Halife el-Memunun kardeşi ve halefi el-Mutasım (833-847) zamanında Abbâsî ordusundaki Türklerin durumu daha da sağlamlaştı. Hattâ 836da Samarra şehri kurularak halife, muhafız birlikleri ile beraber hilâfet merkezini yeni şehre nakletti. Samarrada Türk birliklerine hususî yerler tahsis edildi. Halife el-Mutasım, sayıları 35.000 civarında olan Türk birliklerine bazı imtiyazlar tanımıştı. Giydikleri elbiseler ve aldıkları ücretler bakımından ordunun diğer kısımlarından farklı idiler.
İslâm tarihinde Sâmarra Devri adı verilen yarım asırlık devrede (836-892) Türkler yalnız askerî sahalarda değil, siyâsî ve idarî sahalarda da devlet içinde büyük nüfûz sahibi oldular. Halifeler bile Türk kumandanlar tarafından seçiliyor ve onların istekleri dışına çıkamıyorlardı. Bununla beraber halifelerle Türk kumandanlar arasında amansız bir rekâbet de sürüp gidiyordu.
892 yılında hilafet merkezinin tekrar Bağdata nakli, Türklerin devlet idaresindeki nüfuzunu bir dereceye kadar kırmıştır. Fakat bir müddet sonra 936 yılında Halife El-Radi, Raik El-Hazariyi geniş selayetlerle Emir-ül-ümera tayin edince Türk nüfuzu yeniden kuvvetlendi. Bu durum Beçkem ve Tûzunun Emir-ül-ümeralıkları da devam etmiştir.
Beçkem'in adı paralara basılıyordu. Türkler halifeliğe tahakküm ediyorlar, halifeleri iş başına getiriyor veya uzaklaştırıyorlardı. Daha sonra Bağdat Şiî Büveyhîler tarafından işgal edilince halifeler siyasi kuvvetlerini tamamen kaybettiler. (945). Abbasi Halifelerinin Büveyhilerin tahakkümünden Türk Hanedanı olan Selçuklular kurtarmıştır.
