Güzel Sanatlar
Selçuklu devrindeki figürlü plastik sanatında, Orta Asya modelleri esas tutulmuş, statüko üzerinde gelişmiş olan bu Selçuklu süsleme üslubu câmiler, saraylar ve hattâ zenginlerin evlerinde de görülmüştür. Bu süsleme kompozisyonlarında av sahneleri ve saray hayatından sahneler tasvir edilmiş, Rey'de yapılan kazılarda yıkılmış olan Selçuklu saraylarından çehreleri Türk hatları taşıyan boyanmış heykeller bulunmuştur. XI. yüzyıldan itibaren halı sanatı da Selçuklu Türkleri ile Orta Asya'dan batıya doğru yayılmıştır. Ancak Büyük Selçuklular'dan zamanımıza kadar hiç bir eser gelmemiştir. Selçuklular'ın tesiri ile Bağdat'ta ipek sanayiinde büyük bir gelişme görülmüş ve en eski ipekli kumaş örneği bu devreden kalmıştır. Yine Bağdad'da ilk İslâmî minyatür mektebi Selçuklular zamanında kurulmuş, önce Arapça'ya çevrilen metinleri açıklamak ile başlayan bu sanat daha sonra hikaye kitablarında da kendini göstermişti. Minyatür sanatı, Selçuklu sultan ve emirlerinin katipleri olan Uygur Türkleri tarafından geliştirilmiştir. Bu devirde İran'da Orta Asya seramik sanatı uslubunun tesirleri de açıkça görülmektedir. Selçuklular devrinde başta Rey olmak üzere, Musul ve Rakka gibi üç önemli merkezde çinicilik sanatı gelişmiştir. Türk mimarisinde çininin bir süslenme düzeni içinde mimârî ile bağlanarak kullanılması İran'da Büyük Selçuklular ile başlamış, asıl büyük gelişme Anadolu mimarisinde gerçekleşmiştir. Çini yanında seramik eserler yapılmış ve seramik merkezleri kurularak çok sayıda eser verilmiş, yeni teknikler yaratılmıştır. Büyük Selçuklular devrinde maden işlerinde fevkalâde bir teknikle kaliteli eserler meydana getirilmiştir. Maden sanatının merkezi ise Horasan bölgesi idi. Madenden yapılmış eşyalar, aynı zamanda saray hayatını ve tabiatı aksettiren, kabartma tasvirler ile süslenmiştir.
Onbirinci yüzyıldan beri Ortadoğu ülkelerinde yerleşen ve İslâm dünyasının müşterek malı olmuş bulunan bütün sanat yeniliklerinde Türkler'in tesiri görülmüş ve bu daha sonraki yüzyıllarda da devam etmiştir.
Türkiye Selçukluları da hâkim oldukları süre içinde birçok mimârî eserler ile Anadolu'yu âdetâ süslemişler ve bunlardan bir kısmı da zamanımıza kadar gelmiştir. Selçuklu sultanları Anadolu'da câmi, medrese, türbe, kervansaray, kale ve köprüler yaptırmışlardı. Nitekim Sultan Mes'ûd tarafından XII. yüzyılın ortalarında yaptırılmağa başlanan Konya'daki Alâeddîn Câmi sonraki tamir ve değişikliklerle zamanımıza kadar gelmiştir. Sultan I. Alâeddîn Keykubâd Niğde'de kendi adıyla anılan cami ile, Malatya'daki Ulu câmi'i inşâ ettirdi. Kayseri'deki Huand Câmi'i ve külliyesi de Alâeddîn Keykubâd'ın eşi Mahperi Huand Hâtun tarafından yaptırılmıştır.
Türkiye Selçuklu sultanları tarafından, medrese tarzında yaptırılan ilk eser, Kayseri'deki Çifte Medrese, Gıyâseddîn I. Keyhusrev'in tıp medresesi (Şifâiye) ile kızkardeşi Gevher Nesibe'nin şifâhânesinden meydana gelmiştir. Sultan İzzeddîn I. Keykavus da Sivas'da bir şifaiye medresesi yaptırmıştı. Selçuklu devlet adamları da ülkeyi bayındır duruma getirmek bakımından faaliyette bulunmuşlardır. Nitekim Sâhib Ata Fahreddîn Ali Akşehir'de Taş Medrese, Kayseri'de Sâhibiye Medresesi, Konya'da İnce minareli Medrese'yi atabey Ertokuş Isparta'da medrese, Celâl ed-Dîn Karatay Konya'da Karatay Medresesi'ni, Muineddîn Pervâne Sivas'da Gök Medrese'yi ve Cacaoğlu Nûreddîn de Cacabey Medresesi'ni yaptırmışlardı. Kırşehir'deki Cacabey Medresesi'nin önce bir rasadhâne olarak yapıldığı sonra da câmiye çevrildiği anlaşılıyor.
Devamı var
İleri