Ancak, ölümünden sonra yerine geçen oğlu Şi-pi (Shih-pi, 609-619) Gök-Türk haysiyetini biraz kurtarabildi. Bir Çinli prenses ile evlenmekle beraber bunu, Çinin Gök-Türk iç-işlerine müdahalesini önleyen bir paravana olarak kullandı. 5-6 yıl içinde Doğu Hakanlığı topraklarındaki dağınıklığı giderdi, batıda Tibete kadar, doğu da Amur nehrine kadar tekrar itaat altına aldı (615). Durumdan telâşa düşen imparator, Türk hanedan azası arasında ihtilâf çıkarmağa dayanan değişmez Çin plânını yeniden tatbike başladı.
Bu defa akıl hocası, hususî hile raporları hazırlayan ve batı için yazdığı eserler başlıca kaynaklardan sayılan elçi Pei-chü idi. Hâkanın küçük kardeşi Çi-ki-şada hâkanlık teklif edildi. Fakat milletinin perişanlığını ve Çin tahakkümünün rezaletlerini gören bu genç, teklifi, kendisine vaad edilen Çinli prensesle birlikte reddetti. Çinliler başka bir yol denediler.
Gök-Türk kumandanlarından birini pusuya düşürerek öldürdükten sonra, Hâkana, onun muhalefet maksadı ile kendilerine müracaat ettiğini, fakat aradaki dostluktan dolayı ortadan kaldırılmasını uygun bulduklarını bildirdiler. Gaye Hâkan Şi-pi ile Gök-Türk şeflerinin arasını açmaktı. Hâkan bu oyuna da gelmedi. Son hâdisenin Çin-Türk anlaşmasını bozduğunu ileri sürerek yıllık haracı kesti, savaşa hazırlandı.
Plânı, kuzey eyaletlerinde geziye çıkmış olan imparatoru baskın ile yakalamaktı. Fakat baskın haberi Ötükende bulunan ve yukarıda sıra ile üç hâkana zevcelik ettiğini söylediğimiz Çinli prenses tarafından, gizlice Çine ulaştırıldığı için, süratle geri dönmeğe çalışan imparator, takipçi Gök-Türk süvarileri tarafından Şan-side Yenmen (bugün Tai-hien) şehrinde kuşatıldı, Yesinden ağladığı rivayet edilen imparator Yang-tinin imdadına yine aynı prenses yetişti: Gök-Türk ülkesinde büyük bir isyan çıktığı söylentisini yayarak Türk ordusunun geri çekilmesini sağladı(615).