Hazarlar ve Karaylar

Görüldüğü gibi, Hazarların Karadeniz ile Hazar Denizi arasında kalan bölgedeki varlığına Milat öncesi ikinci yüzyılda rastlanmaya başlıyor. Milat sonrası VI. yüzyılın ortalarına kadar devlet organizasyona sahip olmadan bölgede varlığını devam ettiren Hazarlar, 558 yılında Göktürklere bağlı bir devlet olarak ortaya çıkıyor ve bu bağlılığını 620 yılına kadar sürdürüyor. 630 yılından itibaren tam bağımsız bir devlet olarak gelişmeye başlayan bu devlet, 700 yılına kadar varlığını bölgede sağlama almaya gayret ediyor. 700-850 yılları arası Hazar Devletinin yükselme devri olarak kabul edilebilir. 850-950 yılları arası zayıflama dönemi, 965 yılı ise devletin çökmeye başladığı zaman olarak alınabilir. Bu tarihten sonra yaklaşık 70 yıl devlet olarak bölgede yaşamaya gayret eden Hazarların, devlet varlığı 1030'lu yıllarda sona ermiştir. Yaklaşık beş asır bölgede bir devlet olarak varlığını devam ettiren Hazarlar, sadece bu bölgede değil, Asya ve Avrupa'nın büyük bir bölümünde sosyal, siyasel ve kültürel açılardan büyük tesirler meydana getirmişlerdir.Başta Selçuklular, Ruslar ve Macarlar olmak üzere Hazarlardan sonra ortaya çıkan birçok devletin müesseselerinin temelinde Hazar müesseseleri vardır. Selçuklu askerî ve idarî sisteminde olduğu kadar Rus devlet müesseselerinde hep Hazar izleri vardır. Madenlerin işlenmesi, silah sanayi, altın ve gümüşün ziynet olarak işlenmesi, şehir planları, yapı plan ve teknikleri bakımından Hazarlar sadece Rusların ve Macarların değil, belki de bütün Avrupa'nın hocası durumundadırlar.

Hazarlar, ekonomik açıdan bugün bile model alınabilecek mükemmel bir sisteme sahiptirler. O dönemde başkent Etil, dünyanın en önemli ticaret merkezlerinden biri idi.

Etil şehri açık Pazar olarak dünyanın çeşitli yerlerinden gelen tüccarları bünyesinde barındırıyordu. Devlet, ülkenin bütününde ekonomiye hiçbir şekilde müdahale etmiyor, ticari mallardan sadece vergi almakla yetiniyordu. Ülkede tam anlamı ile rekabete dayanan ve özel teşebbüs eli ile yürütülen bir ticaret hayatı mevcuttu. Devlet, aldığı vergiye mukabil, öncelikle ticari eşya naklinde yol güvenliği sağlıyor, ticari ilişkilerde ortaya çıkan ihtilafları adil bir tarzda çözmek için gerekli tedbirleri alıyordu. Bunun dışında devlet, işletmecilik başta olmak üzere serbest ekonomiye zarar verecek hiçbir şey yapmıyordu.

Sadece ekonomik yönü itibarı ile Hazar devletinin incelenmesi neticesinde ekonomik açıdan, onlardan alınabilecek pekçok şeyin var olduğunu söyleyebiliriz.

Nitekim, A.B.D. de Hazarları araştırmak üzere bir Hazar Araştırmaları Enstitüsü'nün kurulduğunu görüyoruz.Beş asır devlet olarak varlığını sürdüren Hazarlar, dini hayat bakımından dünyada örnek alınabilecek ender topluluklardan biridir. Hazar ülkesinde tam anlamı ile dini bir serbestlik mevcuttu. Hazar başkenti Etil'de Müslüman, Hristiyan, Musevî ve diğer din mensupları hep bir arada barış içinde yaşıyorlardı. Ülkenin tamamında tam bir düşünce ve din hürriyeti vardı, kimse inancından döndürülmek istenmiyor ve kimseye inancı dolayısıyla baskı yapılmıyordu.

Hazarlar bu bölgeye gelmeden önce Türkistan'da eski Türk dini inancında idiler. Onlar, Hazar Denizi kıyılarına göçettikten sonra bir süre daha bu dini inanca bağlı kaldılar. Ancak Hazar Devleti kurulup Hazarlar siyasi bir güç olarak sahneye çıktıktan sonra üç ilâhi dinin mensupları Hazarları kendi inançlarına çekmek üzere faaliyete başladılar. Dönemin Abbasi Devleti yöneticileri onları Müslümanlığa davet ederken, Hristiyan Bizans yöneticileri de onları Hristiyanlıştırarak kendi saflarına çekmek istiyordu. İşte bu sırada Bizans İmparatorluğunun İstanbul'dan sürdüğü bazı Yahudi din adamları önce Kırım'a geçtiler, oradan da Hazar ülkesine, Hazar sarayına gelerek Hakan'ın insafına sığındılar.

Devamı Var

İleri