Şamil'in Müdafaa Muharebeleri
Türkiye, İngiltere, Fransa gibi üç muazzam ve askeri devlete karşı üç sene harb eden ve Kırım muharebesinden adeta burnu kanamadan çıkan Rusya'nın bu vaziyeti de Kafkasya'daki bütün kabileler üzerinde derin tesirlerini göstermekten hali kalmamıştı.
Şamil, bütün şansların aleyhine döndüğü ve teşebbüslerin düşman eline geçmeğe başladığı bu ümitsiz ve kara günde, ancak kendisine has olan ve Şâmilâne denilebilecek bir iman ve maneviyat şahlanışı ile , sallanan ihtilâli ayaklarının üstüne dikmeğe, sarsılan harb gayretini taze bir iman ile tekrar canlandırmak için ilâhi ve son hamlesini yapmakta tereddüt etmedi.
Şamil bu muntazam ordular karşısında ebetteki düzenli bir savaş taktiği yerine ihtilalci ve gerilla takdiği uygulayacaktı. Yüce Turan soyundan gelme özelliği ortaya çıkacak, atası Kürşad'tan intikal eden genleri harekete geçecek Rusların karşısında bir ölüm eri kesilecekti. Rus Başkumandanlığının başvurduğu kahbe ve şeytani tedbirlere karşı Şâmil'in yiğit ve granit tedbirleri ayak üstündedir. İmamın ruhlarda sönmez yangınlar tutuşturan ilâhi sesi yanık bir vatan musikisi kesilmiştir.
"- Kafkasyalılar, senelerdenberi göğüslemeye çalıştığımız en vahim an gelip çatmıştır. Yapabileceğimiz tek iş düşmanla amansız ve fasılasız çarpışmaktır. Bugüne kadar harb etmek şeref ve vatan borcu idi. Fakat bugün hepimizin üstüne farzolmuştur. Kafkasya'nın hürriyeti için son kurşuna, son kılıca ve sağlam kalan son bileğe kadar dövüşmeyen kafirdir. Küfrün ve hıyanetin cezası merhametsizce ve derhal ölümdür."
Şâmil'in bu beyannameleri Çeçenistan'da ve Dağıstan kabileleri arasında bir yıldırım süratiyle dolaşıyor, tereddüde düşen gafil ruhlarda dehşet uyandırıyordu. Rus orduları üç koldan açılarak müthiş bir kıskaç halinde Dağıstan'ın ve Çeçenistan'ın üzerine kapanmağa hazırlanırken, Şâmil bir taraftan ruhlara taze bir iman ve hayat yetiştirmeğe çalışıyor, bir taraftan da Dağıstan şimali garbi kısmını (Andikaysu) etrafında yaptırdığı bir sıra kuvvetli tahkimat ile Avaristan'dan her hangi bir Rus baskısına karşı kapatmağa çalışıyor ve bütün bu işleri bizzat kendi nezareti altında yaptırıyordu.
İmam, uzun ve zafer dolu yıllardanberi yanı başında harb eden ve cehennemlerden yüz çevirmeyen kahraman ve sadık naiplerinin vicdanlarına en son hitabını yapmak üzere bunları (Ezan gölü) kenarında tarihi ve hazin bir toplantıya davet etti. Dar zamanlarda ve fevkalade hallerde bu gölün kenarında toplanıp meşveret etmek ve mühim kararlar vermek pek eski ve milli bir gelenek olarak tanınmaktadır. Cuma namazından sonra, imamın son hutbesi ve vasiyeti olan büyük hitabetine sıra geldiği vakit Şâmil ateşten kelimeler ve ruhları alev gibi saran ve yakan sözlerle naipler meclisinin karşısına çıktı. (Kafkasya'nın Führer'i ve Peygamberi İmam Şâmil) isimli mükemmel bir eser yazan Alman muharrir Karl Von Seeger, eserinde Ezan gölü kenarındaki o tarihi toplantıdan bahsederken , Kafkasyalılar'ın dünya malına ve Rusların kucak açtıkları paralara karşı tamahlarını önlemek için Şamil'in pek mühim ve biraz da garip icraatını haber vermektedir.
