SELÇUKLULAR'DA TEŞKİLAT, KÜLTÜR VE İMAR FAALİYETLERİ

Anadolu Selçuklu ordusunun başkumandanı Beylerbeyi veya Emîrü'l-ümerâ unvanı taşırdı. Ordu kumandanlarına Sübaşı (veya Sipahsâlar, serleşker) denirdi. Bunlar aynı zamanda bulundukları mıntıkaların emniyet ve asâyişini sağlamakla da meşgûl olurlardı. Türkmen kuvvetlerinin başında ise beyler bulunurdu. Selçuklular'da donanma kumandanlarına "Reisü'l-Bahr" veya "Melik üs-Sevâhil" (Sahiller kumandanı) denirdi. Donanma kumandanlarına ayrıca "Emîr-i Sevâhil"de denildiğini görüyoruz.

Selçuklular sünniliğin başlıca hanefî ve kısmen de şâfii mezhebini tercih etmişlerdir. Hanefîliğin Türk örf ve âdetlerine ve düşüncesine uyması tercih sebeblerinden biri ve devletin resmî mezhebi olmuştur. Selçuklular öteki mezheblere karşı da farklı muamelede bulunmadılar. Ancak İslâmiyeti tahribe çalışmakta olan Bâtınîler'e karşı mücadele ettiler.

Ayrıca Selçuklular zamanında devletin mezheblere ve dinî cereyanlara karşı belli bir siyaseti vardı. Buna göre, mezhebler ve cereyanlar arasında uyum korunmakta ve birbirleri ile mücadele etmeleri önlenmekteydi. Devletin din adamları üzerinde herhangi bir kontrolü veya tesiri söz konusu değildi. Hristiyan ve Musevî gibi gayr-i müslim unsurlara da din serbestîsi bakımından müsamaha gösterilmekteydi.

Selçuklular ilim ve kültürün gelişmesi için çok gayret sarf ettiler. Bunu sağlamak bakımından da Selçuklu hükümdar, vezir ve emirleri bir çok medreseler inşâ ettirdiler. Selçuklu sultanları'ndan Tuğrul Bey Nişâbur'da vezîr Kündürî Merv'de, Çağrı Bey yine Merv'de, Alp Arslan Bağdad'da, Muhammed b. Melikşâh Isfahan'da ve Tuğrul b. Muhammed Hemedân'da medreseler yaptırmışlardı. Ayrıca Vezîr Nizâm ül-Mülk de "Nizâmiye" olarak meşhur bir çok medrese yaptırmıştı. Bu medreselerin başında bulunan ve ders veren hocalara "müderris" denirdi.

Nizâm ül-Mülk'ün vakfiyesine göre medreselerde müderrislerden başka; bir vâiz, kütüphaneci, Kur'an okutmayı öğretmek üzere bir öğretmen, Arap dilini öğretecek bir gramerci görevli idiler. Büyük medreselerde müderrislik görevi çok önemli idi. Eğer bu görevde şöhretli bir ilim adamı bulunmakta ise, talebeler onunla beraber çalışmak için uzak mesafelerden gelmekte idiler. Devrin dinî eğitim yapan Selçuklu medreselerinde Kur'an, fıkıh, tefsir, hadis, nahiv, sarf, dil ve edebiyat gibi dersler okutuluyordu. Medreselerin giderlerini karşılamak üzere vakıflar tahsis edilmekteydi. İlmiyye teşkilâtı içinde dîn adamları, müderrislikten ayrı olarak, müftülük, şeyh ül-islâmlık, hatîblik ve imamlık gibi vazifeler yapmaktaydılar.

Devamı var

İleri