Menşei ve Tarihi
Karakalpaklar'ın kabilevi durumuna ve konumuna gelince Karakalpaklar kendi aralarında beş oymaktan ibarettirler; Kara-Koylu, Kara-Singir, Oymavut, İstek, Açamaylı. Bu oymaklar Amu-Derya Deltası'nda ve Semerkant'ın kuzeyinde "Ak-Tepe" de bulunurlar. Ayrıca diğer bazı Türk topluluklarında olduğu gibi Kıtay, Kıpçak, Keneges, Mangıt, Muiten ve Kongrat olmak üzere altı ana boydan oluşan bir düzenleme de mevcuttur. Şu anda Karakalpak ismi altında bulunan milletin adına, tarihi vesikalarda 16. yüzyılın sonlarına doğru tesadüf olunmağa başlanmıştır. Ancak Karakalpakların yalnız 18. yy ve 19. yüzyıla ait olan tarihlerini tetkik etmek mümkündür. 12. yüzyılda Kiyef kroniklerinde "Çorniye Kolbuki" namını alan Ortazaman Peçenekleri'nin bugünkü Karakalpaklar'la akraba oldukları ile ilgili tez tarih ilim adamları arasında ihtilaflıdır. Bana göre 12. yüzyılda bahsedilen Karakalpaklar, günümüzdeki Karakalpaklar'ın bir parçasıdır. Bu yüzden yukarıda Kiyef kinezleri ile münasebette bulunan Karakalpaklar'dan da bahsetmek daha uygun olur.
Rus kronikleri Çorniye Klobukiler'e bazen Çerkesler dahi dediklerini kaydeder. Karakalpakların yalnız Türklerle (Kıpçaklar vs.) değil Çerkeslerle dahi karışarak kendi adlarını yavaş yavaş kaybederek karıştıkları milletlerin adını almaları muhtemeldir. Howorth'a göre Karakalpak kabilesi Nogaylar'ın bir koludur. Karakalpaklar'ın kendi rivayetlerine göre de, onlar, Nogaylardan kopmuşlardır, onlar, kendilerine malum olan en eski vatanlarının İdil nehrinin sağ tarafı (Kazan ile Astrahan Hanlıkları arası) olduğunu bilmektedirler. Eski vatanlarını terketmeye sebep olduğunu düşündükleri bir rivayete göre, Emir Timur (Orta Asya'da Tumurling'e bu isim verilir) Bulgar şehrini tahrip etmiş ve onlar da göç etmek zorunda kalmışlardır. Diğer bir rivayete göre de Karakalpaklar'ın buraları terketmesine sebep, Ruslar'ın Kazan şehrini işgal etmeleri dolayısıyla meydana gelen hadiselerdir.
Başka bir rivayete göre de: (Bu rivayet daha sonraları yazılmıştır) Karakalpaklar'ın ataları Kazan şehrini kurmuşlar ve daha sonraları oralarda meydana gelen kargaşalıklar sonucu onlar vatanlarını terketmeye mecbur kalmışlardır. Bu son rivayetin gerçek olması halinde bugünkü Tataristan'ın Başkenti Kazan'ı Karakalpak Türkleri'nin atalarının kurması gerekir. Karakalpak Türkleri böylelikle İdil'in sol (Buhara) sahiline geçerek rivayete göre Aral Denizi'ne doğru ilerlemişler ve bu denizin kuzeyinden geçerek Sırdeya Nehri'nin aşağı tarafına yerleşmişlerdir.
Karakalpak Türkleri 1722 ile 1740 arasında komşu halkların yağmalamalarına karşı Deli Petro'dan defalarca yardım istemişler, ancak hiçbir destek gelmemiştir. Yine 1722-1744 yıllarında birkaç kere Yayık (Ural) nehri kenarındaki Rus şehrine saldırmışlar hatta Samarya'ya kadar gitmişlerdir. 1863 tarihinde Buhara'da bulunan Vambery "eski zamanda Nogaylar'ın sultanının Karakalpaklardan olduğunu" işitmiştir.
