İran Türkleri

Ne var ki, kurdukları Güney Azerbaycan Otonom Cumhuriyeti'nin içine Sovyet ajanlarının sızmalarına mani olamadıkları için, yapılan Sovyet propagandası neticesinde, Güney Azerbaycan, bir nevi nüfuz bölgesi haline gelmiştir. II. Dünya Harbi sonunda İran'daki Rus-İngiliz müttefik kuvvetlerinin çekilmesi gerektiğine dair Birleşmiş Milletler kararı çıkınca, İran petrollerinden istediği hisseyi koparmış olan Ruslar, ülkeyi boşalttılar. Bu arada Otonom Azerbaycan hükümeti de Azerilerin haklarını garantileyen bir antlaşmayı 14 Haziran 1946'da İran hükûmeti ile akdetmeyi başardılar. Fakat, Güney Azerbaycan Hükûmeti'nin içinde bâzı Sovyet taraftarı üyelerin var olduğu iddia edilerek, İngilizler'in ve Amerikalılar'ın desteği ile, İran ordusu yapılacak yeni seçimlerin emniyetini bahane ederek, 14 Haziran 1946 antlaşmasına aykırı olarak Azerbaycan Azerbaycan'ı 14 Aralık 1946'da yeniden işgal etmiştir. İran Hükûmeti, Azeriler'in elde ettikleri altı aylık istiklâl dönemini kendilerine pahalıya ödetmişlerdir. İstiklâl hareketine girişmiş bütün Azeri ileri gelenleri İran'ın muhtelif yerlerine sürülüp hapsedilmişlerdir. Bu insanların malları ise, İranlılar'a verilmiştir. Fakat, Azeri Türkleri'nin talihsizliği bununla da bitmemiş 1950'lerde Musaddık başkanlığındaki İran Hükûmeti petrolleri millileştirince, bu sefer, Amerikan ve İngiliz Hükûmetleri İran petrollerinden hisselerini kaybettikleri için ajanları vasıtasıyla Azeri Türkleri arasında İran'dan ayrılmalarını sağlamak maksadıyla büyük bir propagandaya girişmişlerdir.

Bu Amerikan ve İngiliz propagandası neticesi binlerce Azeri Türkü İran Hükûmeti tarafından hapsedilmiş veya sürgüne gönderilmiştir. Sürgüne gönderilen ve hapsedilen Azeriler'in malları İranlılar'a verilmiştir. Bugün, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ne imzasını atan İran Hükûmetleri görülmemiş bir şovenist politika takip ederek Azeri Türkleri'nin okullarda Farsça ile birlikte Azeri Türkçesi'ni öğrenmelerini "Türk" ve "Türkçe" isimlerinin kullanılmasını dahi yasak etmiştir. Bu yetmiyormuş gibi, bugün İran'da Azeriler'in Türk olmadıkları ve "İraniyan" soyundan gelen bir halk oldukları mektep kitaplarında okutularak 20 milyonluk Azeri Türkünü İranlılaştırma politikası takip edilmektedir.

Azeri, Türkmen ve Kaşkaylar'dan sonra İran'da yaşayan önemli bir Türk grubu da Şahsevenler'dir. Şahsevenler, millî bir boy adı olmaktan ziyade, İran devlet idaresince, siyasî bir terim olarak kullanılmıştır. Aslında, çeşitli Türk boylarının seçkin askerlerinden meydana getirilen ve Türk asıllı hanedanları korumakla görevlendirilen bu insanlara, bilahare, şahlığı müdafaa ettikleri için Şahsevenler adı verilmiştir. Bu grup, zamanla aralarında kaynaşarak bir nevi ayrı bir kabile haline gelmiştir. Oldukça imtiyazlı bir durumları olan Şahsevenler, uzun zaman iyi imkânlar içinde yaşamışlardır. Modern devirlerde de İran ordusuna büyük hizmetleri geçen Şahsevenler'in, bugün önemli bir kısmı Güney Azerbaycan'da yaşamakta olup, sayıları 450-500.000 civarında bulunmaktadır.

Bu Türk gruplarından başka İran'da yaşamakta olan pek çok küçük Türk boyları bulunmaktadır. Güney Azerbaycan'da yaşayan Hamse Türkleri (250.000), Karapapahlar (40.000), Karadağlılar (150.000), Miskin (9.500), Şatranlu (8.500), Geyimli (6.000), Delikanlu (4.000), Beybağlu (4.000); Tahran'ın doğusunda yaşayan Kengerlüler (60.000), Kirman ve Belücistan bölgelerinde yaşayan Horasani ve Boçağçi Türkleri (95.000); Horasan'da Karayiler (65.000), Nişapur'da Bayetler (150.000), Gürgan eyaletinde yaşayan Timurtaşlar ve Goudanler (165.000), Kazvin ve Hamedan'da yaşayan Türk grupları bulunmaktadır. Kısaca, İran'da yaşayan Türklerin nüfusu 25 milyonu geçmiş bulunmaktadır.

Son

Menüye Dön