ALPARSLAN

Türk ordusu, tarihinin en yaman savaşını verdi Malazgirt ovasında. Harbin talihi kısa bir zamanda Alparslan'ın tarafına döndü. Bizans'ın o güçlü ve mağrur ordusu darmadağınık oluverdi. Ölenler öldü, kılıç artıkları ise esir edildi. O dev ordu mahvolup gitti. Esir edilenler arasında mağrur ve şımarık kumandan Romanos da vardı. Alparslan, huzuruna getirilen General Romanos'a saygı ile yakınlık gösterdi. Kendisini teselli etti. Bir süre konuştular, sonra Alparslan:

– Beni esir etseydin ne yapardın, diye sordu. Bizanslı Başkumandan: – Belki öldürür, belki de sokaklarda teşhir etmek üzere seni İstanbul'a götürürdüm, cevabını verdi. Muzaffer kumandan acıyan nazarlarla Romanos'a baktı: – Benim cezam ise daha ağır olacak... Seni bağışlayacağım. Serbestsin, dedi.

Malazgirt zaferi, daha sonra Selçuklu Türk beylerinin Anadolu’da girişeceği fetihlerin anahtarı olurken, Sultan Alparslan, Rey ve Hamedan’a geri döndü. Alparslan, batı fırka mensubu Yusuf el-Harezmi’yi ortadan kaldırmak için yeni Buhara yakınlarındaki Hana kalesine bir sefer yaptı.

Daha fazla dayanamayacağını anlayan Yusuf, Alparslan’a teslim olacağını bildirdi. Yusuf el-Harezmi’yi huzuruna getirten Alparslan burada Yusuf el-Harezmi’nin ani bir hançer darbesi ile ağır yaralandı. Aldığı yara üzerinden dört gün sonra 25 Kasım 1072’de 42 yaşındayken vefat eden Alparslan’ın naşı Merv’e getirilerek, babası Çağrı Bey’in yanına defnedildi.

Türbesine şu kitabe vardır:

“Alparslan'ın göklere yükselen azametini görenler, bakınız! Şimdi o şu kara toprağın altındadır.”

Son

İlk Sayfaya Dön