Rusya İmparatoru Petro adamlarından İvan Bucholtz ile Alexander Bekoviç Çerkeskii'yi haberini aldığı altın yataklarını tetkik etmek için Orta Asya'ya göndermiştir. Onların bu seferinde Hive hanı bunlara karşı mücadele etmiştir. Rus baskı ve nüfuzunun artması üzerine harekete geçen Başkurtlar'ın, Kazaklar'ın ve Karakalpaklar'ın Hanı seçilen Murat Han, önce Kalmuklar ve Kozaklar ile ittifak etmek istemiş, olmayınca önce Kırım'a sonra da İstanbul'a yardım temin edebilmek ümidiyle gitmiştir. Fakat Murat Han buralardan da eliboş dönmüş, Kafkaslarda Kuban havalisinde toplayabildiği küçük bir kuvvetle 1708 Aralığında Mareşal Şemeremetov ile yaptığı savaşı kaybetmiş ve kendisi de Ruslar tarafından öldürülmüştür. Uzun zaman sessiz kalmalarından sonra Karakalpaklar, 1811'de Hive hanlığı yönetimine girmişlerdir. Karakalpaklar Hive hakimiyetinde kaldıkları süre içinde de sakin kalmamışlar sık sık Hive hanlarına karşı ayaklanmışlardır.
Bunun nedeni olarak Hive hanlarına ödedikleri ağır vergileri göstermek mümkündür. Yine 1859 yılında ayaklanmışlar. Fakat Hive hanı Seyid Muhammed (18561865) bu ayaklanmayı bastırmıştır. Seyid Muhammed Han, Hive'deki halkın Rusya etkisinde kalmasından korkarak bazı girişimlerde bulunmuş ve son ayaklanmasının bastırılmasından sonra, her öldürülen Rus için bir ödül (100 tille) verileceğini ilan etmiş, fakat onun bu teklifi ilgi görmemiştir. Daha sonra Rus gemilerinin Amu-Derya'ya girmelerini önlemek için Amu-Derya'nın bazı yerlerinde kale yaptırmıştır. 1863 yılında, Karakalpaklar, Sır-Derya bölgesine göçmek için Ruslar'dan koruma istemişler, fakat yardım alamamışlardır. 1873 yılında Ruslar Hive'ye girdiğinde, halk onlara yardım etmiştir. Karakalpaklar, Ruslar'dan kendileri Hive'den ayırmalarını istemişlerdir.
1873 yılında Rusya ve Hive arasındaki antlaşmaya göre Karakalpaklar'ın çoğu Rusya'nın hakimiyetine girmişler. Daha sonra da bu topraklarda Rus hakimiyeti kurulmuştur.
1917 ihtilalinden sonra Karakalpaklar 1918'de ilan edilen Türkistan Özerk Cumhuriyeti'ne dahil edildiler. 1920 yılında Hive hanlığı tamamen Rusya'nın hakimiyetine girmiş, böylece burada bulunan diğer Karakalpaklar da Rus hakimiyetini kabul etmişlerdir. 1924'te burası Sovyetler Birliğine dahil edildi. 11 Mayıs 1925'te Rusya Federasyonu içinde oluşturulan Kazak Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nin bir muhtar bölgesi haline getirilmiş, ancak bu muhtar bölge 20 Mart 1932'de Kazakistan'dan ayrılarak Rusya Federasyonu'na bağlı Karakalpak Özerk Cumhuriyetine dönüştürülmüştü. 5 Aralık 1936'da SSCB Anayasasına göre Özbekistan'a devredildi. 6 Haziran 1990'da Özbek SSC Yüksek Sovyeti tarafından "Egemenlik Kararnamesi" kabul edildi. 31 Ağustos 1991'de Özbek sovyeti bağımsızlık kararı aldı ve Kasım 1991'de Karakalpakistan, Özbekistan'a bağlı olmak kaydıyla egemenliğini ilan etti. 1 Eylül Tarihi Özbekistan ile birlikte Karakalpakistan'da da Müstakillik (Bağımsızlık) Bayramı olarak kutlanmaktadır. Bugün Karakalpakistan, Özbekistan'a bağlı muhtar bir cumhuriyettir.
Son
Menüye Dön