Aslında çöl, ova, dağ değil yayla iklimine alışık bozkır halkı olan ve bozkırlarda kurulup gelişen kültürün taşıyıcısı bulunan Türklerin, yayılmaları esnasında, çoğunlukla bozkır ortamının dışındaki sınırlarda durakladıkları, ormanlık, çok sıcak veya rutubetli bölgelere pek girmedikleri görülmektedir. Kendi hayat tarzlarına uymayan yabancı bölgelere nüfuz etmiş Türk zümrelerinin ise, oralarda fazla barınamamaları ve çok kere varlıklarını kaybetmeleri bu açıdan dikkat çekicidir (Çinde Tabgaçlar, Batı Avrupada Hunlar, Balkanlarda Bulgarlar, Kuzey Hindistanda çeşitli Türk devletleri vb. gibi).
itibarla Türklerin irili ufaklı siyasî kuruluşlar meydana getirerek varlıklarını uzun müddet sürdürdükleri saha, Kuzey Çinden başlayarak bütün Orta Asyayı, İranı ve Anadoluyu içine alacak şekilde Avrupada Tuna dirseğine kadar geniş bir kuşak halinde devam eder. Bugün bile Türk toplulukları umumiyetle aynı Kuzey Çin-Orta Avrupa kuşağı üzerinde yaşamaktadırlar.
