Bulgaristan'ın Bağımsızlığı
Gazete, Grozkov'un Ankara ziyaretinin ayrıntılarını öğrenmek üzere Albay Repington adlı bir özel muhabirini Sofya'ya gönderdi. Repington, Sofya'da, Grazkov'un ve Çiftçi Partisi hükümetinin durumunu anlamak için çeşitli sınıflardan insanlarla temas etti. Repington, daha sonra Daily Telegraph'de "Bulgar Meselesi" adı altında bir seri yazı yayımladı. Bu makalelerin birinde "İthamlar ve Cevaplar" başlığı altında şunları yazmaktaydı: "Grozkov, Bulgaristan'a döndükten sonra Stamboliyski'ye bilgi verdi... Başbakan Stamboliyski ondan Kemal'in gelecekte düşündükleri ve stratejisi hakkında bilgi aldı. Bulgar başbakanı, bu seyahati benden saklamadı. Sadece bunun resmi bir gezi olmayıp iktisadî olduğunu tütün ve yiyecek satımı konusunda bir anlaşmaya varılması için yapıldığını söyledi". Repington, bununla da yetinmeyerek Çar Boris ile de ilişki kurdu. Çar da bunları teyid etti. Grazkov'un Ankara'yı ziyaretini başka Balkan devletlerinin basını da eleştirir bir şekilde yorumladı. Örnek olarak Romanya basınından iki gazete, Grozkov'un seyahatini Bulgar siyasetinin bir oryantasyonu olarak yorumluyor ve bu yönelişin maksadının da anlaşmaları yıkmak olduğunu yazıyordu. Bulgaristan'da da, Grozkov'un Ankara'ya gidişi Çiftçi Partisi muhalifleri tarafından tepkiyle karşılanmıştı. Bulgar Meclis'inde Demokrat Parti'nin Başkanı A. Malinov, şunları söylemekteydi: "Ben şunu soruyorum: Bulgaristan iktisaden çökmüş, maddeten ve manen yorulmuş durumdayken ne gibi bir imkana sahiptir ki, Kemal Paşa'nın davası gibi bir davaya angaje olmaktadır".
Radikal Parti Başkanı Stoyan Kosturkov da şöyle demekteydi: "Biz sadece komşularımızın değil onları savunan büyük devletlerin de hiddetlerini üzerimize çektik". Bulgar sosyalistlerinin yayın organı olan Narod Gazetesi de Grozkov'un gezisini ele alarak " Bir manyağın Anadolu gezisi" deyimlerini kullanarak onun Kemalistlerle bağlantı kurma çabalarına hücum etmekteydi. Çiftçi Partisi'ni savunan ve Grozkov ile arkadaşlarının seyahatini tasvip eden tek parti Bulgar Komünist Partisi idi. Partinin meclis üyesi Atanasov, Grozkov'a yapılan hücumları ele alarak şöyle demekteydi: "Ben, arkadaş Grozkov'un Mustafa Kemal ile görüştüğünü bilmiyorum. Ama eğer görüşmüşse o bahtiyardır. O açıkça arkasında bir Sovyet Rusya'nın bulunduğunu belirtmektedir. Avrupa kapitalizmi Sovyetleri ne kadar çok yıkmak isterlerdi. Fakat sonunda onunla bağlar kurmak zorunda kaldılar. Bulgar halkı, Bulgar hükümeti de durumunu Mustafa Kemal'in getirdiği seviyeye getirebilseydi ne derece bahtiyar olurdu...".
Grozkov7un Ankara seyahati hakkında M. Kemal'den ve Türk milletinin istiklal savaşından büyük bir sempati ile söz eden Nova Vreme Gazetesi ise, Anadolu cephesinde başlığı altında şu bilgileri vermekteydi: "Bir süre önce Anadolu'nun kalbi Ankara'dan dönmüş olan tanınmış bir Bulgar ile karşılaşmak imkanını elde ettik. Bu kimseye cepheye gitmek ve bütün askerî bölgeleri dolaşmak imkanı sağlamıştır. Bu kimsenin ifade ettiğine göre Türk ordusu son derece iyi eğitilmiş, morali yüksek ve fakat teknik araçlardan mahrum bulunmaktadır. Mustafa Kelam, milli bir gurur olmuştur. O adeta bir Tanrı durumuna gelmiştir. Meclise gelişinde coşkun bir tezahüratla karşılanmaktadır...".