Bu Alman tarihçisine göre, Şamil, orada hazır bulunan harb esirlerine emir vererek o civardaki bir kulenin içinde saklı bulunan çok zengin ve milyonlar değerindeki hazinesini olduğu gibi Ezan gölünün en derin noktasına attırmıştır . Bu toplantıda hazır bulunanları derin bir hayret içinde bırakan bu hareketin manâsını İmâm bizzat şöyle izah etmiş imiş :
"Rus Başkumandanı madem ki para ve servetten büyük kudret tanımıyor ve vicdanları bu kuvvetle fethetmeğe çalışıyor, o halde lânet dünya malına!"
Dağıstan ve Çeçenistan'da efsanelere karışan ve halkın hafızasında hâlâ yaşıyan bu hazine hikayesini M. Kentman isminde diğer bir Alman muharrir de ciddi bir itikatla ele almış ve Der Kaukasen Kafkasya adlı eserinde Şâmil'in Dargo'daki gümüş madenlerini kapatmış olduğunu ve vatanlarını müdafaa uğrunda mal ve canlarını en sonuna kadar vakfetmeğe azmeden Kafkas mücahitlerine mücadelenin son anına kadar gümüşe el sürmek haram edildiğini kaydetmektedir.
Tam otuz senedir kanatlandırıp yırtıcı kartal sürüleri gibi Rus ordularının üzerine saldırdığı fedâkar millet sürülerinin ruh haletlerini çok mükemmel bilen Şâmil, Rus Çarının çil altınlarının göz kamaştırıcı parlaklığını sıfıra indirmenin de bu suretle çaresini bulmuş ve imanı sağlam insanları dünya malına âdeta düşman etmişti. Şâmil, kabilelerin maneviyatı üzerinde bu derin tesirleri yaratırken, o ümitsiz ve son vatan müdafaasına ait her türlü maddi hazırlıkları yerine getirmekten de geri durmamıştı. Çeçenistan ormanları Rus ordusu tarafından senelerden beri her türlü tahrip ve yangın vasıtasıyla vâsi mikyasta tahrip edildiği halde, Şâmil'in büyük karargahını ve son arslan inini koynunda barındıran Veden civarı ve İçkeri ormanları bu korkunç tahribattan uzak kalmışlardı.
Düşmanın kuvveti ne kadar müthiş ve üstün olursa olsun, Şâmil kendine has olan harikulâde bir tâbiye oyunu ile bu mahşer gibi Rus kuvvetlerini dilim dilim parçalayıp teker teker mağlup etmek imkânının daima mevcut bulunduğuna iman ediyordu. Kendi baş karargâhını en emin bir ele emanet ettikten sonra harekatında serbest kalan Şâmil, yıldırım icraatına girişerek Çeçenistan'ın ova kısımlarıyla Avaristan bölgesindeki kendi nüfuzundan uzak kalan ve Ruslara boyun eğmeye başlayan kabileler üzerine amansız tedhiş akınları yapmağa ve ortalığı kasıp kavurmağa başlamıştı. Şâmil, Kafkas milli mücadelesinin en heyecanlı ve ümit verici günlerinde Ruslara boyun eğen ve milli savaşa sayısız zararlar veren İnguş kabilesinin ruslara karşı ayaklanmasını da hayırlı bir müjde gibi karşılamıştı.
Şâmil, umumi karargâhı ve en müstahkem ve emin müdafaa yuvası olan Vedenden kalkıp , İnguş kabilesinin Rus garnizonunu muhasara altına aldıkları Nazran avulunun etrafındaki mücahitlerin imdadına yetişebilmek için , General Yevdolkimof gibi azılı ve sayılı bir Rus kumandanının müdafaaa mevzilerinin ortasından sıyrılmak, kesif ve daimi bir topçu ateşi altında bulunan Çantı ırmağını adeta kanatlanarak geçmek mecburiyetinde bulunuyordu.
Rus kumandanlarının hesaplarını ve askerlik sanatının kitaplarını daima şaşırtan Şâmil, mucizeye benzeyen büyük hamlelerinden birini daha göstererek, General Yevdolkimof ordusunun ağı, hafif bütün topları tarafından yağmur gibi mermi yağdırılan Çantı ırmağının ölüm geçidini ve ateş duvarını aşıp ovaya çıktı.
Devamı Var
İleri