Kırk elli bin kişilik bol teçhizatlı ve ezici bir sayı üstünlüğünü haiz büyük kuvvetini Dargo ormanlarının içinden ve Şâmil'in elinden bir avuç yaralı kafilesi halinde kurtarıp kaçırabilen general Vorontsof'un bu muharebede becerebildiği bir marifet varsa o da medeni bir cemiyete ve kahraman bir orduya asla şeref veremeyecek olan zalim bir kundakçılıktı. Çeçenistan ormanlarına karşı general Vorontsof'la başlayan bu kundakçılık bütün Rus generalleri tarafından pek parlar karşılanmış olmalı ki bu bölgede vazife alan diğer kumandanları da o güzel ve asırlar görmüş ormanları ateşe vermeğe olanca ihtiraslarıyla devam etmişlerdir . General Vorontsof ateşle, gazla yakıp tutuşturmakla başa çıkamayacağını anladığı bu inatçı ormanların hakkından gelmek için Rus hazinesini boğazına kadar masrafa boğarak Odesadan külliyetli miktarda zift , kükürt ve yakıcı madde getirtmiş, fakat ordusunu geçirecek kadar olsun yol açamamıştı. Kundakçılıkta general Vorontsof'a rekabet edercesine kendini gösteren general Yevdokimof'da Çeçenistan ormanlarını senelerce yakıp kavurduğu gibi 1851 senesinde Kafkasya'daki Rus ordusunun sol cenah kumandanlığını deruhte eden meşhur ve müstakbel Kafkas orduları başkumandanı prens Bariatinski dahi on bin kişilik bir Rus kuvvetinin başına geçerek bu zavallı ormanları bir kere daha ateşe verdi, kana ve dumana boğdu.

Rus orduları ve genelkurmayı bütün dikkatini Şâmil'in üzerine çevirmişti. İmam'ın büyük karargahı" Veden-Dargo" yu bu sefer neye mal olursa olsun ortadan kaldırmağa azmetmişlerdi. Prens Bariatinski, bu müdafaasız Çeçen ahaliyi bir taraftan Şâmil'den yüz çevirmeğe teşvik ederken , bir taraftan da Şâmil'in en büyük naiplerinin ve sadık adamlarının uzak yakın bütün akrabalarını Kafkasya'nın suyu ve havası son derece fena olan menfa yerlerine sürüyordu. Kabile ve akrabalık münasebetlerine şiddetli bağlı bulunan Çeçenler üzerinde, bu kahbe ve insafsız icraat öldürücü tesirler yaratıyor ve Şâmil'in yanı başında harbe devam hususunda besledikleri derin iman için için sarsıyordu.

Kırım muharebesinde ele geçen fırsatların göz göre göre kaybedildiğine şahit olan Şâmil, bu muharebe biter bitmez Rusların olanca kuvvetleriyle kendi üzerlerine çullanacaklarını çok iyi bildiğinden, Rusların bu meşgul zamanlarında büyük karargahı umumisinin merkezi olan Veden'in tahkimatını son dereceye kadar takviyeden geri durmadığı gibi, naibi Kabet Muhammed vasıtasıyla da dağ mıntıkasının en mühim ve sarp kalesi olan Gergebil yakınında bu kaleye karşı çok kuvvetli ve mükemmel bir müstahkem mevki inşa ettirmişti.

İşte bu esnada Şâmil'in korktuğu başına geliyor ve Kırım harbinden kurtulan Rusya, müttefiklerin karşısına çıkardığı bütün kuvvetlerini Kafkasya'ya yığmak imkanına kavuşuyor.

1855 senesinde ölen Çarın yerine oğlu İkinci Aleksandr Rus tahtına geçer geçmez Rus ordusunun en mümtaz ve kudretli generalleri sayılan en mühim kumandanları askeri müşavir olarak yanına aldı. Bu generallerden biri Rus devletini kuran Rurih hanedanına mensup Aleksandr İvanoviç Baryatinski idi. Hükümdar soyundan olan bu prens general, yeni Rus Çarı İkinci Aleksandrın çocukluk arkadaşı ve pek candan dostu olup ikisi de Rus şairi Shonskiden ders almışlar ve tahsillerini beraber yapmışlardı.

1839 senesinde Şâmil'in pek büyük bir kahramanlıkla müdafaa ettiği ve son kurşununa kadar inatla ve şerefle başı göklerde ve ayakta kalan meşhur Ahılgoh muhasarasına da general Grabenin maiyetinde genç bir zabit olarak iştirak etmiş bulunan Bariyatinski, bir müddet sonra Çeçenistan muharebelerinde de kendini göstermiş ve general Vorontsof'un ağır bir mağlubiyetiyle neticelenen Dargo muharebelerinde de yüksek kumanda heyetlerinin dikkatini çekmişti. Kırım harb sahnesini Çar ile birlikte ve derin bir dikkat ve nüfuzu nazarla teftiş etmiş olan General Baryatinski ,dostu ve hükümdarı olan Aleksandr harbe devam etmekte Rusya için hiçbir fayda ve ümit kalmadığına ikna ederek, bir an evvel sulh yollarının aranılmasına teşvik eylemişti.

Deli Petro ve İkinci Katerina'dan beri Rus Çarlarının en başta gelen ve âdeta bir din taassubuyla sarıldıkları müşterek ideal halini alan Kafkasya meselesini Çar İkinci Aleksandr dahi icraatının ilk planına almaktan kendini men edememişti. Prens Baryatinski ile Milyutin gibi, şahıslarına ve şöhretlerine çok büyük ümitler bağlanan iki mühim generalin Kafkasya dâvasının başına getirilmesi, senelerden beri Şâmil'in karşısında yerlerinde sayan Rus kıtalarının maneviyatları üzerinde derin ve heyecanlı bir tesir uyandırmıştı.

Yeni başkumandan Baryatinski ile kurmaybaşkanı general Milyutin 1856 senesi birinci teşrinin on beşinci günü Kafkasya'ya gelerek Çar'ın kendilerine büyük bir yetki ve itimat ile verdiği vazifeye bilfiil başladılar. Kafkasya'yı pek yakından tanıyan bizzat senelerce iştirak ettiği Kafkasya muharebeleri hakkında esaslı bilgi ve tecrübe sahibi olan prens Baryatinski, görüp geçirdiği bu tecrübelere dayanarak, Kafkasya'nın ancak kuvvetli ve sıkı bir abluka çemberi içinde bunaltılıp dize ve amana getirilebileceğine kanaat getirmişti. Bütün harp gailelerinden kurtulan ve tamamiyle serbest kalan Rus orduları olanca kudret ve dehşetiyle Şâmil'in iman dolu göğsünü ve daha yüklü kahraman başını hedef tutmuş oluyordu.

üç ordusundan biri, sol cenah ordusu ismini alarak ve bizzat başkumandan prens Baryatinski'nin çok yakından kumanda ve kontrolüne tâbi tutularak Şâmil'in büyük karargahını göğsünde barındıran arslan yürekli Çeçenistan üzerine tevcih edilmişti. İkinci ordu Hazar denizi sahillerinde faaliyete hazırlanmıştı. Üçüncü ordu ise Lezgi hattına saldıracaktı. Ayrıca iki ordu daha Çerkezistan bölgesine memur edilmiş olup kendilerine kat'i ve neticeli muharebe vazifeleri verilmemiş, sadece Doğu Kafkasya'daki üç ordu Şâmil'e karşı kat'i darbeyi indirinceye kadar bu orduların oyalama muharebeleriyle Çerkezleri meşgul etmeleri kararlaştırılmıştı.

Devamı Var

İleri