Suriye yönetimi, "terörizm"i düşmanlarına karşı bir silah ve Ortadoğu'da yayılmaya yönelik bir güç olarak kullanıyor. Bu kirli ve karanlık savaşın kontrolünü, bir diktatör olan Devlet Başkanı Hafız Esad, ülkenin "Haber alma ve Güvenlik" birimlerini kullanarak elinde tutuyor. Suriye'nin istihbarat birimleri, Batı ülkelerine, İsrail'e, Ortadoğu'da barış isteyen Arap ülkelerine ve Esad yönetimine ters düşen gruplara yönelik terör eylemlerini, el altında bulundurdukları terör taşeronlarına ihale ediyorlar. Bu eylemler bombalama, toplu cinayetler, suikastler, sabotaj ve insan kaçırma olayları şeklinde gerçekleştiriliyor. Suriye, terörizmle işbirliği yaptığı için uluslararası alanda adı kötüye çıkmıştır. Her cinsten teröristi topraklarında barındırıyor, besliyor ve bu cömertliğine karşılık olarak da bu katilleri kendi emelleri için kullanıyor. Suriye diplomasisi, bir yandan ABD'nin Ortadoğu'da sürdürdüğü barış girişimlerini desteklediği ve İsrail ile bir anlaşmaya varabileceği görüntüsünü verirken, öte yandan Lübnan'lı Şii Hizbullah gerillalarının, Güney Lübnan'da, İsrail halkına karşı terör eylemlerini sürdürmelerine ve Kuzey İsrail sınırlarını tehdit etmelerine göz yumuyor, hatta kışkırttığı da iddia ediliyor. Suriye'nin, uluslararası terörizmle olan ilişkileri yüzünden sicili hayli kirlidir. ABD Dışişleri Bakanlığı'nın "terörizme devlet desteği sağlayan ülkeler" listesinde adı 1979'dan bu yana, ilk sıradaki yerini daima korumuştur. Suriye terörü, iç ve dış politikasında bir silah olarak kullandığı için, birçok ülke tarafından dışlanmış, tek başına yaşamaya mahkum edilmiş bir ülke durumuna gelmiştir. Şam yönetimi, Filistin Kurtuluş Örgütü'nün ılımlı kanadını parçalayarak, radikallere terör örgütleri kurdurduğu ve FKÖ örtüsü altında onları kullandığı için, Yaser Arafat ile ilişkileri bozulmuştur. Dünya üzerinde meşru bir devlet yaratma mücadelesi veren Filistin Kurtuluş Örgütü'nün lideri Yaser Arafat, Hafız Esad'ın oyuncağı olmak istemediği ve ona karşı direndiği için, Suriye tarafından düşman ilan edilmiş, bünyesinden koparılarak yaratılan karşıt terörist güçlere kırdırılmak istenmiş, aynı inancın savaşını veren kardeşler birbirlerine düşman hale getirilmiştir. Suriye'nin kendi çıkarları için kullandığı Filistin terör gurupları ise sahneye Suriye'nin "terör taşeronları" olarak çıkmışlardır.

1970'li yıllarda, Ortadoğu'da barış yanlılarının güç kazanması, Suriye'nin izlediği politikaya ters düştüğü için, 1974'de "Arap Red Cephesi"ni kurdu ve liderliğini üslendi. O yıllarda, Japon "Kızıl Ordu"suna kadar el uzatan Şam yönetimi, Ermeni terör örgütü ASALA'yı da kurmuş, örgütlemiş, Türk ve yabancı hedeflere saldırtarak uluslararası terörü yaratmıştır. "Çakal" Carlos'un, 1980'lerin başında Suriye İstihbaratının hizmetine girip Hava İstihbarat Birimi'nin Başkanı General Muhammed al-Khouly'nin emrinde çalıştığı da biliniyor. "Çakal" Avrupa'da gerçekleştirdiği birçok kanlı eylemden sonra 1988'de ortadan kaybolmuştu. Fransız İstihbarat Örgütü 1991 de asıl adı Illych Ramirez Sanchez olan "Çakal" Carlos'un, Şam'da gizlendiğini tesbit etti. "Çakal" kendisi gibi aranan bir terörist olan eşi Alman "Kızıl Ordu" terör örgütünün militanı Magdalena Kopp ve 6 yaşındaki kızı Evita ile Suriye başkentinde Matze mahallesinde bir apartmanda Michel Asaf adını kullanarak yaşıyordu.

Suriye'nin en faal dış haber alma örgütü Lübnan'dadır. Kısa bir süre öncesine kadar başında Askeri İstihbarat Başkanı Ali Duba bulunmaktaydı. Bu örgütün üssü Bekaa vadisinde Anjar'dadır. Bölgesel örgüt büroları ise Batı Beyrut, Tripoli, Hammana, Sidon, Shtawra, Ba'albek ve Jub Janin'dedir. Suriye, bu istihbarat biriminin sayesinde bölgeyi kontrolü altında bulundurabiliyor. "Terör taşeronları" yanısıra Suriyeli istihbarat ajanlarının da, terörist eylemlerde "diplomat" örtüsü altında hareket ettikleri saptanmıştır. Bu eylemlerden bazıları şöyle sıralanabilir: Ürdün Maslahatgüzarı Histam al-Maysin'in Beyrut'ta 1981'de kaçırılması, Louis Delamore'nin öldürülmesi, Beşir Cemayel'i hedef alan suikast ve Ekim 1983'de Beyrut'taki Amerikan kışlasının bombalanarak 241 askerin öldürülmesi. Suriye İstihbarat Örgütü daha birçok benzeri eyleme kanlı imzasını atmıştır.

