Alâeddin Muhammed (1200-1220)
Artık Alâeddin Muhammed için tek bir hedef kalıyordu, o da Karahıtaylar Devleti'nin ortadan kaldırılması idi. Önce Herât'da isyan çıkması, daha sonra Nîşâbûr valisi Kezlik'in ayaklanması onlar üzerine yapılacak seferi geciktirdi. Sultan bu isyanları bastırdıktan sonra 1207 yazında Buhârâ üzerine yürüyerek bu şehri ele geçirdi ve daha sonra Sultan Osman ile Karahıtaylara karşı anlaştı. Fakat bu anlaşma Karahıtayları harekete geçirdi ve onlar Sultan Alâeddîn Muhammed'i mağlup etmeğe muvaffak oldular ve onun üzerindeki baskılarını artırdılar. Nihayet Sultan Alâeddîn Muhammed Mâverâünnehr seferine çıktı ve Seyhun nehrini geçerek Endican civarında Karahıtayları korkunç bir hezîmete uğrattı (Eylül 1210).
Bu sıralarda Karahıtayların doğu hudutlarında gelecek için tehlikeli olabilecek olaylar meydana geliyordu. Çingiz tarafından Moğolistan'dan çıkarılan Naymanlar'ın reisi Küçlük (Güçlük) Karahıtaylara iltihak etmiş, hükümdarları Gür Hân'a damad olmuş, daha sonra Karahıtayları mağlûp ve Gür Han'ı esir ederek devleti ele geçirmişti (1211). Diğer taraftan önce Hârezmşâh'a damad olan Karahanlılardan Sultan Osman tekrar Karahıtaylara yanaşınca, Alâeddîn Muhammed onu öldürerek Karahanlıların bu kolunu ortadan kaldırdı ve Mâverâünnehr bu suretle kat'î şekilde Hârezmşâhlar Devleti'nin eline geçmiş oldu.
Alâeddîn nüfuz ve kudretini doğuya doğru genişletmek imkânı elde etmişse de, güçlük karşısında pek başarılı olamamıştı. Devletin güneyinde de Gûrlular ile mücadele devam etmekteydi. Nihayet Alâeddîn Muhammed Gazne'ye girdi ve daha sonra Gûrluların önemli bir şehri olan Fîrûzkûh'a da hâkim oldu. Böylece Gûr toprakları da Sultan Alâeddîn'in itaatı altına giriyordu (1215). Daha sonra Kirmân, Sîstân ve Umûn Denizi'ne kadar olan bölgeler de Hârezmşâhlara bağlandı.
Ancak sultanın Bağdad'daki Abbâsî Halîfesi el-Nâsır ile arası iyi değildi. Onu kendi nüfuzu altına almak istemiş, fakat bunda muvaffak olamamıştı. Nihayet hilâfet makamının Hz. Ali çocuklarına âit olduğunu ilân ederek, "Alâ" Tirmizi adında bir seyyidi halîfe tayin etmişti. Daha sonra Bağdad'a gönderdiği ordu, kışın şiddetli geçmesi yüzünden büyük kayıplara uğrayarak geri döndü. Buna rağmen hutbeyi Abbâsî Halîfesi adına okutmadı.
Ancak Semerkant, Herât ve bizzat Hârezm'de hutbe Abbâsî Halîfesi adına okunmaktaydı. Bunda en büyük etken sultanın annesi Terken Hâtûn idi. Sultan annesi ile siyâsî bir nüfuz mücadelesi yapmakta, bu da devletin iç bünyesini sarsmakta idi.
Son
Menüye Dön