Aslında Grozkov ve Pisarev, Ankara'ya Ticaret Bakanlığı tarafından yünlü kumaş pazarını incelemek üzere gönderilmişti. Bulgar Başvekili de Grozkov'dan, Bulgaristan ve Türkiye'nin ilerdeki gelişmesini göz önüne alarak M. Kemal ile sağlam bir anlaşma yapmasını istemişti. Ayrıca Bulgaristan, yaptığı yardımlara karşılık M. Kemal'den ileride yapılacak barış görüşmelerinde Türkiye'nin batı komşusu olarak Yunanistan yerine Bulgaristan'ı tercih etmesini istiyordu. Yüzbaşı Pisarev'in görevi ise ordunun durumunu ve Anglo-Fransız ve İtalyan- Yunan askerlerine karşı partizan hareketlerini incelemekti. Ankara'da Grozkov, M. Kemal Paşa ile, Pisarev ise İsmet Paşa ile sürekli temas halindeydi. Sofya ile devamlı ilişki halinde bulunabilmesi için Pisarev, askerî şifreden yararlanmaktaydı ve M. Kemal, bu haberleşmenin sağlanabilmesi için Edirne'de yardımcı bir telsiz istasyonunun kurulması emrini vermişti.
Bulgar heyeti, M. Kemal ve İsmet Paşalarla birlikte Ankara, Eskişehir, İnebolu, Kastamonu, Kütahya, Antalya, Sivas vb. cepheleri dolaştılar. Bulgar heyetinin Ankara'yı ziyareti, Ankara Hükümeti ile Bulgar Başbakanı arasında varılmış bir anlaşmanın sonucu olarak yapılmıştı. Temas ve konuşmalar her iki hükümetin adına yürütülmekteydi.
Grozkov ve arkadaşlarının Ankara'ya yaptıkları bu ziyaret Bulgar Çiftçi Partisi hükümetini, müttefik devletler karşısında güç duruma soktu. Bundan sonra müttefikler birçok olayda Bulgar hükümetinin işlerine açıkça karşımaya başladılar. Bütün bunlara rağmen Stanboliyski Hükümeti, Türkiye'nin Sofya'da resmi bir temsilcilik açmasına izin verdi. 27 Şubat 1921'de M. Kemal'in yakın arkadaşlarından ve güvendiği kişilerden biri olan Cevad Abbas Bey, Çiftçi Partisi hükümetinin ileri gelenleri ile daimi ilişki halinde oldu. Al. Botev, P. Yanev, R. Daskolov, A. Groskov, K. Malev gibi kişilerle yakın ilişki kuran Cevad Abbas Bey, Bulgaristan'dan Türk Milletinin kurtuluş savaşı için destek sağlanmasını organize etti. Bulgar hükümetinin o tarihlerdeki milletlerarası durumu dolayısıyla Cevad Abbas Bey'in faaliyetleri müttefiklerden saklanamadı. Müttefik devletler, Çiftçi Hükümetine büyük bir baskı yaparak Cevad Abbas Bey'in derhal Bulgaristan'dan çıkarılmasını istedikleri gibi, Bulgar hükümetini Neuilly Antlaşması'na aykırı hareket etmekle de suçladılar. Buna rağmen Stanboliyski, Türk milli mücadelesine karşı tutumunu değiştirmedi.
26 Ekim 1922'de Parlamentoda verdiği büyük nutukta Stanboliyski, Türk milletinin kurtuluş savaşı üzerinde durarak şunları söylemekteydi: "Türk milletinin giriştiği hareketi büyük önder Mustafa Kemal Paşa'nın şahsında tanımak gereklidir. Sevr Antlaşması'nın üzerinde yapılacak tadilat diğer antlaşmaların da tadilini gerektirecektir. Sabır. Şimdi bizim komşumuz olan Türkiye ile ilişkilerimiz sadece iyi ve dostane olabilir. Ortak çıkarlarımız bizleri barış içinde yaşamaya zorlamaktadır".
Birçok diplomatik yazışma ve notalardan anlaşıldığına göre Bulgaristan çeşitli yollardan Anadolu'daki Kemalistlere silah sağlamaktaydı. 30 Haziran 1920'de Bulgaristan'daki müttefik ordularının Genel Komutanı, Bulgaristan Dışişleri Bakanlığına verdiği bir notada şunları ileri sürmekteydi: "Türk bandralı üç geminin Burgaz limanına kömür almak üzere geldiklerini öğrenmiş bulunmaktayım. 16.6.1920'de gelmiş olan bu gemilere 19.6.1920 gecesi askerlerin refakatinde bulunan dört arabanın kışla ile gemiler arasında üç sefer yaptığı bildirilmektedir. Bu arabalarda bulunlar, gemilere boşaltıldıktan sonra bunlar kömür yüklemeden hareket etmişlerdir. Gemilerin Burgaz'da bulunduğu sırada bunlardan birinin komutanı bir Bulgar askeri tarafından, Bulgar komutanlığına ziyarete davet edilmiştir. Bu faktörleri göz önünde tutarak Türk Milliyetçileri ile yapılan silah ticareti konusunda Bulgar Hükümetinin sorumluluğuna dikkatinizi çekmekten şeref duymaktayım".
Devamı Var
İleri