Türklük ve Tatarlık: Osmanlı Devleti ve Kırım Hanlığı

Bu tarihte Hacı Giray kendi adına bir sikke basarak egemenliğini ilan etmiştir. Hacı Giray, eskiden Altın Ordu hanlığının bir parçası olan yarımadanın güneyindeki Kefe şehri ve Yalıboyu üzerinde hakimiyet iddiasında bulunuyordu. Bu bölgeyi kendi kontrolu altına geçirmiş olan Cenevizlilere karşı mücadeleye girişti. Fatih Sultan Mehmet 1454'de Karadeniz'deki bütün devletleri, bu arada Ceneviz kolonilerini, kendi tabiiyeti altına almak üzere Karadeniz'e bir donanma göndermişti. Hacı Giray bu tarihte Fatih Mehmet'le yakın ilişkiler kurmuş görünmektedir. Bununla beraber bu bölgeye Osmanlıların yerleşmesine de karşıydı. Hacı Giray ölünce Hanlık üzerinde oğulları arasında taht için başlayan mücadelede Cenevizliler önemli bir rol oynadılar. Fatih Mehmed, Kırım Hanlığıyla işbirliği olmadıkça Ceneviz kolonilerini doğrudan doğruya kendi egemenliği altına alamayacağını biliyordu. Fakat 1475'e doğru Ceneviz entrikaları sonucu Kırım tahtını Nur Devlet gelmiş ve Mengli Giray Han Kefe'ye Cenevizliler yanına sığınmak zorunda kalmıştı. Cenevizliler, Nur Devletle iyi geçinmek için onu hapse attılar. O zaman Mengli Giray'ı tekrar tahta çıkarmak isteyen Şirinlerin Beyi, Eminek Mirza, Fatih Mehmed'le işbirliği yapmaya karar verdi.

Bu durumun bulunmaz bir fırsat olduğunu gören Osmanlı padişahı vezirazam Gedik Ahmed Paşa kumandasında kuvvetli bir donanmaya derhal Kefe üzerine gönderdi. Gedik Ahmed kısa bir zamanda Azak, Kefe ve Cenevizliler elinde bulunan Güney Kırım Yalı boyunu Osmanlı egemenliği altına aldı ve hapisten kurtulan Mengli Giray'ı Nur Devlet yerine Kırım tahtına oturttu. Mengli Giray bir müddet sonra tahtı tekrar kaybetmiş görünmektedir. Onun Fatih'e yazdığı bir mektupta kulluğundan söz etmesi ve kendisi padişahın bir tikmesi (dikmesi) olarak anması hanlığın Osmanlı egemenliği altına girdiğini ispatlamaktadır. Bu arada, bu tabiliğin şartlarını tespit eden bir ahidnameden söz edilir. Hanların seçiminde dört Karaçu kabilesi ve özellikle Şirin beyi daima önemli bir rol oynamıştır.

Çok defa Padişah Şirin beyiyle anlaşarak hanı tayin eder. Fakat özellikle sahip Giray'ın Han tayinine kadar Kırım kabile beyleri hanların seçimini kendi ellerinde tutmaya çalıştılar. Birçok defa kabilelerin isteğiyle İstanbul anlaşamamış ve çatışmalar çıkmıştır. Osmanlı Hükümeti Kırım Hanlığı üzerinde kontrolünü güçlendirmek için ilk 40-50 yıl içinde özel bir politika izlemiştir. Padişaha sıkı bir şekilde tabi bir Han olarak seçilen il Han, Sahip Giray Han'dır. Padişah, 1532'de onu kumandası altına 1000 kişilik tüfenkli bir sekban kuvveti ve topçular vererek İstanbul'dan Kırım'a Han göndermiştir. Fakat Sahip Giray'a karşı çıkan kabileler kendi seçmiş oldukları İslam Giray'ı desteklemişler ve bu iki han arasında iki yıl şiddetli bir mücadele başlamıştır. Sahip Giray Han, daha sonra Astrahan ve Kazan'a Giraylardan Han yerleştirerek çok kuvvetli bir duruma gelince, İstanbul hükümeti onun aleyhine döndü ve yerine Devlet Giray'ı tayin ederek Sahip Giray'ı bertaraf etti. Bu tarihten başlayarak Kırım Hanlığı üzerinde Osmanlı egemenliği ve kültür nüfusu çok kuvvetlenecektir.

Mengli Giray döneminde Kırım Hanlığının Osmanlı himayesine şiddetle muhtaç bir durumda olması Osmanlı Padişahının Kırım Hanlığı üzerinde kontrolünün kuvvetlenmesinde ayrıca bir amil olmuştur. Kırım'da Mengli Giray bir taraftan Altın-Ordu Ulug Hanlarının öbür yandan Litvanya büyük Dukalığının tehdidi altındaydı. Altın Ordu ulug Hanları Kırım'ı birkaç defa istila ettiler ve ancak Osmanlı Padişahından çekinerek Kırım'ı boşalttılar. Mengli Giray Altınordu-Litvanya ittifakına karşı aynı devletler tarafından tehdit edilen Moskof Büyük Kinaziyle ittifak yapmaya mecbur kaldı.

İttifakın arkasında daima Osmanlı gücü vardı. Gerek Kırım Hanlığının Altın Ordu Hanları karşısında bağımsızlığı gerekse Moskof kinazinin aynı devlete karşı direnişi bu Osmanlı himayesi sayesinde olmuştur. 1502'de Mengli Giray saray şehrini tahrip edip Altın Ordu Hanlığına son verdi. Kayda değer ki son Altın Ordu Hanı da Osmanlı Padişahından yardım isteyecektir. Mengli Giray, İtil-Volga havzasında Altın Ordu Hanlığını kendi egemenliğinde ihya etmek arzusundaydı. Bu işi onun halefi Mehmed Giray Han birara gerçekleştirdi ve bu yüzden İstanbul'la arası açıldı.

Devamı Var

İleri