Yenileşme Hareketleri Ve Tanzimat

Sultan Mahmut, çok merkeziyetçi bir idare kurar. Eyaletlerde, sancaklarda, şurada burada, nüfuz kazanmış aile ve şahısların, feodallerin, amansız düşmanıdır. Haklarında merhametsiz davranır. Zira onlar, uzunca bir müddetten beri devleti sömürmekte ve merkezi dinlememektedirler. Modern ordusunu ve donanmasını kurar. Harbiye ve Tıbbiye başta olmak üzere, Fransızca tedrisat yapan ve Batı medeniyetine ilk defa içinden bakabilen ilk modern büyük okullar kurar. Büyük bayındırlık işlerine girişir. Saray ve hükümet teşkilatını temelinden değiştirir; bütün gelenekleri yıkarak Avrupa tarzında teşkilatlandırır. Bunları, çok büyük muhalefetler içinde gerçekleştirir. Halk kendisine "gavur padişah" der. Fransa, Türkiye'nin güçsüzlüğünü hesaplayarak Cezayir şehrini (5 Temmuz 1830) işgal eder ve birkaç yıl içinde Osmanlıları bütün Cezayir'den kovar. Son yıllarında II. Mahmut, yeni bir talihsizlikle, Mısır valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın isyanı ile karşılaşır. Bu, Osmanlı İmparatorluğu'nun, bütün tarihi boyunca, gördüğü en büyük isyandır. İsyan, 1831-1833 arasında geçer. Bir denge devresi geçirir ve 1839'da ikinci safhası başlar. Mısır valisinin tamamen Türklerden müteşekkil ordusu, Kütahya'ya kadar ilerler (2 Şubat 1833). Osmanlı birlikleri bozulur. Nihayet Nizip'te Osmanlı ordusu, 2 saat içinde bozulur (24 Haziran 1839). Bu büyük felaket, ölüm döşeğinde yatan ve 7 gün sonra ölecek olan büyük hükümdardan saklanır.

Kanuni'den (1566) sonra gelen padişahların en büyüğü olan II. Mahmud, modern Türkiye'nin kurucusudur. 31 yıl saltanat sürmüş, 54 yaşında, daha çok Rus belasının verdiği sıkıntı ile kahrolarak ölmüştür. Kendisinden sonra gelen bütün Osmanoğulları, II. Mahmut'un izinden gitmişlerdir.

Tanzimat'ın eşiğinde, 1839'da Türkiye, tarihinin en kritik anlarından birini yaşıyordu. Vak'a-i Hayriyye ile Tanzimat-ı Hayriyye arasında geçen 13 yıl (1826-1839), Türkiye İmparatorluğu'nun bünyesini büyük ölçüde değiştirmişti. Fatih devri müesseseleri ile II. Mahmut'un devraldığı müesseseler arasında, şekil bakımından büyük fark yoktu. Yalnız vaktiyle devrinin en yüksek ve iyi müesseseleri, gittikçe bozularak, II. Mahmut zamanında, çöküntünün eşiğine gelmişti. II. Mahmut, imparatorluğu çağdaş müesseselerle donattı. Eski orduyu ortadan kaldırıp modern ordu ve donanmayı kurdu. Batı medeniyeti ile sıkı temasa geldi. Bu medeniyetten birçok şeyi almak suretiyle, ilk defa olarak açıkça, Batı'nın Türkiye'den üstün olduğunu ilan etti. Türkiye, pek azametli bir geçmişin mirası idi. Bir yerde bu miras, devletin kalkınmasında bir yük, hatta bir engel oluyordu.

II. Mahmut, Mehmet Ali hariç, bütün serkeş valiler ve "ayan" denen bir çeşit derebeylerinin çoğunu merkeze bağladı yahut ortadan kaldırdı. 1789-1826 arasında gittikçe zayıflayan devletin eyaletler üzerindeki otoritesini yeniden kurdu. Öldüğü zaman Mehmet Ali meselesi, imparatorluğun istikbalini tehdit edecek bir ehemmiyet kazanmıştı. Fakat Mustafa Reşit Paşa'nın dehası, bu tehdidi bertaraf edecektir. Gerçekte Tanzimat, II. Mahmut'un eseri sayılabilir. Ancak yeni rejimin nasıl yürütüleceği, geleceğe II. Mahmut'un yerine devlet idaresini ellerine alanların tutumuna bağlı kalacaktı. Türkiye'nin coğrafî konuşu, bir Japonya'ya benzemiyordu. Her tarafı azılı, hızlı emperyalist, zalim düşmanlarla sarılmıştı. Geniş imparatorluğu askerlik ve diploması bakımlarından savunmak, gittikçe zorlaşıyordu. Devlet yeni hamleler yapmaya hazırlanırken, daimi bir şekil alan dış müdahale ve taarruzlar, bu hamleleri kırıyordu. 1839'da, Türkiye'nin eski itibarını büyüklüğünü kazanabilmesi, Batı ile arasındaki mesafeyi kapatması, bir hayal değildi. Bu iş, XIX. Asrın sonlarına doğru bir hayal olacaktır.

Devamı Var

İleri