Karakoyunlu Devleti (1365-1469)

Kara-Koyunlu devletinin asıl kurucusu olan Kara-Yusuf, hiç şüphesiz bu hanedanın en büyük hükümdarı idi. Yusuf aynı zamanda Türk tarihinin de dikkate değer simalarından birisidir. Uzun boylu ve iri yapılı bir kimse olup son derece şeci, kudretli, faal ve irade sahibi bir kimse idi. Aynı zamanda dirayetli, tedbirli, mert ve cömert bir şahsiyete sahipti. Kaynaklar onun adâlete büyük değer verdiğini, ülkesinde nizam ve asayişi sağladığını ve ziraatin gelişmesine gayret sarfettiğini kaydederler. Kara-Yusuf'un vefatı üzerine Timurlu hükümdarı Şahruh'un, Kara-Koyunlular tarafından boşaltılan Azerbaycan'a girmiş ve daha sonra kışı geçirmek üzere Karabağ'a çekilmiştir. Bu sırada Kara-Yusuf'un oğullarından İspend, Sa'dlu kabilesi tarafından hüküdar ilân edildi. Erzincan'da bulunan diğer oğlu Ebû Sa'îd, halk tarafından şehirden çıkarılarak yerine Mutahharten'in torunu Yâr Ali geçirildi. Cihan-şâh da Bağdad'a Şah Mehmed'in yanına gitti. İskender'e gelince, Mardin'e hücum eden Ak-Koyunlu ordusunu mağlûp etti (1421).

Kara-yülük Osman'ın yenildiği haberini alan Şahruh, kalabalık bir ordu ile Aras'ı geçip bazı kaleleri zabtetti. Eleşkird havalisinde Yahşi mevkiinde mevzi alarak beklemekte olan İskender ve İspend'in birlikleriyle karşılaştı. İki gün bütün şiddetiyle devam eden savaşta (28-29 Temmuz 1421), Kara-Koyunlular, bütün kahramanlıklarına rağmen kendilerinden birkaç kat büyük olan Şahruh'un ordusu karşısında mağlûp olmaktan kurtulamadılar.

İskender ve İspend, savaştan sonra Musul ve Mardin arasındaki eski kışlaklarına çekildiler. Şahruh bu başarısına rağmen Arezbaycan'ı eski sahiplerine bırakarak Horasan'a dönünce İspend Tebriz'i ele geçirdi. Bu sırada Kerkük'te bulanan İskender süratle Tebriz'e gelerek şehri onun elinden aldı ve Azerbaycan'da hâkimiyetini kurdu.

1436 kışını Karabağ'da geçiren Timurlu hükümdarı Şahruh'un, ilkbaharda Ucan'a geldi ve burada Cihan-şâh'a Azerbaycan ve Erran ülkelerinin hükümdarlığını vererek Horasan'a döndü. Şahruh'un döndüğünü haber alan İskender Tebriz'e geldi ve kısa süre sonra şehrin kuzeyindeki Sûfiyân mevkiinde Cihân-şâh ile karşılaştı. Ancak emîrlerinden bazılarının ihaneti sebebiyle mağlûp olarak Alıncak kalesine sığında.

Cihânşâh kaleyi kuşattı; kuşatma devam ederken İskender oğlu Şah Kubad tarafından öldürüldü (21 Nisan 1438). Şah Kubad da hile ile kaleden çıkarılarak idam edildi. 17 yıl Karakoyunlu devletini idare etmiş olan İskender son derece cesur bir kimse idi. Kuvvetli ordulara sahip ve büyük bir imparatorluğun başında bulunan Şahruh'a karşı mücadeleleri onun bu cephesini açıkça ortaya koymaktadır. İskender, babasından devraldığı devleti geliştirememiş ve onun sarsılma ve zayıflamasına sebep olmuştur.

İskender'in öldürülmesinden sonra Kara Yusuf'un oğullarından Cihân-şâh, Irak dışında bütün Kara Koyunlu ülkelerinin yegâne hâkimi olmuştur. Tahta geçtiğinin ertesi yıl Gürcistan üzerine büyük bir sefer yapan Cihân Şâh Tiflis'i ele geçirdikten sonra Tebriz'e dönmüştür. Gürcistan'a karşı ikinci sefer 1444'de yapılmıştır. 1445 yılında, on iki yıldan beri Bağdad ve çevresine hâkim olan İspend vefat etmiş ve oğlu Fulad çok küçük olması sebebiyle yerine yeğeni Elvend'i vasiyet etmişti.

Fakat emîrlerin çoğunluğu Fulad'ı tercih ettiler. Cihân Şâh buna muhalif kalarak, kendisine sığınan bazı emîrlerin de teşviki ile Bağdad'a karşı bir sefer yapmağa karar verdi. yedi aylık çetin bir kuşatmadan sonra Bağdad, Haziran 1446'da zabtedildi. Timurlu hükümdarı Şahruh'un 1447 yılında ölümü üzerine tamamiyle müstakil bir hükümdür olan Cihan Şâh, sultan ve hakan unvanlarını kullanmaya başladı; aynı zamanda Timurlu imparatorluğunda şehzadeler arasındaki mücadelelerden faydalanarak Sultaniye ve Kazvîn şehirlerini zabtetti.

Devamı Var

İleri