İran savaşı, ne de başka sorunlar olacaktı.

Osmanlı Devleti gerekeni yapmış olsaydı, Türk asıllı olan daha sonra ise Hristiyanlaşan ve İslavlaşan Bulgarlar bugün Bulgaristan'da iki milyondan fazla ırkdaşımıza soykırımı yapamayacaklardı. Onların adlarını, dillerini, dinlerini vb. nitelik ve değerlerini yoketmeye girişemeyeceklerdi. Kurşuna dizemeyecek, tanklarla ezemeyeceklerdi. Mallarını, mülklerini ve kültür eserlerini tahrip edemeyeceklerdi. XX. asrın en büyük "exodosu"nu yapamayacaklardı. Ancak Bulgarlar unutmamalıdırlar ki, Türk milleti tarih boyunca kimseye borçlu kalmadı. Herkese yaptığının hesabını sordu ve ödetti. Pek tabiî ki, onlardan da yaptıklarının hesabım soracaktır.

Son

Menüye Dön