Rıza Nur (30 Ağustos 1879, Sinop – 8 Eylül 1942, İstanbul), Türk hekim, siyasetçi, yazar ve diplomattır. Hem Osmanlı'nın son döneminde hem de Cumhuriyet'in kuruluş yıllarında önemli görevler üstlenmiş, çok yönlü ancak tartışmalı bir figür olarak Türk tarihine geçmiştir.

Sinop'ta aldığı ilköğreniminin ardından İstanbul'daki askerî okullarda eğitim gördü; Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane'den yüzbaşı tabip olarak mezun oldu. 1901'de Gülhane Hastanesi'ndeki stajı sırasında Alman hocaların dikkatini çekerek asistan oldu ve Profesör Wieting'in yanında cerrahi alanında yetişti. 1907'de Askerî Tıbbiye'de cerrahi profesörü oldu; dönemin önde gelen cerrahlarından sayıldı ve tıp alanında çeşitli eserler verdi.

Siyasete, 1908'den itibaren Osmanlı Meclis-i Mebusanı'nda Sinop mebusu olarak girdi. Millî Mücadele döneminde Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Sinop milletvekili olarak görev yaptı; ilk Maarif Vekili (1920) ve ardından Sıhhiye Vekili (1921-1923) oldu. 1920 Moskova Antlaşması görüşmelerinde ve Lozan Konferansı'nda ikinci murahhas (delege) olarak bulunarak Cumhuriyet'in kuruluş dönemi diplomasisinde rol aldı; saltanatın kaldırılmasına dair kanun teklifini de o verdi.

Çok sayıda eser kaleme aldı. On dört ciltlik 'Türk Tarihi' (1924-1926), Namık Kemal üzerine kapsamlı bir incelemesi (1936) ve çok ciltli anıları 'Hayat ve Hatıratım' başlıca çalışmalarıdır. Ayrıca Türkbilik Revüsü ve Tanrıdağ gibi dergiler çıkardı. Türkçülük düşüncesini savundu; vefatında, kendi isteği üzerine mezar taşına adının Orhun (Göktürk) alfabesiyle yazılması bu yönelimin simgesel bir ifadesi olarak görülür.

Cumhuriyet'in ilk yıllarında kurumların oluşumuna katkı sunmakla birlikte, 1920'ler boyunca Mustafa Kemal ile ilişkisi bozuldu. 1926'daki İzmir suikastı girişiminin ardından siyasi takibattan çekindiği gerekçesiyle önce Fransa'ya, ardından Mısır'a gitti ve uzun yıllar yurt dışında kaldı; ancak Atatürk'ün ölümünün ardından, 1938 sonunda Türkiye'ye döndü.

'Hayat ve Hatıratım' adlı anıları, Atatürk ve dönemin diğer önde gelen isimleri hakkında ağır ve tartışmalı iddialar içermesiyle bilinir; tarihçiler eserin güvenilirliğine büyük ölçüde ihtiyatla yaklaşır ve kimi iddialarının Rıza Nur'un bizzat imzaladığı resmî kayıtlarla çeliştiğine dikkat çeker. Buna rağmen anıları, çeşitli siyasi ve ideolojik çevrelerce sıkça kaynak olarak kullanılagelmiştir. Rıza Nur, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e geçiş döneminin hem kurucu kadrolarıyla iç içe hem de zamanla onlardan uzaklaşmış, çelişkili ve çok katmanlı bir kişiliği olarak değerlendirilir.