Çin kaynaklarına Asya Hunlarından indikleri belirtilen Uygurların bir menşe efsanesine göre ataları Hun hükümdarlarının kızı ile bir kurttan türemiştir. Tabgaçlar devrinde (386-534) Kao-kü (Kao-che) adı ile görülen ve 5. asrın 2. yarısında bir beylik kuran Uygurlar daha sonra bütün yukarı Orta Asyayı kapladığı anlaşılan Töleslerin bir kısmını teşkil etmiştir ki, I. Gök-Türk Hakanlığı çağında o durumunu muhafaza ediyor ve o zaman Selenga ırmağı etrafında oturuyorlardı.
7. asrın ilk çeyreğinde Sir-Tarduşların 6 kabileden kurulu birliğine katılmışlar, sonra Pu-ku, Tongra, Bayırku ve Fu-lo-pu kabileleri Uygur kabilesi etrafında toplanarak, Uygur adını almışlardır. Beyleri Erkin ünvanını taşıyordu. Bu sırada 50 bin savaşçı çıkardıkları bilinmektedir.
I. Gök-Türk Hakanlığının çöküşe doğru gittiği yıllarda böylece ortaya çıkan Uygur Beyliği Erkin Te-kien tarafından idare edildi. Kie-linin oğlu kumandasındaki Gök-Türk ordusunu mağlup eden (630larda) Pu-se zamanında Uygurlar kuvvetlenmiş, bilhassa Pu-senin annesi Vu-ho-hunun ciddiliği ve töre hükümleri hususundaki titizliği sayesinde beylik tamamen nizama girmişti. O zaman Erkin yerine İl-teber (Çincede Hie-li-fa) ünvanı kullanılmağa başlandı. İl-Teberliğin merkezi Tola nehri havalisinde idi.
İl-Teber Tu-mi-tu, Tarduş başbuğunu mağlup ederek arazisini genişletti, sonra göneye Huang-hoya kadar varan bir akın yaptı ve neticede Çin imparatoru tarafından tanındı (646). Kendini Kagan ilan etti, ülkesini Gök-Türk tarzında teşkilatlandırdı. 647de Çin tarafından baskı altına alınmak istenen ve neticede Çinin tahriki ile öldürülen Tu-mi-tu (648)nun oğlu Po-çu, Çinin On-Oklar başına kagan yaptığı Holuyu mağlup ederek Taşkent yakınlarına kadar ilerlerdi (656). Ondan sonra yerine geçen kız kardeşi zamanında gittikçe zayıflayan Uygur Beyliği nihayet Kapagan Kagan tarafından Gök-Türklere bağlandı.