Malazgirt Meydan Muharebesi
Alp Arslan, darbeden önce, son bir barış teklifinde bulundu. Fakat kadı İbn'ül-Mahleban ile kumandan Sav-tigin başkanlığında gönderdiği hey'eti iyi karşılamayan imparator, sultanın anlaşma isteğini onun muharebeden kaçındığı şeklinde anlayarak, müzakerelere ancak Selçuklu başkenti Rey'de başlanabileceğini söylemiş, hattâ Isfahan'da kışlamak ve hayvanlarını Hamedân'a göndermek niyetinde olduğunu da açıklamıştı. Bir İslâm mücâhidi olarak, sultanın barış teklifinde bulunması tabiî idi. Ancak alınan red cevabı ordudaki savaş azminin artmasına yardım etti. Çatışma saatini Cuma vaktine kadar tehir eden sultan, hep birlikte kılınan namazdan sonra, beyazlar giyinmiş olarak, askerlere yaptığı hitâbede: şehit düşerse, vurulduğu yerde gömülmesini, idare adamları ve kumandanların oğlu velîahd Melikşah'a tâbi olmalarını vasiyet ettikten sonra, bir hükümdar olarak değil, bir er gibi, devlet ve din uğrunda döğüşeceğini, savaşmak istemeyenlerin çekilip gitmekte serbest olduklarını ilân etti; kendisinin, ordudaki herhangi bir erden farklı bulunmadığını göstermek üzere, atının kuyruğunu eliyle bağladı ve ön saflarda çarpışacağını belirtmek maksadiyle de ok ve yayını bırakarak, kılıç ve topuzunu aldı. Bu esnada Bizans ordugâhında da dinî törenler yapılıyor, ilâhiler söyleniyor, ellerinde renkli bayraklar ve büyük haçlarla saflar arasında dolaşan asil-zâdeler ve ordu papazları askeri teşcie gayret ediyorlardı.
Öğleden az sonra her iki taraf muharebe nizâmını almıştı. İmparator merkezde idi, sol kanadına Anadolu birliklerinin başında Kappadokialı Aleates'i, sağ kanadına Nikephoros Bryennios emrindeki Rumeli kıt'alarını yerleştirmiş, Caeser Ioannes'in oğlu Andronikos'u geride yedek kuvvetlerin başında bırakmıştı. Alp Arslan ise, ordusunu dört kısma ayırdı. Bunlardan daha kalabalık ikisini muharebe sahasının yanlarında tepelerde pusuya yatırdı, düşmanın gerilerini tutmakta vazifelendirdiği üçüncü kısmı da müsâit mahallerde mevzilendirdi ve kendisi Diogenes'in karşısında mevki aldı. İlk olarak Türk merkez kuvvetleri, okçuların himayesinde hücuma geçti. Bu cüz'i kuvveti bir anda ezmek hevesine düşen Diogenes bütün ordusu ile karşı taarruza kalktı ve çekilmeğe başlayan Türkler'i tâkip etti.
Alp Arslan tarafından mahâretle tatbik edilen sahte ric'at (Turun taktiği) başarılı olmuş ve ordugâhından hayli uzaklaşan imparator, akşama doğru pusuların bulunduğu yere kadar gelip dayanmıştı. Türk ordusuna umumî hücum emri verildiği zaman hatasını anlayan imparator çekilmeğe çalıştı ise de, Bizans ordusu cepheden, yanlardan ve düşman ordugâhı istikametinde sarkan süvarilerle geriden sarılmış ve bir çember içine alınmıştı. Yedek kuvvetleri kumandanı Andronikos, imparatorun faydasız çekilme gayretini maiyetindekilere bozgun şeklinde göstererek kaçmağa teşebbüs etmiş ve bu, Ermeni kıt'alarının da uzaklaşmasına sebep olmuştu. Karanlık bastığı sıralarda Bizans ordusu gittikçe daralan çember içinde imha edilmiş bulunuyordu. Yaralı olarak esir edilen Diogenes, yakalanan kurmay heyeti ile birlikte, sultanın huzuruna getirildi.
Sırf taktik bakımından Bizans yenilgisinin sebepleri şüphesiz yalnız Uz ve Peçenekler'in sultana katılmaları (Attaleiates, Mateos), yahut Ermeniler'in kaçması (Süryânî Mikhael), veya imparatoru sevmeyen Andronikos'un muharebe meydanını terki (Bryennios, Zonaras), değildi. Diogenes'in muharebeyi idarede gösterdiği beceriksizlik (Psellos) âmillerden biri olarak zikredilebilir ise de, asıl sebebi Alp Arslan'ın dikkatli bir sevk ve idare ile tatbik ettiği sahte ric'at, pusu ve uzak muharebe esasına dayanan bozkır savaş usulünde ve Türk ordusundaki mâneviyat yüksekliğinde aramak daha doğru olur.
Devamı var
İleri