Bulgaristan'ın Bağımsızlığı
Ateşemiliter Mustafa Kemal, Türk Genelkurmayınca ele alınan sefer planlarının hazırlanmasında esas olacak, Bulgar ordusu kuruluş ve durumu hakkında çok değerli bilgileri öğrenerek Genelkurmaya bildiriyordu. Bir yandan da Bulgaristan'ı inceliyor, edindiği bilgileri, vardığı kanaatleri üst makamlara sunuyor, bu arada, bazı devletlerin iç ve dış politikalarına da değiniyordu. Aralık 1913'te gönderdiği bir raporda, Bulgar ordusu ileri gelenlerinin büyük bir ciddiyet ve intikam duygusuyla orduyu yeni baştan düzenlemek çabasında bulundukları belirtilmektedir. Yukarıda tarihi belirtilen rapordaki konuların uygulanması bakımından beşer yıllık dönemlere ayrılmış yirmi yıllık bir plan yapıldığı; başka bir raporda da, 250 milyon franklık çeşitli top ve tüfek ve türlü cephane satın almak istedikleri açıklanmıştır. Almanya ve Avusturya'ya yapılan bu siparişlerin türü ve sayısı bildirilmekte, o arada "192 makinalı tüfek, 440 sahra topu, 170 dağ topu, 220 bin tüfek" alınmasına çalışıldığı anlaşılmaktadır.
Mustafa Kemal Bulgarların bayındırlık ve ulaştırma çabalarıyla, demiryollarına verdikleri önemi, strateji bakımından değerlendirmekte; bu arada Hasköy, Porto Logos (Karaağaç) hattını döşeyerek Adalar Denizi'ne inmek istediklerini anlatmaktadır.
Verilen bilgiler, Osmanlı Devleti'nin Milli Savunma Politikası, silahlı kuvvetlerin hazırlıkları bakımından her halde büyük önem taşımaktaydı. Sofya Ateşemiliteri M. Kemal, bu görevde yüzlerce önemli rapor ve öneriler sunmuş, ülkesine çok yararlı hizmetler yapmaya çalışmıştır. M. Kemal Türk Genelkurmayınca yapılacak sefer planının hazırlanmasında esas olacak askerî bilgileri vermekle yetinmemiş, Balkan Devletlerinin siyasi durum ve ilişkileriyle siyasi hedeflerini de belirleyen değerli raporlar vererek, ateşemiliterlik görevinde de üstün başarılı olmuştur. Bu raporların en önemlisi 6 Mart 1914 tarihini taşımaktadır.
Mustafa Kemal 1913-1914'lerde Bulgaristan'ın başkenti Sofya'da ataşemilter olarak bulunduğu sırada kendisi ile görüşen Bulgaristan'ın eski başkomutanı emekli general N. Jekov şunları söylüyor: "... 1914 sonbaharında idi. Bulgaristan I. Dünya Savaşında Almanların yanında yer almak üzere iken, Türkiye ile askerî bir anlaşma yapma görüşlerinde bulunuyordu. Bu anlaşmanın hazırlıkları için Bulgar Genelkurmay Başkanlığında çalışırken, bir gün buraya Mustafa Kemal adında bir Türk subayı geldi. Türk hükümetinin kendisini Sofya Ataşemiliteri olarak gönderdiğini ve Türkiye ile Bulgaristan arasında askerî ittifak anlaşması görüşmelerine katılmak üzere de gönderildiğini söyledi. O binbaşı ben ise albaydım. Harikulade Fransızca konuşuyordu. Cümleleri, bir yüksek diplomat gibi tartarak söylüyordu. Karşımda yüksek kültür sahibi centilmen ve aydın bir Türk bulunduğunu anladım... Bu münasebetle Mustafa Kemal ile ahbap oldu. Sofya'da birlikte gezmeye başladık. Tarihî ve politik konularda konuşuyordu. Daha o zamanlar, yeni Türkiye'de yapacağı devrimleri düşünüyordu. Sonunda duruma hakim oldu, muradına erdi, yeni Türkiye'yi kurdu, ayağa kaldırdı." Mustafa Kemal 2 Şubat 1915'te Sofya'dan ayrılmıştır.
