Sosyalist Dönem

Türk basını ve kamuoyu soydaşlarımıza sahip çıktı. Büyük kentler ve üniversitelerde düzenlenen çeşitli toplantılarla Bulgarlar protesto edildi ve kınandı. Ankara Üniversitesi Senatosu'nun yayınladığı 8 Şubat 1985 tarihli bildiri ile Bulgaristan Türklerine karşı yapılan zulüm, baskı ve soykırım sert bir dille kınanmıştır. Daha sonra bunu Üniversitelerarası Kurul'un ve diğer üniversitelerin benzer bildirileri izlemiştir. 19 Şubat 1985'te KKTC Kurucu Meclisi, Bulgaristan Türklerine uygulanan terör ve baskı politikasını kınamıştır. Ocak ve Şubat aylarında bazı hükümet yetkilileri konuyla ilgili, basına çeşitli demeçler verdiler. Daha sonra Şubat ortasından itibaren Başbakan Özal, soruna görüşmeler yoluyla barışçı bir çözüm önerdi. Yine aynı kapsamda; Milli Eğitim Bakanı Metin Emiroğlu Sofya'da yapılan bir BM toplantısında Bulgarların ayıbını yüzlerine vurmuş, Başbakan Özal, BM'lerin 40. kuruluş yıldönümü münasebeti ile genel kurulda yaptığı konuşmada Bulgarları kınamıştır. Ayrıca San Fransisco'da yapılan NATO Genel Kurul toplantısında da bu insanlık dışı muameleler kınanmıştır. 22 Şubat'ta Bulgaristan'a bir nota veren Türkiye, "geniş kapsamlı bir göç anlaşması da dahil olmak üzere sorunların görüşmeler yoluyla çözülmesini" önerdi. Bu notaya 28 Şubat'ta karşılık veren Bulgaristan, Türk teklifini reddetmiştir. Müteakip günlerde iki ülke arasında karşılıklı bir nota düellosu başladı ve 24 Ağustos'a gelindiğinde Türkiye 4. notasını vermişti. 1989 yılında dünya hafif siklet halter şampiyonu Naim Süleymanoğlu, isminin Bulgarcaya çevrilmesi üzerine Türkiye'ye iltica etti. Aynı yıllarda Bulgaristan'dan Türkiye'ye göçen parçalanmış aile dramları Türk televizyon programlarına dahi konu olmuştu (Aysel adlı kız çocuğunun dramını anlatan Yeniden Doğmak filmi ile). Bulgaristan Türklerinin çile ve ızdıraplar, aynı yılın mayıs ayında Türkiye'ye büyük bir göç dalgası yaratıyor ve kısa sürede göçmen sayısı 313 bini ulaşıyordu. Bu insanlık dramı dünya gündeminde sahipsiz kalırken sadece Türk kamuoyu ve basını konuya özel bir önemle eğilmiştir. Türklerin maruz kaldığı bu insanlık dışı tutum karşısında ünlü Bulgar yazar ve şairi Blaga Dimitrova dahi isyan ederek Bulgar yönetimini kınamıştır. Bu soydaşların bir kısmı, bir süre sonra yeni bir anlaşma ile hak ve birikimlerini alma ümidi belirince Bulgaristan'a geri döndüler. 1980'li yıllardaki asimilasyon kampanyası çerçevesinde Belene kamplarına dolduru-lan Bulgaristan'daki soydaşlar, iktidar ortağı oldu. HÖH'e iki bakanlık verildi.

Bulgaristan'da 17 Haziran'da yapılan parlamento seçimlerinde hiçbir siyasi gücün tek başına iktidara gelecek oranda oy elde edememesinin ardından dün, eski Kral II. Simeon'un başkanlığında kurulacak koalisyon hükümeti için protokol imzalandı. Protokolle beraber, Bulgaristan'da yaşayan Türklerin oluşturduğu Hak ve Özgürlükler Hareketi (HÖH) koalisyon ortağı oldu. Hak ve Özgürlükler Hareketi ile birlikte Balkanlar'da yaşayan Türkler 1912 yılından beri ilk kez iktidara gelmiş oldular. Makarios dönemi Kıbrıs Cumhuriyeti hariç tutulduğunda, Türkiye dışında Türkler, azınlık kabul edildikleri bir ülkede ilk kez hükümet ortağı durumuna geldiler.

Son

Menüye Dön