Ayaklanmalar
Düzenli ordunun kurulduğu günlere rastlayan Çerkes Ethem ve Demirci Mehmet Efe ayaklanmaları diğerlerinden farklı bir özellik taşımaktaydı. Çerkes Ethem Balkan Savaşı'na katılmış ve I. Dünya Savaşı'nda Teşkilat-ı Mahsusa'da görev yapmıştı. Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında kanun kaçağı bulunduğu bir sırada Rauf Bey'in (Orbay) tavassutu ile 8 Kasım 1918'de 61 adamıyla teslim olmuştu. Dahiliye Nezareti'nin talimatıyla serbest bırakıldıktan sonra Kuva-yı Milliye'ye katılmıştı. Çerkes Ethem ve Demirci Mehmet Efe Kuva-yı Milliye içerisinde önemli hizmetlerde bulunmuşlardı. Ancak düzenli ordunun kurulmasından sonra başlarına buyruk çalışmakta ısrar etmişler, bu tutumlarını her türlü uyarıya rağmen ayaklanmaya kadar vardırmışlardı. Bu davranışlarında üstlendikleri sorumluluğun gerektirdiği bir eğitim düzeyinden yoksun oluşlardı önemli bir faktör olarak ileri sürülebilir. Çerkes Ethem ve kardeşleri Yunanlılara sığınmışlar, Demirci Mehmet Efe kuvvetlerinin dağıtılması üzerine teslim olmuştu. Rum azınlığın Karadeniz sahillerinde bir Pontus Rum Devleti kurmak amacıyla Samsun, Amasya ve Tokat dolaylarında başlattığı ayaklanma Yunanistatn ve Rum kilisesinin kışkırtmalarından kaynaklanmıştı. 6 Aralık 1920'de başlayan ayaklanma kışkırtmalarından kaynaklanmıştı. 6 Aralık 1920'de başlayan ayaklanma Yunan ordusunun 1921 yazındaki kara ve deniz harekâtına paralel bir gelişme göstermiş, böylece Türk ordusunun iki taraftan kuşatılması amaçlanmıştı. TBMM kuruluşundan itibaren bu konuyu önemle ele almış, Merkez Ordusu'nu kurmak ve kıyı kesimindeki şüpheli Hristiyan erkekleri iç kısımlara sevketmek suretiyle bu oyunu bozmuştu. Pontus Ayaklanması Yunan Ordusu'nun Batı Cephesi'nde kesin bir yenilgiye uğratılmasıyla ciddi bir tehlike olmaktan çıkmış, ancak Pontus çetelerine karşı başlatılmış olan harekat yine de 6 Şubat 1923 gününe kadar sürdürülmüştü.
Anadolu, İstanbul'un şeyhülislam fetvasına bir fetva ie cevap verdi. 16 Nisan 1920'de Ankara Müftüsü Rıfat Efendi'nin (Börekçi) öncülüğünde 153 din adamının onayıyla şeyhülislam fetvasını geçersiz kılan bir fetva yayınladı. TBMM 29 Nisan 1920'de Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nu kabul etti. Damat Ferit Paşa'yı vatan haini ilan ederek Türk uyruğundan çıkarıldı. İstanbul Hükümeti'nin işlemleri geçersiz sayıldı. İstiklal Mahkemeleri kuruldu. TBMM Yunan Ordusu karşısındaki kuvvetlerden önemli bir bölümünü ayaklanmaları bastırabilmek için görevlendirmek zorunda kaldı.
Ayaklanmalar her türlü kırşkırtıcı propagandaya rağmen halk çoğunluğunun desteği ve alınan tedbirlerin sonucunda millî kuvvetlerce bastırıldı. Bu sonuçla uzun süren kardeş kavgası sona erdi. TBMM'nin otoritesi güçlendi. İstanbul'daki yönetimin gerçek içyüzü daha açık bir şekilde görülmüş oldu. Türk milleti bütün gücünü düşman karşısında seferber edebilme imkânına kavuştu.
Son
Menüye Dön