Stamboliyski hükümetinin yerine geçen Al. Tsankov'un Dışişleri Bakanı Hristo Kalfov. 19 Haziran 1923'de İstanbul'daki İsveç devlet temsilcisi Wallenberg'e bir mektup göndererek, İsvec delegasyonu yanındaki Bulgar şebekesinin kapandığını ve Bulgaristan Hükümeti'nin Türk Hükümeti ile resmi ilişkiler kuracağını bildirdi. 5 Temmuz günü Adnan Bey, Ankara Hükümeti'nin Bulgar delegasyonun yarı resmi durumunu kabul ettiğini ve 7 Temmuz tarihinde de İsveç delegasyonu Bulgar şubesinin tasviye edildiğini resmen açıkladı. Bulgar Hükümeti, Marko'un yerine atanacak temsilci sorununun çözümlemeden 24 Temmuz 1923'de Lozan'da Türkiye ile barış antlaşması imzalandı. Bulgar hükümeti, 31 Ağustos 1923 günü Markov'a resmi bir itimatname hazırlayarak kendisini resmen ve uluslararası kurallara uyarak Lozan Antlaşması'nı imzalayan devletlerden biri olarak, Türkiye'ye gönderdi. 3 Aralık 1923'de Marov'un yerine Simeon Radev gönderildi. Radev'e Bulgaristan ile Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin tam anlamı ile yeniden kurulması için gerekenin yapılması görevi verildi. Bulgaristan ile Türkiye arasında henüz askıda kalan bir takım sorunlar ve gecen savaşların sonuçlarının ortadan kaldırılması için Bulgar hükümeti S. Radev'e talimat vererek dostluk antlaşmasının imzalanmasını bildirdi ve çözümlenmemiş sorunların çözümlenmesini, Türk-Bulgar ilişkilerinin gerçekten pürüzsüz ve dostane bir hale geldiği zamana kadar ertelenmesini istedi. Görüşmelere Bulgar Hükümeti, delegesi ve temsilcisi S. Radev, Türk delegasyonu tarafından ise dışişleri bakanlığı müsteşar yardımcısı Tevfik Kamil Bey ile başbakanlık hukuk müşaviri Münir Bey katıldılar. Görüşmeler 10 Haziran 1924 günü başladı. Göçmenler ve mülteciler ve bunların mülkiyetleri sorunu yüzünden birçok zorlukla karşılaşıldı.
18 Ekim 1925'de Dostluk Antlaşması ve işlerin çözümlenmesi ile ilgili ek anlaşma imzalandı. Bu belgelerle Bulgaristan ile Türkiye arasında gerçek diplomatik ilişkiler kurularak, iki komşu ülke arasında en önemli sorunlar çözümlenmeye çalışıldı. Diplomatik ilişkiler yeniden kurulunca, Türkiye ile bulgaristan diplomatik temsilcilerini karşılıklı değiştirip, yönetimdeki kademeleri tesbit ettiler. Bulgar delegasyonu ile İstanbul'daki başkonsolosluğun geçici yönetimini N. Nedyev yüklendi. Başkonsolos olarak At. Yaranov, Sofya'da Türk geçici delegasyon yöneticisi olarak Ali Bey atandı. 1927 yılı başlarında Bulgaristan delegasyonu Ankara'ya taşındı, İstanbul'da başkonsolosluk kaldı. Diplomatik ilişkiler pürüzsüz duruma girdikten sonra (Mart 1927) Bulgaristan temsilcisi olarak Ankara'ya T. Pavlov atandı. Bulgar mümessilliği, bazı formaliteler yüzünden ancak 1923 yılında tam olarak Ankara'ya taşındı.
Bu yıllarda, Bulgarların, Doğu Trakya ve Edirne üzerinde gözleri olduğu dikkati çekmekteydi. Bu durum karşısında Türk Hükümeti'nin almaya gerek gördüğü bazı ihtiyat önlemleri Bulgarların bu emellerinin ortaya çıkmasına neden oldu. Bulgarlar, Bulgaristan'dan Türkiye'ye gelen Türklerin sınır boylarına yerleştirilmesinden ve alınan askeri önlemlerden rahatsız olmaktaydı. Hele Yunanistan ve Yugoslavya ile Türkiye'nin ilişkilerinin iyileşmesi Bulgaristan'ı iyice rahatsız etti. Fakat her şeye rağmen Türk Hükümeti, "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesine ve bütün komşularıyla dostluk ilişkileri kurma politikasına bağlı kalarak Bulgaristan'la iyi geçinmeye özen gösterdi. 1929'da iki ülke arasında Tarafsızlık, Uzlaşma, Adli Tesviye ve Tahkim Antlaşması imzalandı. Gelişen dostluk ilişkileri, bir Balkan Birliği kurmak amacıyla Ekim 1930'da Atina'da toplanan Birinci, Ekim 1931'de İstanbul'da toplanan İkinci Balkan Konferansları ileri sürdü. Fakat Ekim 1932'de Bulgaristan, azınlıklar sorunu yüzünden Üçüncü Balkan Konferansı'nı terketti. Aynı yıl, Bulgaristan Başbakanı N. Muşanov, Ankara'yı ziyaret ettiği sırada, Atatürk ona şunları söylemekteydi: "Türkiye ile Bulgaristan'ın dost olmaları gerekir. Bulgaristan'a karşı olan Türkiye'ye de karşıdır".
Balkan Konferanslarının amacı olan Balkan Paktı'nı en çok Türk Hükümeti desteklemekteydi; engelleme ise statükodan memnun olmayan Bulgaristan'dan gelmekteydi. Kasım 1933'de Selanik'te toplanan Dördüncü balkan Konferansı'nda Bulgaristan'ın revizyonist emellerinden vazgeçmesi için çaba harcandı. Bulgaristan amacına ulaşmak için bazı Balkan devletlerini kendi yanına çekmeğe çalıştı. Bulgaristan'ın revizyonist politikasını önlemek için Türkiye ile Yunanistan arasında 14 Eylül 1933'de bir samimi Anlaşma Misakı imzalanmıştı. Bu antlaşma ile Türkiye, Yunanistan'ın sınırlarının dokunulmazlığı için teminat veriyordu. Antlaşma Bulgaristan'da tepkiyle karşılandı ve Türkiye'nin Bulgaristan'a karşı Bulgaristan'da tepkiyle karşılandı ve Türkiye'nin Bulgaristan'a karşı düşmanca bir hareketi olarak yorumlandı. 28 Kasım 1933'de Türkiye ile Yugoslavya arasında da bir antlaşma imzalandı. Türk Dışişleri bakanı Tevfik Rüşdü Aras, Belgrat'dan dönerken bulgar topraklarında durmuş, Bulgar Dışişleri bakanı Muşanov ile görüşmüş ve Türk - Yugoslav Antlaşması'nın imzalanması münasebetiyle bulgar Başbakanına aydınlatıcı ve yatıştırıcı nitelikte bilgi vermişti.
Devamı Var
İleri