Bu arada Fransız İstihbarat Örgütü'nün yaptığı tesbitlere göre, Fransız "Doğrudan Eylem" gibi Batı Avrupa kökenli terör örgütlerinin militanları da, Suriye'de "ideolojik" ve "askeri" eğitim görmüşlerdir. Suriye, 1980'lerin başında Ortadoğu'da kendisine müttefik arayan Sovyetler Birliği'nin de desteğini almıştı. Suriye'nin, Ortadoğu'daki emelleri, Moskova için "düşük riskli" olduğu, gibi Türkiye politikasıyla da uyumluydu. Suriye 1970'lerde dünyanın dört bir yanında adı korku yaratan terörist örgütlerin Kabe'si haline gelmişti. Hafız Esat, Radikal Filistinli gruplara, Suudi Arabistan, Lübnan, Ürdün, Irak yönetimlerine karşı terör yaratan güçlere çok açık bir şekilde kucak açmıştı.

Tıpkı 1980'lı yılların başında Türkiye'ye problemler yaratması için PKK'ya kucak açtığı gibi.. Bekaa vadisi, Suriye'nin kontrolüne geçmesiyle birlikte, bölge uluslararası terörün bir eğitim merkezi durumuna gelmişti. Bu kamplarda Japon "Kızıl Ordu Fraksiyonu"ndan, Tayland'lı "Şetani Kurtuluş Cephesi"ne, "Eritre Kurtuluş Hareketi"nden, POLISARIO'ya, Ermeni ASALA'dan Kürt PKK'ya kadar dünyanın dört bir köşesinden gelen birçok terör örgütünü barındırıyor, besliyor, koruyordu. Hatta Yunanistan'da Sosyalist Papandreu iktidarının Bakanlarından Safis Valirakis, Vasilis Konstandineas ve 1988'de Yunan İstihbarat Teşkilatı'nın Başkanı Kostas Tsimas'ın da Bekaa'da eğitildikleri biliniyor. Bunlar ve daha başkaları PASOK partisi iktidara geldikten sonra, Yunanistan'ın kapılarını uluslararası terörizme açtılar. Suriye'nin, 1983'te uluslararası terörizme yeni bir yön verdiği gözlendi. O tarihten sonra Şam yönetimi, Muhaberat ajanlarının terör eylemlerinde doğrudan yer almalarına bazı sınırlamalar getirdi. Suriye'nin bir devlet olarak itibarının korunması yani bir "terör devleti" olduğunu gizlemesi gerekiyordu. Uygulamaya başladığı bu yeni terör politikasıyla, ajanlarını terör eylemlerinden çekmiş, devreye Bekaa vadisinde topladığı terör militanlarını sokmuştu.

Böylece Suriye İstihbaratı eylem yapılacak hedefleri seçiyor, saldırı operasyonlarını planlıyor ve eylemleri gerçekleştirme görevini Bekaa'da üslenen terör örgütlerine veriyordu. İsrail'in 1983'te Lübnan'dan çekilmesinden sonra evvelce Lübnan'da üslenmiş bulunan 3500 kadar terörist'i Suriye İstihbarat'ı askeri uçaklarla Şam'a taşımıştı. Bunların arasında kod adı (Sabri al-Banna) olan Ebu Nidal de bulunuyordu. Kendisine, Şam'da bir ev tahsis edilmiş, adamları da koruma altına alınmıştı.

Şam'ın uluslararası terörizmin bir Koordinasyon Merkezi durumuna gelmesinde Lübnan'daki gelişmelerin büyük rolü olmuştur. Dünyanın her yanından gelen teröristlere Suriye'nin Başkenti Şam'ın çevresinde tahsis edilen 5 kamp ve Suriye'nin, Lübnan'da işgal ettiği bölgelerde kurulan 20 kamp, artık yeterli olmamaya başlamıştı. Şam yakınlarındaki "Yarmuk" kampı ileri derecede terörist eğitimi için tahsis edilmişti. Bu kamp uluslararası terörün üniversitesi idi. Yarmuk'ta değişik ülkelerden gelen teröristler Varşova Paktı üyesi ülkelerin subayları tarafından eğitiliyorlardı. Bekaa vadisindeki kamplar ise, Ortadoğu bölgesinde faaliyet gösteren teröristlere ayrılmıştı. Türkiye'de eylem yapan terör örgütlerinin militanları da bu kamplarda eğitiliyorlardı. Esad tarafından planlanan terör eylemlerinin gerçekleştirilme operasyonları ise, Hava Kuvvetleri İstihbarat Başkanı Tuğgeneral Muhammed Khouly tarafından işleme konuyordu. Tuğgeneral Khouli'nin yardımcısı Albay Haitham Sayeed, terör operasyonlarının ayrıntılarıyla uğraşıyor mekanizmanın işlemesini sağlıyordu, terör örgütleriyle koordinasyonu ve bağlantıyı sağlıyordu.

Devamı Var

İleri