Ayaklanmalar

Aynı bölgede 8 Ağustos-23 Eylül 1920 günleri arasında süren ikinci bir ayaklanma (II. Düzce Ayaklanması) Kuva-yı Milliye'nin çabaları ve Ali Fuat Paşa'nın gönderdiği arabulucuların yardımıyla önlendi. I. Düzce Ayaklanması'nın başlangıçta başarılı bir gelişme göstermesi İngilizleri ve İstanbul Hükümeti'ni daha ileri adımlar atmaya sevketmişti. İsyancıların bölgeye kısmen egemen olmalarından sonra sıra Geyve Boğazı'ndaki ve Adapazarı'nın kuzeyindeki Kuva-yı Milliye'yi yok etmeye gelmişti. Bu konudaki hazırlıklar daha I. Düzce Ayaklanması'nın ilk günlerinde başlatılmış, İstanbul Hükümeti 18 Nisan 1920 tarihli bir kararnameyle Kuva-yı İnzibatiye'nin kurulmasını kararlaştırmıştı.

Ayrıca Anzavur gibi şöhret budalası bir sergerde de hazır bekliyordu. Daha önce İzmit Mutasarrıflığı yaptığından bölgeyi de iyi tanıyordu. Kendisine para, silah ve cephane desteği sağlanan Anzavur, Adapazarı yöresine giderek propagandaya başlamış, kısa sürede taraflarını çoğaltmıştı. 10 Mayıs 1920'de Adapazarı'na giderek 13 Mayısta Kandıra'yı işgal etmiş ve böylece İstanbul-Ankara karayolunun denetimini ele geçirmişti. Anzavur daha sonra stratejik önemi büyük olan Geyve Boğazı'na yöneldi. Bu önemli geçit aşılabilirse Ankara yolu açılmış olacaktı. 15 Mayısta Geyve Boğazı'nda Ali Fuat Paşa'nın komutasındaki Kuva-yı Milliye'ye saldırdı.

Geyve Boğazı'nı açma şerefini kimseyle paylaşmak istemediğinden Kuva-yı İnzibatiye'nin tamamını beklememiş, Sapanca'ya kadar gelebilmiş olan bir miktar kuvvetin desteğiyle yetinmişti. Çarpışmalar sırasında İstanbul'a zafer haberleri yağdırılmış, Harbiye Nazırlığı görevini de üstlenmiş olan Sadrazam Damat Ferit Paşa İzmit'e kadar gelmişti. Anzavur dört gün süren çarpışmaların sonunda Kuva-yı Milliye'ye yenilmiş ve İstanbul'a kaçmıştı.

Anzavur'un başarısızlığından sonra bu bölgedeki Kuva-yı Milliye'yi yenebilmek için geriye tek şansı olarak Kuva-yı İnzibatiye kalmıştı. Hilafet Ordusu olarak da adlandırılan ve Süleyman Şefik Paşa'nın komutasında oluşturulah bu kuvvetin mensuplarına yüksek maaşlar verilmişti. Kuva-yı Milliye'ye mensup bir yüzbaşının maaşı 40 lira kadarken Kuva-yı İnzibatiye yüzbaşılarına 90, başçavuşlarına 40, erlerine 30 lira maaş verilmesi kararlaştırılmıştı.

Buna rağmen bu kuvvete katılanlar düşük seviyeli kişilerdi. Bazı birliklerine kasaplar ve duvarcı ustaları subay, yankesici ve hırsızlar er olarak alınmışlardı. Açlık ve sefalet yüzünden de katılanlar olmuştu. Kuva-yı İnzibatiye'nin Anzavur'un Geyve Boğazı saldırısına katılan birliklerinden önemli önemli bir bölümü daha sonra teslim olmuşlar ve Kuva-yı Milliye'ye katılmışlardı. İzmit'teki Kuva-yı İnzibatiye birliklerinden de sürekli firarlar olmuş, pek çok subay ve er silah ve cephaneleriyle birlikte Kuva-yı Milliye'ye katılmışlardı.

Süleyman Şefik Paşa'dan sonra İzmit ve Havalisi Komutanlığı'na atanan Suphi Paşa, 7 Haziran 1920'de Ali Fuat Paşa ile temasa geçmiş, üzerlerine yürünüldüğü takdirde karşı koymayacaklarını, silah ve cephane ve donatımlarıyla birlikte kendilerine kmatılacaklarını bildirmişti. Kuva-yı Milliye'nin İzmit yönündeki harekatı sırasında Kuva-yı İnzibatiye mensupları karşısındaki kuvvetin Kuva-yı Milliye olduğunu anladıklarında " Bunlar düşman değildir, ateş etmeyelim, kim ateş emri verdiyse onu öldürelim "diye bağırmışlardı. Nitekim 14 Haziranda 2. Alay'dan Kuva-yı Milliye'ye katılan 170 er Kuva-yı İnzibatiye'ye ateş açmışlardı. Kuva-yı Milliye'ye ateşle karyılık veren Kuva-yı İnzibatiye topçusu İzmit girişine sığınmak zorunda bırakılmıştı. Kuva-yı İnzibatiye'den geriye kalan birlikler gemilerle İstanbul'a taşınmış ve bunların çoğu dağılmışlardı. Böylece İstanbul Hükümeti'nin Kuva-yı Miliye'ye karşı İngiliz desteğiyle oluşturduğu en büyük silahlı güç başarılı olamamış, kendiliğinden eriyip yok olmuştu.

Devamı Var

İleri