Türk Bulgar ilişkileri, Balkan Savaşı'ndan sonra normale dönmüş gibiydi. Türkiye ve Bulgaristan merkezi imparatorlukların müttefikleri olarak çeşitli cephelerde birlikte savaşmışlar ve her ikisi de yenilgiye uğramıştı. Savaş sonunda Bulgarlar, imzalamaya mecbur oldukları Neuilly Antlaşması ile Romanya ve Yugoslavya'ya toprak vermek zorunda kalmışlardı. Yunanistan da Batı Trakya'yı ilhak ettiğinden Bulgaristan Dedeağaç limanından ve Ege Denizi'ne mahreçten yoksun bırakılmıştı. Makedonya'nın Yugoslavya'ya bırakılması yüzünden 300.000 Makedonyalı Bulgar, Bulgaristan'a sığınmıştı. Bunlar, Yugoslavya aleyhinde daimi bir kışkırtma kaynağı idiler. İlk önceleri Türkiye ile Bulgaristan'ın 1914-1918 süresinde kader birliği etmiş ve her ikisinin de yenilgiye uğramış olmaları, Yunanistan'ın Türkiye'nin olduğu kadar Bulgaristan'ın düşmanı oluşu, iki ülke arasında bir yakınlık unsuru gibi görünmekteydi ve Bulgarlar Türk Milli hareketine sempati göstermekteydi.
I. Dünya Savaşı sırasında Bulgaristan ile Osmanlı Devleti, Almanya müttefikleri olarak birlikte yenildi. Barış Antlaşması ile bu iki ülkeye çok ağır bir takım zorunluluklar yüklendi. Selanik'te imzalanan Barış Antlaşması ile (27.11.1918) müttefiklerle Bulgaristan arasında her türlü askerî harekat durduruldu. Merkez güçlerin diplomatik temsilcileri Bulgaristan topraklarından diledikleri gibi geçme hakkını kazandı. Ayrıca gerektiği anda, Bulgaristan ve eski müttefikleri ile bütün ilişkilerini kesme hakkı da kendilerine verildi. 17.12.1918 tarihli nota ile Sofya'daki Osmanlı delegasyonu Büyükelçi Sefa Bey'in Varna, Ruse ve Burgaz konsoloslarının Bulgaristan'ı terk edecekleri bildirildi.
Bulgar çıkarlarının Osmanlı Devleti'nde korunması, oradaki İsveç delegasyonuna verildi. İsveç, Bulgar elçiliğinin kapısına kendi armasını ve bayrağını dikti. Yalnız Bulgar seksiyonunu yöneten iki Bulgar memur, Bulgar vatandaşlarının vizeleri ve pasaport işlerini yürütüyordu.
İşbaşındaki Bulgar hükümeti, ihtilalci hareketlerin baskısı karşısında yönetimi 21 Mayıs 1920'de Bulgar bağımsız Çiftçi Partisi'ne bırakmak zorunda kaldı. Partinin iktidara gelmesiyle başkanlığa bağımsız olan Aleksandr Stamboliyski getirildi. Stamboliyski, aynı zamanda dışişlerini de üstüne almıştı. Müttefikler, Bulgaristan'da biri askerî kontrol komisyonu, diğeri de tazminat komisyonu olmak üzere iki kurul oluşturdular. Bu kurullardan birinin görevi ordunun silahsızlandırılmasını sağlamak ve kendi organları aracılığıyla hükümetin ve askerî kuvvetlerin nerelerde silah sakladığını meydana çıkarmaktı. Bu komisyondaki İngiliz temsilcileri Tunca nehri kıyılarındaki Yambol ve Elhovo'dan bir takım silahların Türkiye'ye Kemalist ihtilalcilere doğru sevk edildiğini tespit etmişlerdi.
Devamı Var
İleri